Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan, 24 Haziran seçimlerine parti olarak katılamama nedenlerini; “Siyasi Partiler ve Seçim Yasalarının anti demokratik uygulamaları” olarak ifade etti. Parti olarak HDP ve Selahattin Demirtaş’a ilk destek açıklamasını yapan EMEP Genel Başkanı Gürkan, seçim sonuçlarına ilişkin, “7 Haziran havası estiğini” belirterek; “Yani hava demokrasiden  ve özgürlüklerden yana esiyor” dedi.

Hâlâ Gazeteciyiz

Seçimlere girmesi engellenen partilerden biri de, Türkiye siyasetinde 1996 yılından beri var olan Emek Partisi (EMEP). Genel Başkan Selma Gürkan, seçimlere girememelerini, “Siyasi partiler ve seçim yasasında yer alan antidemokratik maddelere” bağladı. Seçimlerde HDP ve Selahattin Demirtaş’a ilk desteğini açıklayan parti de olan EMEP.

EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, seçim sonuçlarına ilişkin bir rakam vermenin mümkün olmadığını, ancak bir 7 Haziran havasının olduğunu söyledi. “Yani hava demokrasiden ve özgürlüklerden yana esiyor” diyen Gürkan, seçim sürecini ve çalışmalarını HalaGazeteciyiz.net‘e değerlendirdi:

YSK’nın seçimlere katılması kararı verdiği partiler arasında partiniz EMEP yok. Neden?

Siyasi partiler ve seçim yasasında yer alan antidemokratik maddeler bu dönem EMEP’i seçim dışı bıraktı. Seçimlerden 6 ay önce, 41 ilde il teşkilatınızın olması ve bu 41 ilde ilçelerin üçte birinde örgütlenme zorunluluğu arandı. Ayrıca adrese dayalı üyelik sistemi ve yerel örgütlerin kongrelerini yapmış olması gibi daha önce dikkate alınmayan uygulamalarla Yargıtay, üyelikleri düşürebiliyor veya ilçe örgütlerini seçime girme yeterliliği kapsamında saymayabiliyor.  Bu antidemokratik düzenleme ve uygulamaların sonucu olarak EMEP seçim dışı kaldı ancak eksiklikleri hızla gidererek gerekli koşullar sağlandı. Demokratikleşme için siyasi partiler ve seçim yasası başta olmak üzere siyasal özgürlükleri güvence altına alacak düzenlemelerin bir gereklilik olduğu da ortada.

HDP’ye ve Demirtaş’a ilk desteği açıklayan partisiniz. Neden HDP, neden Demirtaş?

Partimiz, ülkenin içinde bulunduğu siyasal koşulları değerlendirerek bu kararı aldı. 24 Haziran’da tek adam tek parti yönetimine gidişe izin verilmemesi, acil siyasi bir görevdir. Çünkü bu seçimde ülkenin nasıl bir siyasal rejimle yönetileceğinin kararı verilmiş olacak. Cumhur ittifakının güçlü bir destekle sandıktan çıkması; demokratik hak ve özgürlüklerin tasfiyesinde siyasi iktidarın mevzilerini genişletmesi anlamına gelecektir. Parlamento oluşumunda, HDP’nin barajı aşması ya da baraj altı kalması belirleyici olacaktır. Cumhur ittifakının güçlü bir parlamento oluşumuyla sandıktan çıkmaması için HDP’nin barajı aşması şarttır.  Yüzde 10 seçim barajı, siyasi iktidarın HDP’yi baraj altında bırakma girişimleri gibi antidemokratik uygulamalar dikkate alındığında HDP’nin ve Demirtaş’ın desteklenmesini gerekli gördük. Elbette Kürt sorununun yeniden barışçıl bir çözüm sürecine girebilmesi açısından da Kürt halkının siyasi temsilcilerinin mecliste bulunmaları önemlidir.  Tüm bu gereklilikler sonucu HDP’nin barajı aşmasını ve Selahattin Demirtaş’ın güçlü bir destekle sandıktan çıkmasını önemli gördük ve destekleme kararı aldık.

Partinizden HDP listelerinde aday neden yok?

Demokrasi, barış, özgürlükler temelinde ortaklaşılacak talepler etrafında sağlanacak demokratik ittifak ve bu ittifakın ortak adayıyla seçime girilmesini gerekli görmüş, önemsemiştik. Ancak olmadı, olamadı. Gelinen süreçte en azından HDP ve destekleyenlerle asgari ortaklık sağlanmasını ve ittifak gücü olarak seçime girilmesini önemsedik, ancak  bu da gerçekleşmedi: Sonuç olarak biz de adaysız destekleme kararı aldık.

Nasıl bir seçim çalışması yürütüyorsunuz?

Emek Partisi olarak günlük faaliyetimizin bulunduğu sanayi havzalarında, fabrikalar, emekçi semtlerinde, gençlik ve kadın çalışmalarını sürdürdüğümüz alanlarda seçim dönemi daha yoğunlaştırılmış bir çalışma yürütüyoruz.  Bir taraftan siyasi iktidarın emek düşmanı, yağmacı, sömürücü, savaşçı ve yoksulluğu artıran politikalarını, grev başta olmak üzere getirilen yasakları teşhir ediyor; emekçileri kendi geleceği için mücadeleye ve örgütlenmeye çağırıyoruz. Bu siyasi çalışmalarımızı, “Emek Partisinde örgütlen, HDP’ye ve Selahattin Demirtaş’a oy ver” şeklinde yürütüyoruz. Çalışmalarımızda, “İşçiler, emekçiler, gençler, kadınlar; Emperyalizm ve tekellerin egemenliğine son vermek, halk iktidarını kurmak için Emek Partisi’nde birleşelim. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Selahattin Demirtaş’a, genel seçimlerde de HDP’ye oy verelim” çağrısı yapıyoruz.

İşçiler arasında yürüttüğünüz çalışmalarda neler söylüyorsunuz? İşçiler, emekçiler neden AK Parti’ye oy vermesin?

İşçi sınıfının grevlerini yasaklayan, 16 yıllık iktidarlarında sınıfın örgütlenme düzeyini aşama aşama düşüren bir siyasi iktidara işçiler, emekçiler yeniden neden evet desin? Hak isteyen, hakları için mücadele eden işçileri ‘terörist’ ya da ‘komplocu’ olarak gören bir siyasi anlayışa neden oy versin? 16 yıl boyunca emeğin haklarında en ufak ilerleme bir yana, çalışma saatlerinin arttığı, ücretlerin gerilediği, çalışma alanlarının işçiler için adeta can pazarına, iş cinayetlerinin katliama dönüştüğü politikalar uygulayanlara herhalde emekçilerin onay vermemesi gerekir.  Özetle AKP sermaye düzeninin usta bir partisidir ve uyguladığı politikalar da sermayenin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Emekçiler arasında farklılıkları derinleştiren, önyargıya dönüştüren, kutuplaştırıcı ve ayrıştırıcı siyaseti sermayenin her rengi ve kliği tarafından onay gören AKP ve Erdoğan’a sermayenin eleştirileri olsa da bu eleştiriler biçimseldir ve kendilerine tehdit boyutunda gördükleri söylem ve uygulamalarla sınırlıdır. Dolayısıyla işçi, emekçi, üretici köylü, küçük esnaf, küçük üretici gibi toplumsal katmanların siyasi olarak AKP’ye oy ve destek vermemesi gerekir. Sadece AKP değil hiçbir sermaye partisine oy vermemesi gerekir. Biriken ekonomik, sosyal ve siyasal sorunların kalıcı çözümünün adresi sermayenin farklı kliklerinin siyasi iktidarları değil, gerçek bir halk egemenliğine dayanan halk demokrasileridir.

Partinizin seçim beyannamesini açıkladınız? Ne vaad ediyorsunuz?

Partimizin “bize oy verin sorunları çözelim, sizi kurtaralım” gibi bir vaadi yoktur. Parlamento dahil yönetimin her kademesinde halkın egemenliğinin sağlandığı, gerçek bir laikliğin ve inanç özgürlüğünün gerçekleştiği, Kürt sorununun eşit haklarla, demokratik çözümünü esas alan, başta toplum ve aile içinde kadın- erkek eşitliği olmak üzere, yaşamın her alanında yurttaşların tam hak eşitliğinin sağlandığı, doğanın, tarihi varlıkların, çevrenin ve yeraltı-yerüstü kaynakların korunduğu, toplumsal üretim ve paylaşımı, temel hak ve özgürlükleri esas alan demokratik bir ülke için mücadele ve örgütlenme çağrısı yapıyoruz. Yani bu, birikmiş ekonomik, sosyal ve siyasal sorunların çözümü için halk egemenliğine dayanan halk iktidarı için mücadele bir yanıyla. Vaadler sistemiyle yürüyen siyaset düzeni aslında halkı siyasetten dışlamakta, oy vermeyle sınırlamaktadır. Biz emekçi sınıfların ve halkın siyasette özne olduğu bir siyasal rejim için mücadeleyi esas alıyoruz.

Ekonomik göstergeleri, Merkez Bankası’nın faiz artırımını ve önceden ‘eyy Merkez Bankası faizleri düşür’ diyen Erdoğan’ın bu kez faizlerin arttırılmasına sessizliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sermaye düzeninde “eeeyyyy” lerle ekonominin yönetilemeyeceğini Erdoğan’ın kendisi de biliyor. O nedenle İngiltere’de sermaye gruplarının temsilcileriyle yaptığı görüşmede biraz da iç siyasete oynayarak ‘yağdı, esti’ ama Bakan Şimşek ve MB Başkanı Çetinkaya aceleyle Erdoğan’ın arkasını toplamak için İngiltere’ye gittiler. Sermaye düzeninde piyasayı kişilerin inisiyatifi değil kendi kuralları belirler. İç siyaset için parlayan Erdoğan, piyasa kurallarının işleyişi devreye girdiğinde sessizce geriye çekilmektedir ve bu ilk defa olmuyor. Ancak daha önce iç siyasete seslenmek üzere keskin demeçler veren Erdoğan’ın bu mesajları  piyasaları fazla etkilemezken, bugün en ufak mesaj piyasa göstergelerinde karşılık buluyor. Erdoğan’ın sessizliğine değil ama bu arada 4-5 günlük kur iniş çıkışlarında kimlerin kasası doldu, kimlerin cebi boşaldı ona bakmak gerekir.

YSK’nın bölgede, HDP’nin yüzde 80’ler oranında oy aldığı yerlerdeki sandıkları taşıma kararı konusunda ne düşünüyorsunuz?

HDP’yi baraj altında bırakma hamlelerinden birisidir ve bu hamleyi boşa çıkartmak gerek. Elbette sandıkların taşındığı bölgede, halkın sandıklara taşınması için gerekli tedbirleri almak gerekir. Ama özellikle batıda HDP’nin barajı aşması için çaba sarfetmek gerekiyor.

Seçim güvenli bir ortamda yapılacak mı? Seçim güvenliği ve OHAL konusunda ne söylersiniz?

24 Haziran, seçim güvenliğinin en fazla sorun olduğu bir seçim olacak. OHAL koşullarında yapılacak bir seçimin güvenliği baştan problemlidir. Propaganda serbestisinin olmadığı, adayların eşit koşullarda yarışmadığı, üstelik Erdoğan’ın iktidarın bütün olanaklarını kullandığı, diğer adayların kendi olanaklarıyla çalışma yürüttüğü, adaylardan Selahattin Demirtaş’ın cezaevinde bulunduğu bir seçim sürecinden bahsediyoruz. Sandıkların güvenliğine dair kaygıları da eklediğimizde bu seçimde, seçim güvenliği kritik önemdedir. Bunun için de parti üyelerimiz sandık görevlisi veya müşahit olarak görev almak üzere başvurularını yaptılar. Ayrıca siyasi partilerin ve sivil inisiyatiflerin de içinde bulunduğu seçim güvenliği platformu teknik çalışmalarını sürdürüyor.

İçişleri Bakanının parti liderlerini tehdit eder tarzda ve sokak ağzıyla “battı mı” ifadesinde de kendini bulan siyaset dilini onaylıyor musunuz? Siyasetin dili böyle mi olmalı?

Maalesef siyasetin dili zaten sorunlu ve cinsiyetçi idi, AKP ile seviye iyice düştü. Erdoğan’ın başlattığı dil her düzeyde AKP’li siyasetçi tarafından sürdürülüyor. Siyasi iktidar mensuplarıyla sınırlı değil, muhalefet partileri de zaman zaman bu dili kullanıyor. Gelen tepkiler üzerine düzelten de var, aldırış etmeyen de. Ama siyaset dili meselesi de ayrıca mücadele konusudur.

Seçim sonuçları konusunda bir tahmininiz var mı?

İşçilerin, emekçilerin eğilimlerini bütünlüklü değerlendirecek veriler henüz oluşmadı. O nedenle yüzdelik tahminler dahil bu kısıtlılıkta seçim sonuçlarına dair tahmin objektif olmayabilir. Ancak bir 7 Haziran havası var. Yani hava demokrasiden ve özgürlüklerden yana esiyor diyebiliriz.