“Güvenlik” ve “salonun yetersizliği” gerekçeleriyle Sincan Cezaevi Kampüsüne taşınan On Ekim katliam davasının karar duruşmasında ikinci gün. Halagazeteciyiz.net olarak hazırladığımız On Ekim dosyasının ikincisinde, reddedilen talepler, adaletsizlikler ve yanıt bekleyen sorular yer alıyor.

Çınar Livane Özer

10 Ekim Katliamının soruşturma ve dava aşamasında avukatların pek çok talebi oldu. Avukatlara göre bu talepler, 10 Ekim’de yaşananların ortaya çıkarılmasının yanı sıra Türkiye’deki IŞİD örgütlenmesini, peş peşe gerçekleşen bombalı saldırıların birbirleriyle olan bağlantılarını ortaya çıkaracak, tutuklu olan 19, firari olan 35 sanık dışında başka kişilerin de sanık olarak yargılanmalarını sağlayacaktı. Ancak davanın görüldüğü 4. Ağır Ceza Mahkemesi, katılan avukatlarının birçok talebini reddetti.

SANIKLAR TEK TEK SORGULANMADI

O taleplerden biri, sanıkların mahkemede tek tek sorgulanmasıydı. Çünkü  sanıkların sorgusu sırasında sorulacak soru ve cevapların diğer sanıklarla irtibatlı bulunduğu ve bu nedenle sanık savunmalarını etkileyeceği düşünülüyordu. Ancak mahkeme bu talebi geri çevirdi.

Avukatların talebini somutlaştıran olaylardan biri davanın 2 Mayıs 2017’de yapılan duruşmasında yaşandı. Sanık Metin Akaltın’ın eşi sanık Hatice Akaltın çapraz sorguya alındı. Çapraz sorgusu başladığında müşteki avukatların sorularına cevap veren sanık Hatice Akaltın, eşinin ‘cevap verme’ şeklindeki müdahalesiyle sorulara cevap vermemeye başladı.

SANIKLARLA KONUŞANLAR, TANIKLAR DİNLENMEDİ

Katılan vekilleri, hemen hemen her duruşmada sanıkların ifadesinde ya da dava dosyasındaki tapelerde/belgelerde isimleri geçen bazı kişilerin saldırıyla bağlantıları olabilecekleri iddiası ile dinlenmesi talebinde bulundu. Ancak mahkeme bu taleplerin  de bir çoğunu reddetti.

Deniz Duman bunlardan biri. Esin Durgun’un ifadesinde adı geçiyor. Halil İbrahim Durgun kaçarken notları eşine getiren, Durgun’un kaçmasına ve saklanmasına yardım eden kişi. Mahkemede dinlenmesi, sanık olarak davada yer alması talepleri reddedildi. Avukatlar katliamdan sonra kaçma planının bu kişi üzerinden yapıldığı görüşünde.

IŞİD’CİLERİ SURİYE’YE GÖTÜREN ‘TAVUKÇU CUMA’

Katliamı organize ettiği öne sürülen ve Gaziantep’de düzenlenen baskın sırasında kendisini patlatarak öldüren Halil İbrahim Durgun’un eşi Esin Altıntuğ’un ifadelerinde adı geçen ve IŞİD’çileri Suriye’ye götürüp getirdiği iddia edilen “Tavukçu Cuma” lakaplı Cuma Dabanıyassı’nın da duruşmaya getirilmesini talep edilmişti, ancak o Gaziantep’ten SEGBİS ile dinlendi. Dabanıyassı’nın, Durgun’u Suriye’ye kaçırmaya çalıştığı iddia ediliyordu. Ancak kendisi ne Halil İbrahim Durgun’u ne de eşi Emel Altıntuğ’u tanımadığını söyledi. İfadesinin devamında beyanları çelişmeye başlayınca avukatlar davanın sanığı olması gerektiğini ifade ettiler. Tanığın tutuklanması yönündeki talep ise mahkemece reddedildi.

SUÇ DUYURULARI REDDEDİLDİ

10 Ekim katliamı sonrasında yaşanan süreçte, soruşturma ve dava aşamasında katılan avukatları, mağdur aileler her duruşmada emniyet görevlilerinin sorumluluğu olduğunu dile getirdi. Dosyaya giren mülkiye müfettişi raporlarında olduğu gibi bazı belgelerde de emniyetin saldırıya ilişkin istihbarat raporlarını dikkate almadığı ortaya konmuştu. Ankara Emniyet Müdürlüğünde görevli emniyet müdürlerinin tanık olarak dinlenmesi talepleriyle, ihmali olan kamu görevlileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulması talepleri mahkemece reddedildi. Mahkeme kararında, “talepler yerinde görülmemiştir” dedi.

Ayrıca Mahkeme, avukatların olaylardan haberdar olduğu sanık ifadeleri ile kayda geçmiş Antep Emniyet Müdürlüğü hakkındaki suç duyurusu talebini, bir kısım sanıkların HTS kayıtlarının istenmesi ve istihbarat raporlarının istenmesi taleplerini de reddetti.

SAĞLIK GÖREVLİLERİ DİNLENMEDİ

Katılan avukatları, katliamın olduğu gün alanda ve çevresinde görevlendirilen sağlık personelinin mahkemede tanık olarak dinlenmesini talep etti. Çünkü dava dosyasına giren belgelere göre, olayın ardından Sağlık Bakanlığı önünde bulunan ambulans yerinden ayrılmadı, patlama sonrasında 11 ambulans hiç yaralı almadı, saldırıdan yarım saat sonra sadece 9 ambulans geldi, ambulansların büyük bölümü de olay yerinden 1 kilometre uzaklıkta bekledi.

Katılan avukatları, mahkemenin talepleri görmezden geldiğini, dosyayı genişletecek neredeyse her talebi reddettiği, mahkeme heyetinin davanın “kamu görevlilerine” ulaşmaması adına bir çabası olduğu görüşündeler.

10 EKİM DERNEĞİ KAPATILDI

10 Ekim katliamında yaşamını yitirenlerin aileleri tarafından kurulan 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Şubat ayında, Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından kapatıldı. Kapatma kararına, “tüzüğündeki teknik eksikler” gerekçe gösterildi.

YANITSIZ SORULAR
10 Ekim davasının karar duruşması devam ederken, geride yanıtsız pek çok soru kaldı. Avukatların ve mağdur ailelerinin mahkemede sürekli dile getirdiği soruların bazıları şöyle:

  • Mahkemenin topladığı ve delil olarak dosyaya kazandırılmış olan iletişim tespiti dosyalarına ilişkin neden mahkeme işlem yapmadı?
  • -İhmali olduğu belirtilen kamu görevlileri hakkında neden suç duyurusunda bulunulmadı?
  • Devlet yetkilileri hakkında katılan avukatları tarafından yapılan suç duyurularının sonuçlarına yapılan itirazların sonuçları neden beklenmeden karar duruşmasına geçildi?
  • Sanıkların mahkemede isimlerini verdiği ya da sanıklarla bağlantıları dosyaya giren belgelerle sabitlenmiş olan kişiler hakkında neden işlem yapılmadı?
  • Dosyada X, Y olarak tanımlanan kişilerin neden kimlik tespitleri yapılmadı?
  • Bazı sanıklarla ilgili talep edilmesine rağmen neden telefon kayıtları, iletişim tespitleri yapılmadı?

İSTENİLEN CEZALAR

Bir önceki celse mütalaasını veren duruşma savcısı, tutuklu sanıklar için şu cezaları istemişti:

  • Abdülmubtalip Demir, Talha Güneş, Metin Akaltın, Yakub Şahin, Hakan Şahin, Halil İbrahim Alçay, Resul Demir, Hacı Ali Durmaz ve Hüseyin Tunç’un, “anayasal düzeni ihlal” suçundan 1’er, “100 kişiyi kasten öldürme” suçundan da 100’er kez olmak üzere toplam 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması ve ayrıca 20’si çocuk 391 kişiyi öldürmeye teşebbüs suçundan da ayrı ayrı 11 bin 730’ar yıl hapisle cezalandırılmaları

  • Abdülmubtalip Demir, Metin Akaltın, Yakup Şahin ve Hüseyin Tunç’un ayrıca “örgüt faaliyeti çerçevesinde izinsiz tehlikeli madde bulundurmak ve nakletmek” suçundan 24 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları

  • Esin Altıntuğ (Durgun), Hatice Akaltın, Yakup Yıldırım, Suphi Alpfidan, Yakup Karaoğlu, Mehmedin Baraç, Nihat Ürkmez, Abdulhamit Boz ve Burak Ormanoğlu’nun “IŞİD silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları

  • Burak Ormanoğlu’nun, “vahim silah ve mermi bulundurmak” ve “örgüt faaliyeti çerçevesinde izinsiz tehlikeli madde bulundurmak nakletmek” suçlarından 24 yıla kadar hapisle cezalandırılması

  • Erman Ekici’nin “IŞİD silahlı terör örgütü yöneticisi olmak” suçundan 22 yıl 6 ay hapisle cezalandırılması ve ayrıca “Anayasal düzeni ihlal” ve “100 kişiyi kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 20’si çocuk 391 kişiyi öldürmeye teşebbüs suçundan da 11 bin 730’ar yıl hapisle cezalandırılmaları istemiyle suç duyurusunda bulunulması.

FİRARİ SANIKLARIN DOSYALARI AYRILSIN

Savcı, yakalanamayan sanıklar İlhami Balı, Savaş Yıldız, Edremit Türe, Deniz Büyükçelebi, Yakup Selağzı, Kasım Dere, Nusret Yılmaz, Mustafa Delibaşlar, Walentina Slobodjanjuk, Muhammet Zana Alkan, Ömer Deniz Dündar, Cebrail Kaya, Ahmet Güneş, Kenan Kutval, Bayram Yıldız ve Hasan Hüseyin Uğur hakkındaki davaların ayrılmasını, yargılama sırasında ölen sanık Mehmet Kadir Cabael hakkında açılan davanın ise düşürülmesini talep etmişti.