Bir Türkiye Gerçeği: Adalet Salonlarından Çıkmayan Adalet

Türkiye’nin en kanlı katliamı olan 10 Ekim davasının 10. grup duruşmasından dün karar çıktı. “Sanıklara ceza yağdı” değerlendirmeleri yapılsa da karar aileleri de avukatları da tatmin etmedi. Avukatlar “devletin sorumluluğunun üstü örtüldüğü”, “alelacele karar verildiği” değerlendirmelerini yaptılar.

Çınar Livane Özer

10 Ekim Ankara Katliamı’na ilişkin Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davada karar çıktı. Sanıklara verilen yüzlerce yıl hapis cezasına karşı avukatların değerlendirmesi “hukuki kahramanlık değil, hukuki zorunluluktur. Devletin sorumluluğunun üstü örtülmüştür” oldu.

FETÖ sanıkları için inşaa edilen Sincan Cezaevi kampüsündeki duruşma salonunda görülen davanın 10. Grup duruşması planlandığı gibi 2 Temmuz günü bitmedi. Mahkemenin kararı 3 Temmuz’a ertelendi ve mağdur aileler Ankara’nın neredeyse başka bir ucunda olan cezaevi kampüsüne “adalet” umudu ile bir kere daha gitti.

Mahkeme, sanıklar Abdulmubtalip Demir, Talha Güneş, Metin Akaltın, Yakup Şahin, Hakan Şahin, İbrahim Halil Alçay, Resul Demir, Hüseyin Tunç, Hacı Ali Durmaz hakkında “anayasal düzeni ihlal” suçundan birer kez, “kasten öldürme suçundan” da 100’er kez, toplam 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. 9 sanık hakkında ayrıca yaralanların sayıları dikkate alınarak, “öldürmeye teşebbüs” suçundan 10 bin 557’şer yıl hapis cezası verildi.

Diğer sanıklar hakkında ise “örgüt üyeliğinden” farklı yıllarda ceza veren mahkeme firari sanıkların dosyasını da ayırdı. Yani firari sanıklarla ilgili yargı aşaması devam edecek.

‘ADALET’ TALEPLERİ KARŞILANMADI

Kararın ardından sanıklar mahkeme heyetine ve mağdur ailelerine hakaret etti. Dışarı çıkarılan sanıklar cezaevlerine gönderildi. Bu sırada katliamda hayatını kaybeden Şebnem Yurtman’ın annesi Şafak Yurtman fenalaştı. Baygınlık geçiren anne Yurtman hastaneye kaldırıldı.

Karar sonrası aileler ve avukatlar bir araya geldi. Kapatılan 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun “umutlarımız çalındı” diye yorumladı kararı. Coşgun, “Adalet demeye devam edeceğiz” dedi.

Bu açıklama, yüzlerce yıl verilen hapis cezalarına rağmen, ailelerin “adalet” talebinin karşılanmadığını gösteriyordu. Çünkü verilen cezalar, aileler ve avukatların soruşturma aşaması da dahil olmak üzere karar duruşmasına kadar gerçekleşen 53 celse boyunca yaptıkları itirazların karşılığı değildi.

KAMU GÖREVLİLERİNİN SORUMLULUĞU?

Avukatlar katliamın sorumlularının dava sanıkları ile sınırlı olmadığını İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettiş raporu başta olmak üzere, birçok belge ile kamu görevlilerinin de katliamdan sorumlu olduğunu belirtmişlerdi. Ancak bu talep davanın hiçbir aşamasında karşılanmadı. Avukatlara göre mahkemede “devletin sorumluluğunun üstü örtülmüştü.”

10 Ekim Katliamı Davası Avukat Komisyonu yaptığı açıklamada da mahkemenin verdiği karar için “hukuki kahramanlık değil, hukuki zorunluluk ve sadece katliamın büyüklüğünü ortaya koyan bir husustur” değerlendirmesinde bulundu:

“Katliamda kamu görevlilerinin sorumluluğu belki de hiçbir olayda olmadığı kadar açıkça ortaya çıkmıştır. Dosyanın aceleyle bitirilmesinin bir sebebi de dosyaya getirilen her belgenin altından kamu görevlilerinin sorumluluğunun açığa çıkmasıdır. Bütün bunlara karşın, adeta ‘Devlete dokundurmayız, alın size IŞİD’lilerin bir kısmı bunlarla yetinin!’ denilerek adaleti değil, suç işleyen kamu görevlilerinin sorumsuzluğunu esas alan bir tavır içerisinde olunmuştur.”

‘EKSİK BİR KARAR’

Kararı HalaGazeteciyiz.net’e değerlendiren avukat İlke Işık ise, kararın son derece eksik olduğunu belirtti. “Sanıkların toplamına ilişkin verilmiş karar sanıkların pozisyonları ve toplanan deliller göz önüne alındığında yetersizdir” diyen Işık, “Sadece örgüt üyeliğinden ceza verilmiş sanıkların yönetici ve katliama dair iştiraki değerlendirilmemiştir. Bu açıdan sanıklara verilmiş rekor ceza da esasen adaletli değildir. Dosya kapsamında ortaya çıkmış olan toplam sorumluluklar devlet yetkililerinin sorumluluğu olmadan değerlendirilemez” dedi.

İki yıldan fazla zamandır devem eden 10 Ekim davası firari 35 sanık için devam edecek. Mahkeme 35 firari sanık hakkında Şubat 2017’de görülen duruşmada ara karar vererek haklarında kırmızı bülten çıkarılmasına karar vermişti.

’16 IŞİD’Lİ FİRARDA’

Karara açıklama yaparak tepki gösteren 10 Ekim Davası Avukat Komisyonu, 16 IŞİD’linin faaliyet yürütmeye devam ettiğine dikkat çekti. Avukat Komisyonu’nun açıklamasında şu önemli tespit yapıldı:

“Firari veya ismi tespit edilemeyen katliamla bağı olan IŞİD’lilerin tespiti yapılmamıştır:

Katliamı planlayan sanıkların 16’sı halen firari olup, şu an ülkenin çeşitli yerlerinde IŞİD faaliyetleri yürütmeye devam etmektedirler. Yine dosyada net kamera görüntüleri ve fotoğrafları olan ancak isimleri tespit edilemeyen, katliam planlayıcısı olan onlarca kişi vardır. Mahkeme Heyeti bu kişilerin tespiti ve yakalanması hususundaki tüm taleplerimize yok saymış, adeta bu sanıkları ödüllendirmiştir. Basına da yansıdığı üzere firari sanıkların bir kısmının hala ülkede izlerine rastlanmaktadır, bilerek ve istenerek yakalanmamaktadırlar. Mahkeme verdiği kararla, bu süreci doğuran sorumluluk zincirinin bir parçası olmuştur.

-Mevcut sanıklar dışında katliamla ilişkili kişiler dosyaya dahil edilmemiştir:

Sadece kamu görevlileri değil, olayın birtakım failleri de dosyadan kaçırılmıştır. Katliamla birebir bağı olduğu açık olan failler, başka dosyalarda, sessiz sedasız yargılanmış ve dosyaları kapatılmıştır. Mahkeme başından beri tespit edilen bu kişilerin yargılanmasına olanak sağlamamış, bilakis ortaya çıkan bilgileri görmezden gelmiş, bu kişileri mahkeme huzuruna dahi çıkarmaktan imtina etmiştir.”

‘BU KARAR, BU DAVA İÇİN SON DEĞİL’

Avukat Komisyonu davanın firari sanıklar açısından da süreceğine ve davanın takipçisi olacaklarına dikkat çekerek şu açıklamayı yaptı:

“2 Ağustos günü verilmiş olan bu karar bu dava için bir son değildir. Yürütmüş olduğumuz büyük adalet mücadelesi gerçek sorumluların kimler olduğunu açığa çıkarmış ve bütün ülke kamuoyu tarafından bu durumun bilinir hale gelmesini sağlamıştır. Davanın firari sanıklar açısından devam edeceğini, bu aşamayı aynı ısrar ve çalışma ile takip edeceğimizi belirtmek isteriz.

Katliamda kast ve ihmal suretiyle sorumluluğu bulunan her kademedeki kamu görevlisinin yargılanması için yapılması gereken bütün hukuki girişimleri inatla ve ısrarla sürdüreceğiz. Beyaz Toros, beyaz bere ve beyaz ayakkabıların bir daha can almaması için gerçek sorumluların cezalandırılmasına kadar adaletin peşinde olacağız.”