“Erdoğan’ın Türkiye’si, Kemal döneminin Türkiye’si değil” diyen Fransa Cumhurbaşkanı Macron, AB yolunda Ankara’ya ‘tam üyelik’ değil de ‘stratejik ortaklığın’ uygun olduğunu savunuyor. Peki Ankara ne yapacak?

Hilal Köylü

Dışişleri Bakanlığı’nın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a tepki açıklaması Türk basınında Macron’un açıklamalarından daha fazla yer buldu. Öyle ki o açıklamada Dışişleri Bakanlığı, uzun bir süredir gerilim ve krizlerle anılan Türkiye-AB ilişkisinde Türkiye’nin nerede durduğuna dair son dönemin belki de ‘en net’ açıklamasını yaptı.

Açıklama, Türkiye’nin AB üyelik yolunda ne yapıp, ne yapmayacağına ilişkin sorulara yanıt verir nitelikteydi. Açıklamada, Türkiye’nin AB üyelik hedefinin korunduğu “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle daha güçlü, demokratik ve laik Türkiye, AB’ye tam üyelik yolunda ilerlemeye kararlıdır” sözleriyle ifade edildi. Hem AB hem de Türk kamuoyuna verilen bu mesajın “Dünyamızın hastalığı haline gelmiş popülizm ve ayrılıkçılığa inat hedefimiz; daha güçlü ve paylaştığımız ortak değerlere dayalı ve Türkiye’li bir AB’dir” sözleriyle güçlendirilmesi dikkat çekti. Macron’un açıklamalarının ‘derin teessüfle’ karşılandığını duyuran Dışişleri Bakanlığı aynı açıklamasında, Macron’u; Türkiye’nin gerçeklerini anlamamakla suçladı. Bu gerçeklerin 15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişimi nedeniyle içine girilen ’zor dönem’le ilişkisine gönderme yapıldı. Açıklamada; Türkiye’de OHAL’in sona erdiği hatırlatıldı ve Türkiye’nin AB reformları konusunda ilerleme dönemine girdiğine dikkat çekildi.

MACRON’UN TÜRKİYE’Yİ KIZDIRAN SÖZLERİ

Peki Macron, Ankara’yı bu kadar kızdıracak, AB konusundaki duruşunu çok net açıklamaya itecek neler söylemişti:

Elbette ki Macron’un Ankara’yı en çok kızdıran sözü “Erdoğan’ın Türkiye’si, Mustafa Kemal’in Türkiye’si değil” olmuştu. Macron, Elysee Sarayı’nda dış politika vizyonunu ve AB’nin güvenliğine ilişkin önerilerini açıklarken AB’nin güvenliğinin ABD’ye emanet edilemeyeceğini belirtirken, Rusya ve AB’li ortaklarla güvenlik konularının gözden geçirilmesini istemişti. Rusya ve Türkiye ilişkilerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapan Macron, Erdoğan’ın ‘pan İslamcı’ gündemini her gün teyit ettiği bir dönemde Türkiye’nin AB üyeliğinin ele alınmasının şart olduğunu savunmuştu. Macron, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğinin değil de, AB’yle stratejik ortaklığının ele alınması gerektiğini savunmuştu.

MACRON NE İSTİYOR? ANKARA NE YAPIYOR?

Macron’dan önce Sarkozy ve Alman Şansölye Merkel de, Türkiye’nin AB’ye tam üye yerine stratejik ortaklığından söz etmişti. Macron onları tekrarlıyor ancak ilk kez bu kadar net bir dille ifade ediyordu. Ancak Macron’un açıklamalarında büyük eksiklikler vardı.

Türkiye’nin AB Daimi Temsilciliği görevini de yapmış emekli büyükelçi Selim Kuneralp bu eksikliklere dikkat çekerken, Ankara’ya da uyarılarda bulunuyor. Kuneralp, “Macron bu stratejik ortaklığın içeriğini neden açıklamıyor. Önerisi nedir, Türkiye için nasıl bir model öneriyor, İsviçre mi yoksa Norveç modeli üzerinde mi duruyor” derken, Ankara’nın bu içeriği sorgulaması gerektiğini söylüyor. Kuneralp’e göre Macron’un sözleri AB için Türkiye konusunda net bir plan hazırlığının habercisi. “Türkiye’yi üyelik açısından gözden çıkardılar, yaşanan gerilimler, Türkiye’deki AB reformlarında geriye gidiş, tamiri söz konusu olmayan bir noktaya geldi” diyen Kuneralp, Ankara’nın bunu anlayıp AB ile stratejik ortaklık pazarlığı yapıp, yapmayacağını sorgulamasını istiyor. Ancak “Biz tam üyelikte kararlıyız” diyen Ankara’da Türk ve AB kamuoyunu bu yönde ikna edecek hiçbir gelişme yaşanmadığını belirten Kuneralp, “3 yıldır hiç toplantı yapmamış reform eylem grubu yeniden toplantı yapıyor, ‘AB reformları görüşülecek’ deniyor. Peki neden 3 yıldır toplantı yapılamamış, Ankara bunu nasıl açıklayabilir. AKP’nin MHP ile idam konusunda anlaştığına ilişkin haberler duyuluyor, bunun AB üyeliği açısından açıklaması olabilir mi” diye soruyor.

‘AÇILIM’ İÇİN ‘DİPLOMASI ATAĞI’

AB ile ilişkilerde ‘açılım hedefi’yle ilerlemeye kararlı olduğunu duyuran Ankara ise işe ‘diplomasi atağı’ ile başlamayı planlıyor. Eylül başında Alman Dışişleri Bakanı Heiko Josef Maas Ankara’da temaslarda bulunacak. Bu temasların Ankara-AB ilişkisi için ‘kritik önemde’ olduğunu belirten diplomatik kaynaklar, Almanya’nın Fransa’nın tersine Ankara’nın tezlerine destek vereceğini söylüyor. Ankara için AB’yle ilişkileri geliştirmek yolunda en hayati temas ise Erdoğan’ın 28-29 Eylül’de Almanya’ya yapacağı resmi ziyaret olacak. Erdoğan’ın bu ziyarette en çok Türkiye’nin AB’ye tam üyelikte kararlı olduğu ve alternatifler üzerinde durmayı reddettiği mesajı üzerinde durması bekleniyor.

Norveç ve İsviçre ile ‘tam üyelik’ bağıyla ilişki kurmayan AB, bu ülkelerle ekonomik işbirliği ağırlıklı ilişki götürüyor.