“Örgüt üyeliği ve casusluk” suçlamasıyla yargılanan Rahip Brunson’ın serbest bırakılmasında ABD’nin Türkiye’nin içişlerine karışamayacağını savunan Ankara, Washington’dan gelen tarihi yaptırım kararıyla karşı karşıya. Ankara-Washington hattında diplomasi trafiği sürerken, dikkatler bu trafikten çözüm çıkıp çıkmayacağına çevrildi.

Hilal Köylü

“Aynı şekilde karşılık vermenin ABD’ye zararı ile Türkiye’ye zararı aynı değil.”

Bu sözler AK Parti’nin kurucularından bir dönem Dışişleri Bakanı olarak da görev yapmış Yaşar Yakış’a ait. Yakış, Ankara-Washington hattında “Rahip Andrew Brunson krizi” olarak dünyaya yansıyan krizin yakın takipçilerinden. Krizin ‘göz göre göre’ geldiğini ve son noktada Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ABD’li mevkidaşı Mike Pompeo ile görüştükten sonra “Birlikte çözmeye çalışacağız” mesajı vermesini Ankara’nın “ABD’nin ciddiyetini anlaması” olarak yorumlayan Yakış, “Keşke her şeyi geç anlamasak” diyor.

Yakış, ABD’nin Türkiye’ye karşı ilk kez kurumları değil de kişileri hedef alan yaptırım kararının ‘çok dikkatle incelenmesini’ isterken, Ankara-Washington hattında anlaşma olmaması durumunda ABD’nin sonraki adımlarının neler olabileceğini şöyle özetliyor:

“Halkbank’a verilecek cezalar çok yüksek seviyede tutulur. Türkiye kredi için uluslararası kuruluşların kapısını çaldığında kimse ona kapıyı açmaz.”

ABD’nin, Başkan Donald Trump, Başkan Yardımcısı Mike Pence başta olmak üzere tüm üst düzey yetkilileriyle Rahip Brunson’ın serbest bırakılmaması durumunda Ankara’ya yaptırım kararlarının süreceğini dile getirmesine Ankara’nın ilk yanıtı çok sert olmuştu. ABD’nin ‘tehdit dili’nden duyulan rahatsızlık “Biz de aynı şekilde karşılık veririz” mesajıyla Türk hükümetinin üst düzey yetkililerince dillendirilmişti. İşte bu ‘aynı şekilde karşılık veririz’ mesajının ‘derhal düzeltilmesi’ gerektiğini söylüyor Yakış ve bu düzeltmenin Mike Pompeo ile görüştükten sonra açıklama yapan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun mesajlarına yansımasından duyduğu memnuniyeti dile getiriyor. Yakış, “Ankara’nın nihayet, aynı şekilde karşılık vermenin ABD’den çok Türkiye’ye zarar vereceğini anlaması çok güzel” yorumu yapıyor.

‘BRUNSON FORMÜLÜ BULUNMALI’

Peki, ABD’nin Türk adalet ve içişleri bakanlarını hedef alan yaptırım kararı ile birlikte Ankara-Washington hattında kriz neden tırmandı?

Yaşar Yakış, “Türkiye, ABD dahil tüm uluslararası bağlantılarının dünyayı, gelişmeleri kendisinin okuduğu gibi okumasında ısrar ediyor. Ama işler öyle değil. ABD, YPG ile işbirliğinden vazgeçmek istemiyor gibi. Daha vizyoner ve yapıcı bakış açısıyla ikili ilişkilerden fayda sağlanabilir” diyor. Yakış’a göre Ankara’nın bir an önce ‘çok yönlü, yapıcı ve sorun çözücü dış politikaya’ odaklanması gerekiyor. Bu noktada Yakış, Brunson krizini çözmek için Ankara’nın ‘Türk yargısının zedelendiği imajı doğuracağı pahasına’, ne yapıp edip Brunson’ı serbest bıraktıracak bir formülü geliştirmesi gerekiyor. Yakış, “Bu formül geliştirilemediği sürece de krizin tırmanması kimse için şaşırtıcı olmamalı” değerlendirmesinde bulunuyor.

Brunson krizinin Türkiye’nin diplomasideki büyük kapasitesine karşın ortaya koyduğu ‘düşük performansa’ da ayna tuttuğunu düşünüyor Yakış. Yakış, “ABD’nin Türk yargısıyla ilgili düşünceleri, beklentileri eminim diplomatlarca üst makamlara anlatıldı ancak o üst makamlar işin ciddiyetini anlamak istemedi. Eğer diplomatlar, üst makamları doğru aydınlatmadıysa da o da ayrı bir vahim olay” diye konuşuyor.

SİYASETİN GÜNDEMİ

İki yıldır “FETÖ üyeliği ve casusluk’ suçlamasıyla tutuklu yargılanan ve 35 yıl hapsi istenen Rahip Brunson, 25 Temmuz’da ev hapsine alınmıştı. Brunson hakkındaki bu gelişmeyi ‘memnuniyet’le karşılayan ancak ‘yeterli bulmayan’ ABD yönetimi, Ankara’ya “Serbest bırakılmazsa geniş çaplı yaptırım uygularız” tehdidinde bulunmuştu. Bu tehdide ‘boyun eğmeyeceğini’ duyuran Ankara, ABD’nin yaptırım kararıyla karşılaştı. ABD Hazine Bakanlığı, Türkiye’de 20 yıldır yaşayan Rahip Brunson’ın tutukluluğunun bir ‘insan hakkı ihlali’ olarak tanımladı ve bu ihlalden doğrudan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ü sorumlu tuttu. İki bakanın mal varlıklarına el koyma, ABD’ye seyahat özgürlüklerini kısıtlama ve ABD’li yetkililerle görüşmesini engelleme kararı alan ABD Hazine Bakanlığı, Rahip Brunson’ın serbest bırakılması için Türk hükümetine çağrıyı yineledi.

ABD’nin yaptırım kararını ‘kabul edilemez’ bulan Türk hükümetine HDP hariç TBMM’deki dört parti, destek veren ortak bir açıklama yaptı. ABD’nin Türkiye’ye karşı tehdit dilinden vazgeçmesi çağrısı yapılan açıklamada, Ankara’nın da ABD’ye yaptırımla karşılık vermesi istendi. HDP, ortak açıklama için kendisine davet yapılmadığını duyurdu. HDP’li yetkililer, “Biz de meclisteyiz ancak bizimle iletişimin kurulmadığı bir siyasi sistemin içindeyiz” diye konuşuyor.

DOLAR TARİHİ REKOR KIRDI

ABD Hazine Bakanlığı’nın Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yönelik yaptırım kararı alındığını açıklamasının ardından ABD doları Türk lirası karşısında en yüksek seviyeyi görerek 5 liradan işlem gördü. Kararın ardından Türk Lirası’ndaki değer kaybı yüzde 1,6’ya ulaştı. Ankara ile Washington arasındaki krizin soğumadığı ya da atlatılmadığı endişesi yaşayan piyasalarda tedirginlik sürüyor.

‘DİPLOMASİ ZORLANMALI’

Türkiye’nin bir dönem Washington büyükelçiliği görevinde de bulunmuş emekli büyükelçi Faruk Loğoğlu da, Ankara’nın diplomasinin tüm kanallarını zorlayıp Rahip Brunson krizini atlatması gerektiğini düşünüyor. Loğoğlu, “Türkiye’nin kavga görüntüsünden çıkmasının zamanı gelmiştir, geçmektedir. Yoksa sadece ekonomik anlamda değil tüm dış siyasetin bütünüyle yıprandığı bir ülke tablosuyla karşı karşıya kalacağız” diyor.

ABD’yle sadece Rahip Brunson’ın serbest kalıp kalmayacağı noktasında değil, İran’a yaptırımlar, Suriye’deki işbirliği, Halkbank davası gibi kritik konularda da sorunlar yaşandığına dikkat çeken Loğoğlu, “Her konu ayrı ayrı ele alınmalı ve tarafların birbirlerine karşı yaşadıkları güven bunalımı tamir edilmeli” yorumu yapıyor.