Ankara’da 24 Haziran seçiminde cumhurbaşkanlığını Erdoğan’ın, meclis çoğunluğunu da muhalefetin eline geçirmesinin ne anlama geleceğine ilişkin senaryoda neler olabileceğine bu kez meclis açısından bakıyoruz.

Hilal Köylü

Bu kez yine referans, 16 Nisan 2017’de toplumun yüzde 51.41’inin ‘evet’ oyununu alarak kabul edilen anayasa değişikliği referandumu olacak. 24 Haziran’da cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin birlikte yapılmasıyla Türkiye’de anayasa değişikliği referandumunun öngördüğü ‘cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi’ dönemi de başlamış olacak.

Anayasa değişikliği referandumuna toplumun yarısı karşı çıkarken; meclisin yetkilerinin sınırlandırılacağından, Türkiye’de ‘güçsüz bir meclis’ olacağından ve tüm yetkilerin cumhurbaşkanında toplanacağından şikayet etti. Bu şikayetin arkasında anayasa değişikliğinin meclis açısından öngördüğü dikkat çekici maddeler vardı. Anayasa değişikliğinin meclisle ilgili yeniliklerine bakıyoruz:

MECLİS’İN DENETİM YETKİSİ OLMAYACAK

Bakanlar Kurulu ve bakanları denetlemek görev ve yetkisi TBMM’nin görev ve yetkileri arasından çıkarıldı.

Bundan böyle; cumhurbaşkanı tarafından TBMM’ye geri gönderilen kanunun aynen kabulü ancak meclis üye tam sayısının salt çoğunluğu ile mümkün olacak.

“Ara verme veya tatil sırasında”, doğrudan doğruya Bakanlar Kurulu’nun istemi üzerine toplanabilen TBMM, bundan böyle yalnızca cumhurbaşkanı tarafından toplantıya çağırılabilecek.

TBMM bundan böyle ancak ‘toplumu ilgilendiren bir konuda genel görüşme yapabilecek.

Cumhurbaşkanı hakkında bir suç işlediği iddiasıyla soruşturma açılabilmesi ve Yüce Divan yargılamasının yolunun açılabilmesi TBMM’nin çok yüksek nitelikli çoğunluk kararıyla mümkün olabilecek.

Yeni sistemde meclisin işleyişinde hangi değişiklikler olacağına ilişkin bu maddelerin ne anlama geldiğini biraz daha ayrıntılandırıyoruz şimdi:

GENSORU YOK

TBMM’nin denetim yollarından biri olan bakanlar kurulunun veya bir bakanın düşürülebilmesi amacıyla verilen gensoru yeni sistemde olmayacak. Ancak cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında soruşturma talebinde bulunabilecek.

Vatana ihanetten dolayı TBMM üye tam sayısının en az üçte birinin teklifi üzerine, üye tam sayısının en az dörtte üçünün vereceği kararla suçlandırılan cumhurbaşkanı için yeni sistemde ‘cezai sorumluluk’ gelecek. Cumhurbaşkanı hakkında, bir suç işlediği iddiasıyla TBMM üye tam sayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilecek. Meclis önergeyi en geç bir ay içinde görüşecek, üye tam sayısının beşte üçünün gizli oyuyla soruşturma açılmasına karar verebilecek. Soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde, meclisteki partilerin güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının üç katı olarak gösterecekleri adaylar arasından her parti için ayrı ayrı ad çekme suretiyle kurulacak 15 kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılacak. Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu 2 ay içinde meclis başkanlığına sunacak. Rapor, genel kurulda görüşülecek, üye tam sayısının üçte ikisinin gizli oyuyla Yüce Divana sevk kararı alabilecek. Yüce Divan yargılaması 3 ay içinde tamamlanacak. Hakkında soruşturma açılmasına karar verilen cumhurbaşkanı, seçim kararı alamayacak. Yüce Divanda seçilmeye engel bir suçtan mahkum edilen cumhurbaşkanının görevi sona erecek.

Milletvekilleri ve bakanların yanıtlaması istemiyle sunulan yazılı soru önergesi, artık bakanlar ve cumhurbaşkanı yardımcılarına iletilecek. Milletvekilleri artık sözlü soru önergesi veremeyecek. TBMM; meclis araştırması ve genel görüşmeyle denetleme yetkisini kullanabilecek.

‘HER ŞEYE RAĞMEN’

İbrahim Kaboğlu

Anayasa hukukçusu Prof. İbrahim Kaboğlu, bu yeniliklerin ne anlama geldiğini anlatırken, 16 Nisan 2017 referandumuyla meclis yetkilerinin önemli bir bölümünün cumhurbaşkanlığına geçirildiğini öne sürüyor. Kaboğlu, anayasa değişikliğindeki  “Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri ile teşkilat yapısı, merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenir” maddesine dikkat çekiyor. Kaboğlu, “Bu yetki, Türkiye Cumhuriyeti’nin yeniden yapılandırılmasıdır” diyor ve yeni dönemde cumhurbaşkanının kontrolü altındaki meclisin ‘büyük sıkıntı’ yaşayacağını öngörüyor. Kaboğlu’na göre Millet İttifakı’nın (CHP, Saadet Partisi, İyi Parti, Demokrat Parti) ve HDP’nin mecliste çoğunluğu ele alması, anayasa değişikliği metninin ‘sürdürülemez özelliğini’ ortaya koyacak. Kaboğlu, “Cumhurbaşkanı kendi yetkisi ile yetinmek zorunda kalacak, meclis ise –Tamam sen aldın cumhurbaşkanlığını ama çoğunluğu da ben aldım- diyecek ve böylece bir denge kurulacak.  Yani; muhalefetin çoğunluğu ele geçirdiği bir meclisin 16 Nisan 2017’de kabul edilen anayasa değişikliği metnine rağmen cumhurbaşkanı karşısında hareket alanı olabilecek mi? Kaboğlu, bu soruyu “Evet var. Her şeye rağmen var” sözleriyle yanıtlıyor ve “Anayasa değişikliği metninde gri alanlar, çatışma alanları, açık alanlar var ama güçlü bir muhalefet TBMM’yi de güçlendirebilir. Bu süreçte muhalefetin birlikteliği Türkiye için hayati önem taşıyor” diyor.

‘GÜÇLER TEK ELDE’

Hikmet Sami Türk

Anayasa hukukçusu Prof. Hikmet Sami Türk ise anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanının yasama, yürütme ve yargıyı tek elde topladığını söylüyor. Türk, Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığını, muhalefetin de meclis çoğunluğunu kazanması durumunda muhalefetin hareket alanı olamayacağını düşünüyor. “Çünkü, kararname çıkarma yetkisiyle cumhurbaşkanı istediği her şeyi yapabilecek. Kanun bile yapabilecek. Hem de meclisin onayını almasına gerek kalmayacak. Denetim fonksiyonu tümüyle kaldırılmış bir meclisin cumhurbaşkanı karşısında yapabileceği bir şey yok” diyen Türk, bu senaryoda muhalefetin Erdoğan karşısında sadece psikolojik bir üstünlük elde edebileceğini söylüyor.