24 Haziran seçimleri, iki kutuplu bir Türkiye’yle beraber, daha milliyetçi/ muhafazakar bir parlamento yapısını da beraberinde getirdi.  Bu yapı ile izlenecek politikanın da daha sert, milliyetçi/muhafazakar politikalar olacağını, seçimlerden bir gün sonra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun HDP Eş Başkanı Pervin Buldan’ı tehdidi gösteriyor. Ana muhalefet açısından ise paramparça bir görüntü var.

Sibel Hürtaş

24 Haziran gecesi CHP Genel Merkezi’nin ikinci katından izlediğimiz Söğütözü manzarası; Türkiye’nin gerçek resmi olarak hafızalarımıza kazınacak önemli bir seçim fotoğrafıydı.

CHP Genel Merkezi’nin bahçesine, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşması için kurulan kürsü yerini, CHP bahçesini dolduran yüzlerce Partilinin öfke krizine bırakmıştı. O kürsüyü devirerek, binanın içine girip “Genel Başkandan bir açıklama bekleyen” seçmenlerin; abartılı tepkilerinin sadece bir kaldırım boyu arkasından; şarkılı, kornalı, gürültülü bir konvoy hemen arkada bulunan AKP Genel Merkezine doğru ilerliyordu.

İKİ KUTUPLU TÜRKİYE

CHP Genel Merkezi gece 02:00 sularında ışıklarını kapatırken, hemen arkasındaki AKP Genel Merkezi’nde Erdoğan’ın ışıklı balkon konuşması başladı. Bu görüntü gece boyu turladığımız Başkent sokaklarında da aynıydı. Çankaya’da büyük bir sessizlik ve karanlık; bazı ilçelerde ise gürültülü bir aydınlık vardı. Başkentteki sessiz ve gürültülü bölgeler; kesin çizgilerle birbirinden ayrılmış siyasi haritaların görüntüsüne benziyordu. Yüzde 52 oy alan Erdoğan taraftarlarının coşkusu karşısında, oy oranları yüzde 48’de kalan Erdoğan muhaliflerinin sessizliği; sadece seçim sonuçlarının yarattığı bir yengi/yenilgi atmosferinden daha fazla bir yıkım/zafer havasını gösteriyordu.

PARAMPARÇA MUHALEFET

O gece ana muhalefetin genel merkez binalarının giriş katına sıkışan öfkesi çok kısa bir süre sonra eyleme dönüştü. CHP Genel Merkezi önünde başlayan cılız oturma eylemi; Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu taraftarlarının da Genel Merkez önüne geleceği haberleri üzerine 24 saatte apar topar bitirildi. Kemal Kılıçdaroğlu “Koltuk sevdası olanların Partimizde yeri yok” açıklamasını yapıp, hemen ardından Parti Meclisi’ne Disiplin talimatı verdi. Bu tavrını, tabanına “yerel seçimlere doğru Parti içi tartışmalar bizi zayıflatır” mesajıyla anlatmaya çalışsa da Kılıçdaroğlu, yeni bir parti içi muhalefet dalgasıyla karşılaşmak istemediğini net olarak ortaya koydu.

CUMHURIYET HALK PARTISI CUMHURBASKANI ADAYI MUHARREM INCE GENEL MERKEZDE BASIN TOPLANTISI DUZENLEDI FOTOGRAF: ZIYA KOSEOGLU/CHP GENEL MERKEZI

Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce ise kararlı, 81 ili tek tek gezecek. 24 Haziran’da hiç beklenmedik bir çıkış yakalayan Muharrem İnce;  yönetime karşı bir dip dalga hareketi başlatabilirse CHP’de değişim kaçınılmaz olacak.

Ana muhalefette durum buyken; İyi Parti ve Saadet Partisi’nde de tartışmalar başladı. Öyle görünüyor ki; Türkiye’de bir sistem değişikliğinin kapısını açamayan 24 Haziran seçimleri muhalefeti paramparça edecek bir rüzgarı peşinden getirdi.

24 Haziran sonrası siyasi partilerin politikalarında değişiklikler olacak mı? CHP Muharrem İnce’nin sürükleyeceği muhtemel dip dalgaya teslim olmaz ise 3-4 Şubat 2018’de gerçekleştirdiği kongrede ortaya koyduğu yeni yönetim ve 24 Haziran’da yenilenen milletvekili listesine bakıldığında; temsil ettiği sosyal demokrat çizgisinden daha sağa savrulduğunu söylemek mümkün.

CHP’nin “sağ” bloğa katkısı sadece yönetim ve politikalarıyla sınırlı değil. CHP sayesinde 2 “sağ” partinin de Meclis’e girdiğini gözden kaçırmamak gerekir. CHP’nin başını çektiği Millet İttifakı sayesinde kendisini milliyetçi olarak nitelendiren İyi Parti Meclis’te 46 milletvekili; muhafazakar olarak tanımlayan Saadet Partisi ise 2 milletvekili ile temsil edilecek.

MİLLİYETÇİ-MUHAFAZAKAR POLİTİKA

AK Parti’nin önümüzdeki dönem izleyeceği politikanın, daha sert bir milliyetçi/muhafazakar politika olacağını söylemek de zor değil. Açıkçası henüz seçimlerden bir gün sonra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun HDP Eş Başkanı Pervin Buldan’ı arayarak, tehdit etmesi bile gelecek dönemin çatışmacı ruhunu ortaya koyması açısından önemli. AK Parti’nin sadece Ankara’nın üç bölgesinden çıkardığı ilk sıra milletvekilleri; Parti’nin yeni dönem Türk-İslam; milliyetçi-muhafazakar yol haritasının küçük bir fotoğrafı gibi. Ankara milletvekilleri MHP’nin kurucusu Tuğrul Türkeş’in oğlu Yıldırım Tuğrul Türkeş; Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici ve AK Parti’nin geçen dönemki Grup Başkanvekili Naci Bostancı…

Yeni dönemde Parlamento’da 8 siyasi parti temsil edilecek. AK Parti, MHP, Büyük Birlik Partisi, CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti ve HDP. Kendisini milliyetçi muhafazakar olarak tanımlayan 6 Parti ile giderek sağa yakınlaşan CHP’nin yer aldığı bir Parlamento’nun önümüzdeki dönem özellikle barış ve Kürt sorunu üzerine nasıl çözümler önereceği belirsiz. Kimilerine göre yeni sistemde Parlamento son derece etkisiz hale getirildiğinden, bunların önemi de yok. Zira Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Parlamento’nun politika üretemediği yeni bir yönetim modeli öngörüyor.

DÖRT BİLİNMEZLİ SİSTEM

Peki Hükümet sistemi tam olarak ne getiriyor? Sistemle ilgili uyum düzenlemeleri Yetki Kararnamesi ile gerçekleştirilecek. Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde Erdoğan ve kurmayları tarafından hazırlanacak kararnameler eliyle yeni sistem dizayn edilecek.

Yeni dönem Kabine’den Parlamento’ya; Bakanlıklardan merkez teşkilatlara ve yüksek yargıya kadar bir dizi yeni düzenleme içeriyor.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde, artık Başbakanlık makamı yok, Kabine ise dışarıdan atanacak. Cumhurbaşkanı Kabine üyelerini tek tek kendi belirleyecek. Kabinenin, Parlamento’dan güven oyu almasına gerek olmayacak. Yeni sistemde Cumhurbaşkanı Yardımcıları da yer alıyor. Bu yardımcılar da Parlamento dışından doğrudan Erdoğan tarafından atanacak isimler olacak.

Peki Kabine Meclis çalışmalarına katılacak mı; Cumhurbaşkanı Yardımcılarının görev ve yetki alanları nasıl sınırlandırılacak? İşte tüm bu soruların yanıtlarını Erdoğan tarafından çıkarılması beklenen Yetki Kararnamelerinde görecek Türkiye.

Anayasa Mahkemesi’nin de yapısı değişiyor. Yüksek Mahkeme artık 15 üyeli. Yüksek Mahkeme, artık Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin Anayasa’ya aykırılık iddialarını gündemine alabilecek. Kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal edebilecek ancak yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemeyecek.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne uygun olarak devlet yönetiminin nasıl şekilleneceği konusunda çok sayıda sorunun yanıtı; Yetki Kararnamelerini bekliyor.