103 kişinin öldüğü, yüzlerce kişinin yaralandığı 10 Ekim Katliamıyla ilgili Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davasının karar duruşması bugün, sürgün edildiği Sincan’da başladı. 2 Ağustos’a kadar sürecek olan dava, iki yılı aşkın süredir devam ediyor. Davada dosya sayısı 186 klasöre ulaştı, klasörlerin içindeki belgeler Türkiye’deki IŞİD yapılanmasını gözler önüne serdi.

10 Ekim’de neler yaşandı, yargılanan sanıklar kim, bugüne kadar yargılamalar  nasıl yapıldı, avukatlar nelere itiraz etti… Hala Gazeteciyiz’den 10 Ekim dosyası…

Çınar Livane Özer

10 Ekim 2015…. O gün siyasi partiler, sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarının çağrısıyla ülkenin dört bir yanından gelen binlerce kişi ‘Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ için Ankara Tren Garı önünde toplandı. Sıhhıye’ye doğru yürünecek, meydanda yapılacak miting ile ‘barış’ çağrısı yapılacaktı. Saatler 10:04’ü gösteriyordu. Büyük bir patlama oldu.  Saniyeler sonra ikinci patlama…

Meydandaki miting havası bir anda kaybolmuştu. Yüzlerce insan yaralanmıştı. Yaralılara ilk müdahaleyi alandakiler yaptı. Patlama anında hayatını kaybedenlerin üzerine ‘barış’ yazan pankartlar örtüldü. Ambulanslar alana çok geç geldi. Gelenler de yaralıları taşımak için yeterli değildi. Ambulanslardan önce ise alana çevik kuvvet polisleri ve TOMA’lar geldi. Yaralılara yardım eden insanların üzerine gaz sıkıldı, tazyikli su ile müdahale edildi. Aslında her şeyin ötesinde orası olay yeriydi. Birçok delil polisin müdahalesi ile kaybolabilirdi.

‘GÜVENLİK AÇIĞI YOK’ DENİLDİ

Savcılar olay yerinde incelemeler yaptı. Adli tıp uzmanları kalan delilleri topladı. Bu sırada Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliği’nce saldırı hakkında yayın yasağı getirildi. Dönemin İçişleri Bakanı Selami Altınok, Adalet Bakanı Kenan İpek ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu basın açıklaması yaptı. Güvenlik zafiyetinin olmadığını savunan Altınok, bir gazetecinin “İstifa edecek misiniz?” sorusuna “Güvenlik açığı ile alakalı hiçbir şey söz konusu değildir” yanıtını verirken, Adalet Bakanı Kenan İpek’in gülmesi tepkilere neden oldu. Saldırıdan 4 gün sonra ise Ankara Emniyet Müdürü, İstihbarat Şube Müdürü ve Güvenlik Şube Müdürü görevden alındı. Ülkede 3 gün yas ilan edildi.

CANLI BOMBALAR ALANA NASIL GİRDİ?

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı saldırıyla ilgili soruşturma başlattı. Soruşturma dosyasına canlı bombaların 9 Ekim günü Gaziantep’ten iki araç ile yola çıktığı bilgisi girdi. Canlı bombalardan biri, 10 Ekim’den 3 gün önce 81 ilin emniyet müdürlüklerine hakkında ‘saldırı gerçekleştirebileceğine’ dair istihbarat notu gönderilen Yunus Emre Alagöz idi. Diğeri ise kimliği hala belirlenemeyen Suriye uyruklu bir kişi. İki canlı bomba Gölbaşı’nda araçlardan indi ve bir taksiye bindi. Miting alanına 10 dakika mesafede bulunan Balgat’taki bir kafeye giderek miting saatini beklediler. Daha sonra kontrol noktası kurulmayan, polis görevlendirmesi yapılmayan (ilk kez bir mitinginde polis görevlendirmesi yoktu) miting alanına girdiler.

MÜLKİYE MÜFETTİŞLERİ RAPORU

Soruşturma devam ederken, Mülkiye Başmüfettişleri emniyet görevlileri hakkında bir rapor hazırladı. Raporda, 1 Ocak 2015 ile 10 Ekim 2015 tarihleri arasında polis ve MİT’in canlı bomba saldırısı gerçekleşebileceğine yönelik 62 ayrı istihbarat notu geldiği kaydedildi. 10 Ekim’deki patlamadan 25 gün önce gelen istihbarat notunda ise IŞİD’in mitinglerde birden fazla canlı bomba ile eylem yapacağına dair bilgi yer alıyordu. Bu bilgi Ankara Emniyet Terörle Mücadele Şubesi Müdürü Hüseyin Özgür Gür tarafından üstlerinden ve mitingle ilgili önlem alan Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne iletilmediği belirtildi.

TUTUKLU 19 SANIK KİM?

Soruşturma 9 ay sürdü. 15’i tutuklu 36 kişi hakkında dava açıldı. Davanın ilerleyen duruşmalarında tutuklu sayısı 18’e yükseldi. Peki dava dosyasındaki belgelere göre, 10 Ekim Katliamı davasında tutuklu yargılanan sanıklar kim? Birbirleriyle ve katliamla nasıl bağlantıları var?

Yakup Şahin

Yakup Şahin: Örgüt içinde Nitrat ve patlayıcı satın alma, temin etme ve taşıma işlerini yapıyordu. 10 Ekim katliamını gerçekleştiren canlı bombalara rehberlik yapan 27 AVH 70 plakalı ikinci aracı kullanıyordu. Katliamdan 4 gün sonra, 14 Ekim’de, yakalandı. 16 Ekim’de etkin pişmanlıktan faydalanmak için yer gösterdi ve isim verdi. Ama ifadesi 17 Ekim’de alındı. Ancak mahkemede ilk ifadesinin yalan olduğunu, polis ve polis olmadığını belirten biriyle ifadeyi yazdıklarını söyledi ve  “Bana emniyette işkence ettiler. İfadeyi onlarla birlikte uydurduk. Suçluları bulamadıkları için kurtulmak için yaptılar” dedi.

Hakan Şahin: Yakup Şahin’in yeğeni ve kullandığı aracın ruhsat sahibi.  Katliamdan 2 gün önce sağlık kontrolü bahanesiyle keşif ve istihbarat yapması amacıyla Ankara’ya gönderildi. Katliamın olduğu Tren Garı’nın bulunduğu Maltepe bölgesinde katliam öncesi keşif yaptığı kamera görüntüleriyle tespit edildi. Bombacılara rehberlik yapan diğer sanıkların ifadelerine göre Hakan Şahin IŞİD üyesi. Gaziantep ve başka illerde de bilgi ve istihbarat toplamakla da görevli. Mahkemede “Cezaevine Bakanlık tarafından gönderildikleri söylenen bazı kişiler geldi. İfadem öncesinde savcılıkta söylemem gerekenleri anlattılar” dedi.

Hacı Ali Durmaz

Hacı Ali Durmaz: IŞİD’in Antep emiri ve katliamın planlayıcısı Yunus Durmaz’ın kardeşi. Suriye’de silah ve bomba yapımı eğitimi aldı. Örgütte ‘asker savaşçı’ olarak tanınıyor ve bomba yapımında görev alıyor. Katliamdan bir gün önce canlı bombaların bulunduğu evde yapılan toplantıya katıldı. Katliamdan 7 ay sonra Antep’teki hücre evine yapılan operasyonda kaçmaya çalışırken gözaltına alındı. Aynı operasyonda abisi Yunus Durmaz’ın kendisini patlattığı iddia edildi. Mahkemede, IŞİD’e katıldığını ve Suriye’de kimi bölgelerde çatışmalarda yer aldığını itiraf etti.

Abdulmuttalip Demir

Abdülmütalip Demir: Yunus Durmaz’ın kardeşi Gamze Durmaz ile evli. Örgütte depo sorumlusu ve eylemi yapacak olan kişilere patlayıcı devresi vermekle görevli. Suriye de örgütün askeri kamplarında bulundu. Katliam öncesinde, 9 Ekim’de, Antep’teki hücre evinde yapılan son toplantıya katıldı. 13 Ekim’de ise örgütün 2. hücre evi olarak kullandığı Rana Rezidansta Yunus Durmaz ve Talha Güneş̧ ile bir araya gelip durum değerlendirmesi yaptı.

Talha Güneş

Talha Güneş: Örgüt yöneticisi Ahmet Güneş’in kardeşi. Örgütte ödeme, bomba ve patlayıcı işlerinden sorumlu.  Hücre evinde eylemin nasıl yapılacağına ilişkin toplantılara katıldı, eylemin planlanmasında ve organizasyonunda görev aldı. Katliam sonrasında Yunus Durmaz ve Halil İbrahim Durgun’u Gaziantep’te 2.hücre evi olarak kullandığı yerde sakladı. 11 Ağustos 2016’da yakalanan Demir’in evinden kilolarca TNT, tabanca, canlı bomba yelekleri, elektrikli kumanda gibi malzemeler ele geçirildi. Ele geçirilen flaş bellekte Suriye’de bir kişinin öldürülmesine dair görüntülerin yer aldığı tespit edildi.

1 Mayıs 2016’da Antep Emniyet Müdürlüğüne bombalı saldırıyı gerçekleştiren İsmail Güneş’in kuzenidir.

Hüseyin Tunç

Hüseyin Tunç: Örgütün nakliye işlerini yapıyor, farklı araçlarla depolara patlayıcı maddeler taşıyordu. Katliamda kullanılan patlayıcı maddelerin temin edilmesinde ve taşınmasında görev aldı. Uzun yıllar Suriye’deki bazı bölgelerde çatışmalara katıldı. IŞİD yanlılarının örgütlendiği Gaziantep’teki Genç ENSAR ve Genç Muhavitler Derneklerinde örgütsel eğitim aldı. Mahkemedeki ifadesinde patlayıcı madde yapımında kullanılan Amonyum Nitratın satışı ve nakliyesinin yasak olmadığını savundu.

IŞİD’in Türkiye’de yoğun olarak saldırı gerçekleştirdiği 2015’te bir dosya kapsamında gözaltına alındı. 4 gün gözaltında kalan Tunç daha sonra serbest bırakıldı.

Resul Demir

Resul Demir: Gaziantep hücre yapılanmasının muhasebe işlerinden sorumlu. Örgütün şirketi olduğu iddia edilen Enes Plastik’te muhasebe işlerini de yürüttü. Halil İbrahim Durgun’un ortağı ve lise arkadaşı olarak kayıtlara geçti. Katliamdan sonra Durgun’un saklanmasını sağladı, Durgun’un kullandığı cep telefonunu farklı adresten sinyal vermesi için yanına aldı. 26 Ağustos’ta 2015’te katliamda kullanılan patlayıcı malzemelerin fotoğraflarını diğer örgüt üyelerine gönderdiği belirlendi. Mahkemede, “Dinimden dolayı yargılanıyorum. Allah’tan güçlü değilsiniz. Bugün sizden güçsüz olabilirim ama günü gelince siz de göreceksiniz” dedi. Sadece katliam sanıklarından Durgun ile iş ilişkisi olduğu yönünde savunma yapan Demir’in başka İŞİD dosyalarında da olduğu ortaya çıktı.

Halil İbrahim Alçay

İbrahim Halil Alçay: Gaziantep ve dışında bilgi ve istihbarat toplamakla görevli. Katliamı gerçekleştiren canlı bombaları şehre getiren 34 DM 8079 plakalı araç üzerine kayıtlı. Genç Medeniyet, Genç ENSAR ve diğer derneklerde örgütsel eğitim alan Alçay’ın dijital materyaller içinde diğer kişilere ”yakında kafirleri dağıtacak sürprizlerimiz var” seklinde mesaj gönderdiği tespit edildi.

Metin Akaltın

Metin Akaltın: Örgütün tüm işlerini organize ettiği ve örgüt adına talimat verdiği, ‘örgüt yöneticisi’ olduğu iddia ediliyor. Katliamdan bir gün önce canlı bombaların bulunduğu hücre evine gitti. Suriye’deki eğitim kamplarında görüntüleri olan Akaltın’a ait olduğu tespit edilen ve 14 Mayıs 2015 tarihinde, Gaziantep Oğuzeli ilçesindeki arazide bulunan sırt çantası içinde bomba düzeneğinde uzaktan kumanda, alıcı devre, patlayıcı yapımında kullanılan maddeler ve kimlikler ele geçirildi. Buna rağmen Akatlın, 16 Haziran 2015 tarihinde Antep Nüfus Müdürlüğüne başvurarak yeni kimlik edindi. Akatlın hakkındaki yakalama kararı ise Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 15 Temmuz 2015 tarihinde yani bomba malzemelerinin olduğu çantanın bulunmasından 2 ay sonra çıktı.

Katliamdan 4 gün sonra Burak Ormanoğlu ile birlikte yakalandı.

Burak Ormanoğlu

Burak Ormanoğlu: Türkiye’de eylem yapması için Suriye’den gönderildiği belirtildi. Örgüt evi olarak tespit edilen evde parmak izleri bulundu. Yunus Durmaz’ın katliam sonrasını değerlendirdiği notlara göre, Halil İbrahim Durgun‘un kaçmasına, saklanmasına olanak sağladı. Ayrıca Durgun ile Suriye’de çekilen fotoğrafları bulunmakta. Katliamdan 4 gün sonra Metin Akatlın ile alışveriş yaptığı sırada yakalandı. Üzerinden Halil İbrahim Durgun‘un bulunduğu evin adresi çıktı. Polislerin eve yaptığı operasyon sırasında Durgun‘un kendisini patlattığı öne sürüldü. Bu sırada evde olan Durgun‘un eşi Esin Altıntuğ Durgun ve Hatice Akatlın yakalandı. Evde çok sayıda silah, patlayıcı malzemesi, el bombası  ve canlı bomba yelekleri bulundu.

Esin Altıntuğ

Esin Altıntuğ Durgun: Halil İbrahim Durgun’ un eşi. Patlayıcı nitelikteki maddeleri, silahları ve bomba yapımında kullanılan malzemeleri muhafaza etmekle görevliydi. Üzerinde örgüte ait çok sayıda çek bulundu. Genç ENSAR ve Genç Muhavitler Derneği’ne gitmiş, örgütsel eğitim almış. Mahkemedeki bir ifadesinde eşi Halil İbrahim Durgun için, “Sağ yakalansaydı çok şey konuşacaktı. Bu yüzden öldürmek istediler ve öldürdüler” dedi.

Hatice Akaltın

Hatice Akaltın: Metin Akaltın’ın eşi. Suriye’de örgütsel eğitim aldı. Silahları ve bomba yapımında kullanılan malzemeleri muhafaza ediyordu.

Suphi Alpfidan

Suphi Alpfidan: Örgüte depo ve kiralık ev sağlamakla sorumlu. Dava dosyasına giren HTS kayıtlarına göre de örgütün yapacağı eylemlerden haberdardı. Canlı bombaları Ankara’ya getiren 27 AHV 70 plakalı araçta da parmak izleri bulundu. Örgütün aylık ödeme listesinde adı yer aldı. Katliamdan çok kısa bir süre sonra yasadışı yollardan yurtdışına çıktı, avukatının hakkında yakalama kararı olmadığını belirtmesi üzerine ülkeye döndü. İfadesinde Gaziantep Emniyetinin her şeyden haberdar olduğunu söyledi. Ancak emniyetten gelen yazıda bu bilgiler doğrulanmadı.

Yakup Yıldırım: Halil İbrahim Durgun ve Yunus Durmaz’ın emrinde çalıştı. Dava dosyasındaki tapelerin birinde abisi İshak Yıldırım kendisine “Hakan mı patlattı Ankara’yı” diyordu. Başka bir görüşmede ise “Hakan Ankara’da kendini patlattı” diyordu.

Mehmedin Baraç

Mehmedin Baraç: Suriye’deki çatışma bölgelerine en az 3 kere gitti. Bir ifadesinde “Benim Suriye’ye geçtiğimi istihbarat bilir. Kaydım var” diyordu. IŞİD’in Bingöl sorumlusu olduğu ve bu bölgede örgüte katılan kişileri Gaziantep yapılanmasıyla ilişkilendirerek Suriye’ye geçişlerini sağladığı belirtildi. Örgüt ile irtibat ve iltisaklı derneklerde görev aldı. Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığınca Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak suçundan dosyası bulunan Baraç’ın dosyası daha sonra 10 Ekim dosyası ile birleştirildi.

Nihat Ürkmez

Nihat Ürkmez: Suriye’deki çatışma bölgelerinde silahlı fotoğrafları bulundu. Yunus Durmaz’ın bilgisayarında İbrahim Durgun ve Suruç katliamı sanıklarından Şeyh Abdurrahman Alagöz ile fotoğrafları bulundu.

Abdülhamit Boz

Abdülhamit Boz: Yunus Durmaz’ın emrinde çalıştı. Örgüt yöneticisinden örgüt faaliyetleri için düzenli para aldı. Afganistan ve El Kaide kamplarında silahlı eğitim aldı.

Erman Ekici

Erman Ekici: IŞİD’in Türkiye askeri kanat sorumlusu olduğu belirtildi.

Gaziantep, Şanlıurfa, Elazığ̆ ve Malatya illerindeki örgütsel faaliyetlerin içinde bulundu. Hakkında açılmış ve yargılaması devam eden pek çok dava bulunuyor. Yunus Durmaz’a ait bir dokümanda katliamın talimatını getiren kişi olarak adı geçmekte. Tüm dava sanıkları ile örgüt faaliyetleri kapsamında irtibat ve ilişkisi olan Ekici, örgüt üyelerine talimat veren örgütsel organizasyon ve plan yapan kişi konumunda.

Yakup Karaoğlu

Yakup Karaoğlu: Depo, ev ve para teminini yöneten kişi. Katliamdan 7 gün sonra gözaltına alınıp  serbest bırakıldı. Üzerinde ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesinin ardından ise yeniden gözaltına alındı ve tutuklandı. Genç ENSAR ve Genç Muhavitler Derneği’ne gitti, buralarda örgütsel eğitim almış.

Davada firari olan 35 sanık var. Duruşma savcısı önceki  duruşmada firari sanıklar hakkında dosyanın ayrılmasını talep etti.