Parlamento’dan çıkan Terörle Mücadele Paketi, Olağanüstü Hal rejimini kalıcılaştırdığı gerekçesiyle eleştiriliyor. Özellikle Valilere ve kurum yöneticilerine verilen geniş haklar karşısında Türkiye’nin OHAL rejiminden daha da ağır bir sürece girdiği söylenebilir. Zira OHAL Anayasal bir yönetim olarak Meclis denetimine tabi iken; bu yasa ise Valiliklerin insiyatifine bırakılan denetimsiz bir OHAL sunuyor.

Sibel Hürtaş

15 Temmuz darbe girişiminin ardından 21 Temmuz 2016’da 3 aylığına ilan edilen Olağanüstü Hal rejimi 18 Temmuz 2018 tarihinde tamamen kaldırıldı. Ama hemen ardından Parlamento’da kabul edilen Terörle Mücadele Paketi, OHAL’i daha da ağırlaştırdığı gerekçesiyle eleştiriliyor. Eleştirinin temelinde ise OHAL boyunca süren kamudan ihraçların devam etmesi ve valilere geniş yetkiler tanınmasına ilişkin düzenlemeler var.

Resmi Gazete’de yayımlanarak, yürürlüğe girecek olan yasa ile valilerin yetkileri oldukça genişletiliyor.

VALİLERE VERİLEN YETKİLER

Valilere verilen yetkilerin başında güvenlikli bölgeler oluşturulması geliyor. Yasa ile valiler bundan böyle, bir bölgeye giriş çıkışları 15 gün süreyle yasaklayabilecekler. Yerleşim yerlerini gerekli görülen hallerde boşaltmak ya da nakletmek de verilen yetkiler arasında. Valiler, belirli yerlerde veya saatlerde kişilerin dolaşmalarını, toplanmalarını ve araç seyirlerini de düzenleyebilecek.

Teklifin sahibi AK Parti, Valilere verilen yetkileri Fransa benzetmesi ile savunuyor. Zira Paris’te 2015 yılında yaşanan terör olaylarının ardından ilan edilen OHAL düzenlemeleri arasında yer alan bu yetki de OHAL’in sona ermesinin ardından yasalaşmıştı. AK Parti, düzenlemeyi Fransız usulü ile karşılaştırsa da arada bir fark var. Fransa’da valilerin yetkisi senato denetiminde; yeni düzenleme ile Türkiye’de valilerin bu yetkisinin nasıl denetleneceği ise kuşkulu.

EYLEMLERE KISITLAMA

Toplantı ve Gösteri Yürüyüşlerine de kısıtlama getiriliyor. Valiler, “vatandaşların günlük yaşamlarını aşırı ve katlanılamaz derecede zorlaştırdığı” gerekçesiyle toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yasaklayabilecek. Yasa yapma tekniği açısından ifadelerin oldukça muğlak kalması nedeniyle bu düzenleme de eleştiriliyor. CHP Milletvekili Zeynel Emre, “böyle muallak ifadelerle insanların toplantı ve gösteri hakkı nasıl engellenebilir?” diye tepki gösteriyor. Yasa bu haliyle Valilere, bir insan hakkı olarak toplantı ve gösteri yürüşü hakkı konusunda geniş bir inisiyatif sağlarken; Anayasa Mahkemesi’nin şimdiye kadar bu konuda verdiği çok sayıda önemli kararı da etkisizleştiriyor.

Gözaltı süresi 48 saate, toplu gözaltılarda ise 4 güne çıkarılıyor. AK Parti, Avrupa Birliği ile uyum sürecinde gözaltı süresini 24 saate düşürerek, önemli bir adım atmıştı. Şimdi bu kazanımlar da bir tarafa atılmış oldu.

İHRAÇLAR SÜRECEK

Yeni düzenleme ile kamuda ihraçlar da sürecek. 2 yıllık Olağanüstü Hal süresinde 125 bin kamu emekçisi terör örgütleriyle iltisaklı gösterilerek, kamudan atılmıştı. OHAL’in sona ermesiyle birlikte bu ihraçların da sona ereceği düşünülüyordu ama yeni yasa ihraçlar konusunda daha geniş bir yetki alanı sunuyor.

Yasa ile Anayasa Mahkemesi, Sayıştay, Hakimler ve Savcılar Kurulu’ndan tüm Bakanlıklara, yükseköğretim kurumlarına ve valiliklere ihraç yetkisi veriliyor. Yasanın 3 yıl boyunca yürürlükte kalacak bu geçici maddesi uyarınca, tüm kamu kurumlarında kurulacak Komisyon eliyle kamudan ihraçlar yapılabilecek. Üstelik bu ihraçlar için mahkeme kararına da ihtiyaç duyulmayacak.

KAMUYA GERİ DÖNENLER

Yasadaki ihraçlara ilişkin diğer bir düzenleme de geri dönüşlerle ilgili. OHAL Komisyonu ihraç edilen bir kamu personelinin haksız yere işinden edildiğine karar verirse bu kişiler aynı işe geri dönemeyecek. Kurumlarda açılan araştırma merkezlerinde istihdam edilecekler. Yasa bu haliyle Hükümetin kendi eliyle kurduğu OHAL Komisyonu’nu da etkisizleştiriyor. Muhalefetin “sürgün merkezleri” diyerek eleştirdiği Araştırma Merkezleri’nin ne iş yapacağı da belli değil.

OHAL KALICI HALE GETİRİLİYOR

Yeni yasa ile getirilen düzenlemeler Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yetkileri ile birlikte ele alındığında, “OHAL’in kalıcılaştığı” yorumlarını da beraberinde getiriyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte Cumhurbaşkanlığı’na hemen her konuda kararname çıkarma yetkisi veriliyor. Cumhurbaşkanlığı’nın grev yasakları gibi ekonomik sosyal haklar konusunda kararname çıkarma yetkisi gözönüne alındığında, Türkiye önümüzdeki dönemde, grev yasaklarından kamu ihraçlarına; toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kısıtlanmasından, belirlenen bölgeleri güvenlik bölgesi ilan etmesine kadar çok sayıda düzenleme OHAL dönemindeki düzenlemeleri aratmıyor.

‘AĞIRLAŞTIRILMIŞ OHAL’

CHP Milletvekili Anayasa Profesörü İbrahim Kaboğlu, bu yetkilerin birlikte ele alındığında, Türkiye’nin OHAL sürecinden bile kötü bir döneme geçtiğine işaret ediyor. Kaboğlu, bu yetkileri “Ağırlaştırılmış OHAL” olarak yorumluyor.

İbrahim Özden Kabaoğlu

HDP Milletvekili Ayşe Acar Başaran ise düzenlemeyi, “Valiliklerin inisiyatifine bırakılan denetimsiz, sınırsız bir OHAL” olarak yorumluyor.

Ayşe Acar Başaran

CHP Yasa’nın tümüyle Anayasa’ya aykırı olduğunu belirtiyor. CHP’ye göre toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasasından iş güvenliğine kadar her konuda Anayasa aykırı olan bu paket, Türkiye’de yıllar boyunca elde edilen kazanımları da bir tarafa atıyor.

OYLAMASI DA TARTIŞMALI

Paketin içeriği kadar şeklen de Anayasa ve Yasaya aykırılıklarla dolu bir tartışma sürecinin yaşandığını belirtelim. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yürürlüğe girmesi ile birlikte yasalardaki çok sayıda revize de gerçekleştirilememişti. Bunlardan biri Meclis’in Anayasası olarak kabul edilen Meclis İç Tüzüğü. Bu paket TBMM Genel Kurulu’na geldiği zaman İç Tüzüğe göre Hükümetin Parlamento’da olması gerekiyordu; yeni sisteme göre ise artık Hükümet’in Parlamento çalışmalarına katılmasına gerek yok. İşte Muhalefet buna da itiraz etti ve İç Tüzüğe uygun bir oylama için öncelikle uyum yasalarının çıkarılmasını istedi. Anayasa’da ise artık böyle bir düzenleme olmadığından muhalefetin tüm itirazlarına karşın İç Tüzüğe aykırı bir oylama ile yasa Meclis’te kabul edildi.

BEKA VE ÖZGÜRLÜKLER TARTIŞMASI

Parlamento’daki tartışmalar şeklen böyleydi. İçerik olarak ise muhalefet ve iktidarın ideolojik/politik kutuplaşmasını tam olarak ortaya koyacak nitelikteydi. Hem Komisyon’da hem de Genel Kurul’da yapılan tartışmalarda, iktidarın tasarıyı savunurken en fazla dikkat çektiği konu “devletin bekası”; muhalefetin ise  “Anayasa ve insan hak ve özgürlükleri”ydi.

“Beka” hukuki bir terim olmamakla birlikte, yasama çalışmalarında yasaların dahi üzerine çıkmış bir terim olarak milletvekillerinin karşılarına konulmuş durumda. CHP ise bu düzenlemeyi tamamen Anayasa’ya aykırı buluyor, Anayasa’nın üstünde hiçbir gerekçe olamayacağını belirterek, Yüksek Mahkeme’ye gitmeye hazırlanıyor.

ANAYASA MAHKEMESİ’NE GÖTÜRÜLECEK

CHP, yasayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıyacağını açıkladı. Anayasa Mahkemesi, OHAL süresi boyunca çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameleri “denetleme yetkimiz yok” diyerek, reddetmişti. OHAL sona erdiği için Anayasa Mahkemesi’nin önünde bir mazeret bulunmuyor. Yüksek Mahkeme, bu yasaya bakmakla yükümlü olacak.