Milli Eğitim Bakanlığı’na eğitimci Ziya Selçuk’un getirilmesiyle birlikte dikkatler eğitim politikalarına çevrildi. Eğitim sendikaları yöneticileri  Selçuk’un eğitim sistemini yenilerken ‘saraydan bağımsız’ hareket etmesinin şart olduğuna dikkat çekiyor.

Ayça Onuralmış

Türkiye’de son 16 yıl içinde sınav sistemi 6 kez değiştirildi. Yoksul, emekçi ailelerin çocukları başta olmak üzere, kız çocukları, kırsal kesimde yaşayan çocuklar eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanamadığı gibi, önemli bir bölümü dini vakıf ve derneklerin kucağına itildi. Bölgesel, cinsel, sınıfsal eşitsizlikler, anadilde eğitim gibi en temel sorunlar çözülmedi, daha da derinleşti. Eğitim sisteminin hem içerik, hem de biçimsel olarak dini kural ve referanslara göre düzenlenmesi uygulamalarının artması ile eğitimde yaşanan ticarileşme ve öğrencileri özel okullara yönlendirme uygulamaları “Paran kadar oku” anlayışını güçlendirdi. Eğitimde yaşanan dinselleşmenin merkezinde yer alan ve siyasal istismar konusu yapılan imam hatip okulları en çok desteklenen okullar oldu.

YANLIŞ EĞİTİM POLİTİKALARI

Aysun Oral

Eğitim-Sen Genel Sekreteri Aysun Oral, sorunların temelinde eğitimde yaşanan yoğun ticarileştirme ve eğitimi dinselleştirme politikalarının geldiğini belirtiyor. Oral, “çocukların örgün eğitim sistemi dışına itilmesinin, taciz ve istismara uğramasının, taşımalı eğitimin, öğretmene şiddetin artmasının, çocukların dini cemaat ve vakıfların kreşlerine- yurtlarına yönlendirilmesinin, öğretmen atamalarındaki karmaşanın” en önemli sorunlar olduğuna dikkat çekiyor.

Orhan Yıldırım

Eğitim İş Genel Başkan Orhan Yıldırım da bu sorunlara ‘sınav sistemlerindeki ve müfredattaki değişikliklerin, dernek ve vakıflarla imzalanan protokollerin, personel istihdam sorunlarının, derslik açıkları, kalabalık sınıflar’ın eklenmesi gerektiğini belirtiyor.

TERFİLERDE YANDAŞLIK

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan da, ‘Benden olan-olmayan, bana biat eden-etmeyen’ anlayışının eğitimde ‘yerleşik hale geldiği’nden yakınıyor. Geylan, okulların büyük çoğunluğunun ‘kabiliyetsiz, ehil olmayan insanlar’ tarafından yönetildiğini ve bu nedenle eğitimde başarı sağlanamadığını dile getiriyor. Geylan, “Yönetici atamaları tek tek incelenerek usulsüzlükler ortaya çıkarılmalı. Bakanlık merkez ve taşra teşkilatlarının sendika/cemiyet/vakıf görünümlü çetelerden temizlenerek, eğitim çalışanlarının huzur içerisinde görevini yaptığı bir çalışma ortamı oluşturulmalı” diyor. Geylan, öğretmen alımlarının sadece KPSS puan üstünlüğüne göre yapılması gerektiğinin de altını çiziyor.

SARAY POLİTİKALARI’

Peki, yeni kabinede eğitim kökenli olması ile dikkat çeken Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk bu sorunlara çözüm üretebilir mi?

Eğitim Sen Genel Sekreteri Aysun Oral, yeni dönemde eğitim politikalarının ‘saray’da oluşturulacağını belirtirken, “Yeni dönemde eğitinde kamunun payı istikrarlı bir şekilde azaltılacak ve özel öğretimin payı çeşitli teşviklerle artırılacaktır” diyor.

Tarikat, cemaat ve vakıfların eğitim sistemindeki hakimiyeti yıkılmadan  Selçuk’un gereken reformları gerçekleştiremeyeceğini kaydeden Eğitim İş Genel Başkan Orhan Yıldırım da, eğitimin kamusal niteliğinin artırılması gerektiğini savunuyor. Yıldırım, “Ülkemizin geleceğini oluşturacak yeni kuşaklar din eğitimiyle değil, akıl, bilim ve sanat ortamında verilen eğitim sistemiyle yetiştirilmelidir” uyarısında bulunuyor.

Talip Geylan

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, Ziya Selçuk’un toplumda bir heyecan yarattığını savunurken, “Heyecan güzel, ama şimdi sıra bu heyecanın çalışanların motivasyonunu artırıcı yeni bir yönetim anlayışına evrilmesindedir”  diye konuşuyor.

İMAM HATİPLERE ZORLAMA VAR’

Sendikacılar, öğrencilerin imam hatiplere zorlandığını da gözlemlediklerini belirtirken, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu konuda daha dikkatli politikalar üretmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Öğrencilerin merkezi ve yerel yerleştirmede yapacakları tercihlerin en fazla 5 ile sınırlandırılmasının öğrencilerin seçme hakkını engellediğini dile getiren Eğitim Sen Genel Sekreteri Aysun Oral, farklı kayıt alanı uygulamasına son verilmesi ve öğrencilerin istedikleri okulları tercih edebilmesinin önünün açılması gerektiğini söylüyor. Öğrencilerin tercihleri alındıktan sonra yoğun olarak tercih edilen ve koşulları uygun olan okulların kontenjanlarının artırılması gerektiğini ifade eden Oral, “Bakanlık daha fazla mağduriyet oluşmaması için gerekli önlemleri derhal almalıdır” diyor.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan da liselere geçiş sınavının AK Parti iktidarı döneminde 4 kez değiştiğini anımsatıyor. Eğitim sisteminin deneme-yanılma tahtası olmadığını kaydeden Geylan, “Gerek sınavla gerekse sınavsız olarak liselere yerleşecek öğrenciler kesinlikle istemediği okullara yerleşecek. Başarılı öğrenciler dahi hedefledikleri okullara yerleşemeyecek. Tercih dayatmasına da karşıyız. Tercih dayatması, çocukların evinden uzak ve istemediği okullara gitmesine yol açacak” sözleriyle yaşanacak sorunları gözler önüne seriyor.