CHP’de seçimlerin hemen ardından başlayan kurultay çağrıları ve Muharrem İnce yanlısı muhaliflerin imza toplama girişiminde sona gelindi. İmzalar 630 olarak açıklanıp, teslim edilirken, genel merkez “geri çekilen imzalar” olduğu iddiasıyla gerekli sayının bulunmadığını söylüyor. Her iki tarafı da eleştiren bazı delegeler ise ‘CHP’nin 1947 kırılması’ olarak bilinen Şemsettin Günaltay dönemini hatırlatıyor, partiyi “sağa kaymakla, islamcı politikaya yönelmekle” suçluyorlar.

Cengiz Aldemir

CHP’de Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve parti yönetiminin değişmesini isteyen muhalifler, olağanüstü kurultay talebiyle topladıkları imzaları dün parti genel merkezine sundular. Muhalifler adına açıklama yapan Gaye Usluer, olağanüstü kurultay için toplanan noter tasdikli imza sayısının 630 olduğunu açıkladı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek ise tüzük gereği yeterli imzanın toplanmadığını savundu.

Erkek, “Geri çekilen imzalar da var. Sayım döküm işlemi tamamlandıktan sonra geri çekilen imzalar da düşülecek. Bütün işlemler tüzüğe, hukuka uygun şekilde yapılacak. Olağanüstü kurultay için yeterli imza varsa kurultayımız yapılır” açıklamasını yaptı. Genel merkez tarafından yapılacak inceleme sonrasında imza sayısı yeterli çoğunluğa ulaşmışsa CHP 45 gün içinde seçimli olağanüstü kurultay yapacak.

‘PARTİ KÖKLÜ BİR YÜZLEŞME YAPMALI’

CHP’de yaşananlar Ankara kulislerine, “Bu iş mahkemeye kadar gider” diye tartışılıyor.  Ancak hem muhalifler hem de parti yönetiminin açıklamalarında, “mahkemeye düşmeyiz” ifadelerine yer veriliyor.

CHP tarihinde ilk kez delege imzası ile kurultay talebi ortaya konuyor. Olası bir seçimli kurultayda  Kılıçdaroğlu ve İnce etrafında toplanan delegeler dışında, her iki ismi de uyaran delegeler sonucu belirleyecek. Dengeyi değiştirecek olan bu delegeler, Kılıçdaroğlu ve İnce’nin, “değişim”, “yenileşme” gibi sözler ettiklerini, ancak sözlerin yetmediğini söylüyor ve ekliyorlar; “değişim bu sözlerle değil, partide köklü bir yüzleşmeyle olur.”

“Partinin sosyal demokrasi” hedefinden uzaklaştığı görüşünde olan sözkonusu delegeler, Ekmeleddin İhsanoğlu ve Abdullah Gül isimlerinin aday olarak gösterilmesi örneklerini veriyorlar. Ayrıca İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun CHP’yi ağır dille suçlamasına rağmen ABD yaptırımları konusunda da Soylu’ya sahip çıkılmasına tepki gösteren delegeler, partiyi “daha çok sağ, ulusalcı, milliyetçi ve muhafazakâr ekzene kaymakla” eleştiriyorlar. Delegeler uygulanan bu politikaların “siyaseti toplumsallaştırma, toplumu da siyasetin öznesi haline getirme” hedeflerine engel olduğu görüşündeler.

KURULTAY DELEGESİ ‘KILIÇDAROĞLU’ DİYOR

Sohbet ettiğimiz Kurultay delegelerinden A.T. Halagazeteciyiz.net’e yaptığı değerlendirmesinde bir çok kurultay delegesinin Kılıçdaroğlu’ndan yana tavır içinde olduğunu iddia ederken, bazı yanlışların da görmezden gelinemeyeceğine vurgu yapıyor. Kılıçdaroğlu’ndan ciddi değişimler bekleyen  A.T.  CHP’nin bu kısır döngüden  köklü bir yüzleşmeyle, tabuları ve siyasal dogmalarını, sosyal demokrasinin evrensel değerleriyle yıkarak kurtulacağı düşüncesinde.

Mevcut yöneticilerin, geçmiş yönetimlerin yaptığı aynı hatayı sürdürdüğünü savunan A.T. “Geçmişin pragmatist siyasetini tekrar etmekten ve kadro partisi olma ısrarından vazgeçilmelidir” diyor.

Her iki tarafı da eleştiren A.T. “Parti yönetimleri geçmişiyle yüzleşmedikçe sonlarını hazırlarlar. Durum da onu gösteriyor. Sayın Kılıçdaroğlu dürüst ve çalışkan. Ancak kadro değil parti demeli. Sayın İnce de etrafında kümeleşmelere izin vererek, kadro ve pragmatist tavırlardan başka yeni bir şey ortaya koymayacağının sinyalini veriyor. Bu da yeni bir değişim gibi algılanamaz. CHP dünyada içinde demokrasiyi yaşatan nadir partilerden biridir. Bugün parti yönetimine kim gelirse gelsin bunu unutmamalıdır” diyor.

Bir başka delege Z. H. ise “CHP’nin tarihsel hatası ve siyasal kırılması” diyerek, 1947’yi hatırlatıyor ve “partinin eriyebileceği” uyarısında bulunuyor.

CHP’NİN 1947 KIRILMASI NEYDİ?

CHP, 1947’den itibaren laikliğin evrensel ilkesine uygun din, vicdan ve inanç özgürlüğünü savunmak yerine, “dinde reform” adı altında siyasal İslamcılığın canlanmasına, dinin devletleştirilmesine ve devlet eliyle din ve dindarlığın üretimindeki kurumsallaşmaya doğrudan ve dolaylı katkı sunmuştu. Sosyal demokrasinin evrensel ilkesi olan sosyal devletin inşası yerine, Şemsettin Günaltay’lı CHP, “sosyal dayanışmanın dinle sağlanacağını” savunup, laiklik ilkesinden feragat ederek, “Komünizme karşı manevi bir gıda olarak dinin kullanılmasını” istemişti. Demokrat Parti ve siyasal İslamcı hareketlerin İslamileşme ve dinselleşme taleplerini halkın talebi gibi okumuş; o dönem halkın ekonomik, sosyal, siyasal, demokrasi, özgürlükler ve temel haklar gibi gerçek taleplerini dikkate almamıştı. CHP “Ümmetin dinsel kimlik talepleri” gibi yanlış bir okumayı tercih etmişti.

Bu yüzden İslamcı dergiler CHP hükümetinin Başbakanı Şemsettin Günaltay’a övgüler düzmüşlerdi.

CHP’NİN GÖZDE İMAMLARI

CHP’nin, “laiklik, demokrasi, siyaset üzerinden politika üretmek yerine, ‘biz daha iyi dindarız’ zeminindeki yarışa çekildiğini”, “siyasal islamcılığı dolaylı besleyen bir pratiğe sığındığını” ifade eden Z.H. İhsan Özkes ve Muhammet Çakmak gibi İslamcıların, “laik imam” olarak, partinin gözde isimleri haline getirildiğini hatırlatıyor. Siyaset bilimi okuduğunu belirten Z.H. geçmişten örnek vererek, “Bu durum aslında 1950’ler de, CHP de DP gibi, İslamcı şeyhlerle oy pazarlığı yaparak ‘inkılapçı şeyhler’ üzerinden dinin siyasete girmesine ön ayak olmuştur” diyor.

Z.H., 24 haziran  seçimlerinde CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin meydanlarda  ailesinin muhafazakar olduğunu söylemesinin de yine aynı politikalara hizmet ettiği görüşünde.

Kendileri gibi düşünen delegelerin de az olmadığını ifade eden A.T. ve Z.H. parti yönetimini de muhalifleri de uyarıyorlar.

Öte yandan, kulislerde Kılıçdaroğlu’nun yeterli imzanın çıkmaması durumunda kurultaya gitmeyeceği, yerel seçimler için parti yönetiminde (MYK) yapacağı değişiklikler ve yeni stratejilere odaklandığı  ileri sürülüyor.

Şimdi gözler, partiye iletilen imzaların yeterli olup olmadığı ile parti genel merkezinin kurultaya ilişkin açıklamasına çevrildi.