Sultan Özer

Siyasetin, ekonominin, bürokrasinin merkezi Ankara. Bu nedenledir belki,  “gri bir kent” olarak ifade edilip, ‘soğuk’ bulunur. Ama Ankara her zaman bu soğuk yüzüyle değil, kültürel -sanatsal etkinlikleriyle de öne çıkar.

Ankara’nın bu bürokrat yüzünü örten, ona renk katan etkinliklerden biri de Ankara Olgunlaşma Enstitüsü Kuyumculuk Teknolojisi Alanı Takı Çizimi ve Üretimi Kursu ile Mine Teknikleri Kursu öğrencilerinin üretimlerinin sergisi.

Daha çok kadınların katıldığı kurslarda üretilen ürünler, Ankara Barosu Atilla Sav Sanat Galerisi’nde beğeniye açıldı. Kuyumculuk ve Mine Teknikleri kurslarına katılan öğrencilerin bir yıllık üretimleri görücüye çıktı.

Her iki kursun da öğretmenliğini yapan Didem Özkorucuklu, “Burada iki kursun ürünlerini sergiliyoruz. Biri mine. Cam tozları ile yapılan bir teknik. Sıcak fırınlarda fırınlanıyor. Diğeri de kuyumculuk, takı tasarım” diyerek kurslar hakkında bilgi verdi.

‘ÜRETMEK GÜZEL’ 

Amaçlarının, hobiden ziyade bir meslek edindirmek olduğunu belirten Didem Özkorucuklu, bu kurslar sayesinde kadınların bir meslek edinip, ekonomiye kazandırıldığını söyledi. Didem Özkorucuklu, kurslara katılan öğrencilerin daha sonra ya evlerinde, ya da gruplar halinde küçük atölyelerde bu işi sürdürdüklerini anlattı. Kurslar sonunda Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifika verdiklerini de belirten Özkorucuklu, el sanatları konusunda 21 yıllık öğretmen olduğunu, 6 yıldır da Olgunlaşma Enstitüsü’nde öğretmenliği sürdürdüğünü söyledi. Özkoruculuklu “Ben de bu mesleği, bu bölüme gelerek öğrendim. 6 senedir de burada ders veriyorum. Bu işin meraklılarına her zaman şunu söylerim, önemli olan hobi ve meslek edinmek.  İyi bir meslek edinebilirler Ankara Olgunlaşma Enstitüsü’nde. Üretmek, üretime katkıda bulunmak her zaman güzel çünkü”  diye konuştu.

‘SICAK MİNE İLE GÜMÜŞÜ BULUŞTURMAK’

Mine kursunda yaptıkları ürünleri sergileyen öğrencilerden Nuray Özyurt da tüm ev kadınlarına seslenerek, “evde boş oturmasınlar. Bunu sadece hobi olarak da düşünmesinler. Burada ürünlerimizi sergiliyoruz, satış da yapabiliyoruz” dedi. 50 yaşında ev kadını olduğunu ama asla durmadığını, sürekli ürettiğini belirten Özyurt, “Kadınlar üretirse bu ülke bir yerlere gelir. Bu ülkenin kurtuluşu da gençler ve kadınlarda” görüşünde.

Bundan sonraki amacının kuyumculuk kursuna da gidip, gümüş ve sıcak mineyi birleştirmek olduğunu belirten Nuray Özyurt, “Üstüne katarak gidiyoruz” dedi.

YOĞUN İŞ HAYATINDAN SONRA ALINAN NEFES

Sinem Şenel de kuyumculuk öğrencisi. Yoğun bir çalışma hayatından emekli olduktan sonra kuyumculuğa merak sarmış. Önce yaz kursuna katıldığını, çok keyif alınca devam ettiğini ifade eden Şenel, “Şimdi açıkçası kendi tasarlayıp, ürettiğim bir objenin başka biri tarafından değer biçilip, beğenilip alınmak istenmesi beni çok tatmin ediyor” dedi.

Ankaralıların beğenisine sunulan sergi, 26 Mayıs günü akşamına kadar açık kalacak.