Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle devletin teşkilat yapısı değiştirilirken, Türk dış politikası için ‘çok yönlü, alternatifli ve objektif’ politikalar üreten Dışişleri Bakanlığı’nın teşkilat yasası da kaldırıldı. Peki ne olacak bu Hariciye’nin hali? Dışişleri’nin eski, deneyimli diplomatları bu değişikliği Hala Gazeteciyiz.net’e değerlendiriyor.

Hilal Köylü

Teşkilat yasasının kaldırılmasıyla birlikte Cumhuriyet döneminden beri gelenekselleştirdiği liyakat sistemi ile devletin ‘en sarsılmaz’ kurumu olarak bilinen Dışişleri Bakanlığı’nda terfi-tayin sistemi baştan aşağı değişti.

Dışişleri Bakanlığı’nda en kritik makamlarda görev yapmış çok sayıda isim “Türkiye’ye büyük kötülük yapılmıştır. Bakanlığın doğru ve gerçekçi politika üretmesi bundan böyle imkansızdır” eleştirisini getiriyor ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Dışişleri’ne müdahale etmeyin” çağrısı yapıyor.

‘TÜRKİYE’YE BÜYÜK KÖTÜLÜK’

“Demokrat Parti 10 yıl iktidara geldi. Demokrat Parti bile Dışişleri’nin yapısına dokunmadı. Çünkü Türk diplomasisi vatansever, dünyayı iyi bilen, saygın ve kaliteli personeliyle tüm dünyada örnek gösterilir. Türkiye’deki bütün çalkantılar içinde ayakta kalan ve politika üreten tek kurum Dışişleri’dir. Ama şimdi siz ona müdahale ediyorsunuz. Bu, Türkiye’ye büyük kötülük yapmaktır. Yazık olmuştur.”

Hikmet Çetin

Bu sözler 2011-2014 yılları arasında Dışişleri Bakanlığı görevi de yapmış olan Türkiye’nin dünyaca ünlü ekonomist, diplomat, siyaset ve devlet adamı Hikmet Çetin’e ait. Çetin, 2004’te NATO’nun Afganistan’daki Kıdemli Sivil Temsilcisi olduğunda tüm dünya Türkiye’nin başarısını konuşmuştu. Dışişleri Bakanlığı’nı çok iyi bilen, meslek memurlarından idari personeline kadar bakanlığı oluşturan her birimin Türkiye için vazgeçilmez olduğuna inan Çetin, Dışişleri Bakanlığı’nın teşkilat yasasının kaldırılmasını “Bir cumhuriyet geleneğinin yok edilmesi, Türkiye’ye zarar verilmesi” olarak tanımlıyor. Peki; teşkilat yasasının değişmesiyle temelde neler oluyor?

ÖZEL SEKTÖRDEN YA DA BAŞKA KURUMLARDAN DIŞİŞLERİ’NE TAYİN

Çıkarılan bir cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile üst kademe kamu yöneticileri için standart ölçüler getirildi ve kendi özel teşkilat yasası kaldırılan Dışişleri Bakanlığı da bu sisteme dahil edildi.

Yeni sistem, kamu kuruluşlarında kurum dışından atamaları mümkün kılıyor, Dışişleri Bakanlığı da bundan istisna tutulmuyor. Böylelikle, merkezde diplomatların üstlendikleri görevler için bakanlık dışından atamaların önü açılıyor.

Mevcut durumda yurtdışına büyükelçi ünvanıyla gitmek için zaten meslek memuru olma zorunluğu yok. Bu uygulama geçmişte sınırlı uygulanmış olsa da, AK Parti döneminde daha yaygın hale geldi. Bugün, meslek memuru olmadığı halde yurtdışına 12 büyükelçi bu uygulamayla atanmış durumda. AK Parti kurucularından Murat Mercan Tokyo’da, Merve Kavakçı da Malezya’da görev yapıyor. Böylesi bir uygulama olsa da, Dışişleri’nin merkez teşkilatı, yani Ankara, bakanlık yasası gereğince bugüne kadar dışarıdan atamalara hep kapalı tutuldu. Merkezdeki müsteşar, müsteşar yardımcısı, genel müdür, daire başkanı gibi makamlara hep bakanlık içinden yetişmiş, Dışişleri geleneğini bilen diplomatlar atandı. İşte; yeni cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile bu uygulama da kaldırıldı. Yeni sistemde müsteşar ve müsteşar yardımcılıklarının kaldırılmasının yanı sıra kamuda ya da özel sektörde en az beş yıl hizmeti bulunanlar dışişleri merkez teşkilatındaki genel müdür, genel müdür yardımcılığı, daire başkanlığı gibi kadrolara atanabilecekler. Örneğin Devlet Su İşleri’nde 5 yıl ya da turizm sektöründe 5 yıl hizmeti olan birisi Dışişleri merkez teşkilatındaki kritik pozisyonlara atanabilecek.

‘BAKANLIK SİYASİLEŞİYOR’

Hikmet Çetin, bütün bu düzenlemeleri “Dışişleri’ne siyaset sokmak ve Dışişleri’nin standartlarını altüst etmek” olarak değerlendiriyor ve “Liyakat Dışişleri’nin vazgeçilmeziydi. Diplomatlık mesleği, kamudaki düzenlemelerle elden geçirilemez” diyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararnameleri yeniden incelemesinin şart olduğunu anlatan Çetin, “Türkiye’ye büyük kötülük yapılıyor, büyük yazık oluyor. Ne yaptığınıza bir bakın” çağrısında bulunuyor.

‘ÇOK ACIKLI BİR DURUM’

Aydın Adnan Sezgin

Aydın Sezgin, emekli bir büyükelçi. Şimdilerde İyi Parti’de siyaset yapıyor. Dışişleri Bakanlığı’nın teşkilat yasasının ortadan kaldırılmasını “Çok açıklı bir durum” diye nitelendiriyor. “Kamu yararı için çalışan bir devlet varsa onu korumak adına söylüyorum. Kendi mesleğimi korumak adına konuşmuyorum. Liyakat bir cumhuriyet geleneğidir ve Dışişleri sözkonusu olduğunda Türkiye’nin saygınlığını, sağlamlığını ifade eder” diyen Sezgin, dünyanın bütün ülkelerinde dışarıdan büyükelçi atamalarının yapıldığını ama merkez teşkilatına dokunulmadığını söylüyor. Sezgin, “Merkez teşkilatına dokunmak vahim bir hatadır. Hafızayı tahrip etmektir. Birikimi yıkmaktır” uyarısı yapıyor ve Dışişleri’yle ilgili düzenlemenin gözden geçirilmesini istiyor.

‘SİYASİ TAYİN-TERFİ YAPILACAK’

Öztürk Yılmaz

Dışişleri Bakanlığı’ndaki büyükelçilik görevinden siyasete geçmiş bir başka isim: CHP’li Öztürk Yılmaz. Müsteşarların ve müsteşar yardımcılıklarının kaldırılmasıyla Dışişleri Bakanlığı’nın kurumsal yapısının ‘tamamen zayıflatıldığını’ düşünüyor Yılmaz. Öztürk Yılmaz, “Sistem bir kişiye bağlı olduğu için bakanlık bundan böyle doğru, gerçekçi politika üretemez. Bakanlığın üstündeki baskı daha da artacaktır” diyor. Yılmaz, tayin ve terfilerde kurum dışı yapılacak atamalarla da ‘diplomasi kültürünün’ ortadan kaldırılacağına dikkat çekiyor ve “Türkiye’nin uluslararası düzeyde başına bela olacak politikalar üretilecek. İşi, konuyu bilmeyen insanların dış politika üretmesini beklemek yanlış olur” uyarısı yapıyor. Bakanlığa yapılacak tayin ve terfilerin takipçisi olacaklarını söyleyen Yılmaz, “Biz, yapılan yanlışları bu devleti korumak adına söylemeye devam edeceğiz. Yanlışta ısrar etmek Türkiye’ye zarar verir, herkesin bunu anlaması lazım” diyor.