Yargılanan gazeteciler: ‘Gazetecilik Suç Değildir’

Gazeteciler Sibel Hürtaş ve Hayri Demir’in de aralarında bulunduğu 11 kişinin sosyal medya paylaşımları nedeniyle Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı davanın ilk duruşması sansürlü başladı. Yer olmasına rağmen birçok gazeteci ve ailelerin salona alınmadığı duruşmaya, mahkeme başkanının “Duruşmanın nasıl yürütüleceği, salona kimlerin alınacağı hakimin inisiyafinde” sözleri damgasını vurdu.

Hâlâ Gazeteciyiz

Haber ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuksuz yargılanan sitemiz genel yayın yönetmeni de olan gazeteci Sibel Hürtaş ve Hayri Demir’in de aralarında bulunduğu 11 kişinin yargılandığı davanın ilk duruşmasına sansür damgasını vurdu. Girişinde mahkemenin logosunun da bulunmadığı salonda görülen duruşmada, çok sayıda ailenin yanı sıra, 3-4 gazeteci dışında kimse alınmadı. Mahkeme başkanı bu konudaki talepleri ise ısrarla geri çevirerek, adeta “ben ne istersem o olur” yaklaşımını sergiledi. Uzun saatler süren duruşmanın sonunda üç tutuklu sanık için tahliye kararı çıkarken, duruşma 22 Kasım tarihine ertelendi.

MAHKEME HEYETİ GEÇ GELDİ

Sabah saat 09.00’da başlayacağı duyurulan duruşma için mahkeme heyeti, “açılın mahkeme heyeti geliyor” denilerek, 09.30’dan sonra geldi. Salonun girişinde mahkemenın adı yazılmadığı, asliye hukuk mahkemesi salonu olduğu için gelenlerin bulmakta güçlük çektiği duruşmaya katılım oldukça yoğun oldu.

SALONA ALINMADILAR

AB Türkiye Delegasyonu adına Sema Kılıçer, RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, TGS Ankara Şube Başkanı Sinan Tartanoğlu ve şube yöneticileri, gazeteci Rahmi Yıldırım, gazeteci Hüseyin Aykol, EMEK Partisi Genel Başkan Yardımcısı Şükran Doğan, Ankara İl Başkanı Fikret Arslan ve yöneticiler, İHD yöneticileri ile aileler ve öğrencilerin katıldığı davanın duruşması, salona 3-5 kişi dışında kimsenin alınmaması tartışmasıyla başladı. İHD Başkanı, Avukat Öztürk Türkdoğan’ın bu konudaki itirazlarına ve usülü eleştirmesine mahkeme başkanının, “Duruşmanın nasıl yürütüleceği, salona kimlerin alınacağı hakimin inisiyafinde” cevabı dikkat çekti. Mahkeme başkanı tüm ısrarlara rağmen salona ayakta kimseyi almadı, birçok gazeteci açık kapıdan savunmaları dinlemeye, not almaya çalıştı. Sadece twitleri nedeniyle, 9 aydır tutuklu gençlerin ailelerinin de salona alınmaması tepkilere yol açtı.

‘SAVCILIK LEHTE DELİLLERİ TOPLAMADI’

Sitemiz Genel Yayın Yönetmeni, Artı Tv Ankara Temsilcisi Sibel Hürtaş, iddianamedeki iki tweetin yaptığı haberlerin paylaşımı olduğunu söyledi. Uluslararası standarlarda tarafsız gazetecilik yaptıklarını belirten Hürtaş, yargılamada delil toplanırken, sanıkların aleyhinde olduğu kadar lehindeki delillerin de toplanması gerektiğini, ancak savcunun bu ilkeye uymadığını söyledi. Afrin operasyonu ile ilgili iki tarafın da görüşünün alınarak haberler yaptıklarını, ancak twetlerinin cımbızlanarak, aleyhine olanların dosyaya alındığını söyledi. Gazeteci olarak tarafsızlık ilkesine sadık kaldığını belirterek, tarafsız gazeteciliğin ne olduğunu anlatan Hürtaş, dava dosyasına suç unsuru olarak bir yaşındaki oğlunun fotoğrafının konulmasını da eleştirdi. Meslektaşı Hrant Dink’in anmasında oğlunun elinde bu yönde bir pankart olduğunu dile getirerek, bunun suç olmasını anlamadığını ifade eden Hürtaş, ayrıca evinin basıldığı gün de iki çocuğu ile yalnız olduğunu, cep telefonuna el konulduğu için çoçuklarını bırakmak için kimseyi arayamadığını, çocuklarının korkarak kendilerini bir odaya kapattıklarını, yanlarına gitmesine bile izin verilmediğini anlattı. 10 yılı aşkın yargı muhabirliği yaptığını ve böyle bir iddianame, suçlama görmediğini de belirten Hürtaş, “Ne ile suçlandığımı bilmiyorum. Haber yaptığım için mi, haberimi retwitlediğim için mi suçlanıyorum anlamakta güçlük çekiyorum” dedi. Hürtaş gazetecilerin haber alanı olarak sosyal medyayı da kullandıklarını, oradaki bir retwit’in ya da twetin o düşünceyi savunmak anlamına gelmediğini söyledi. Gazetecilik yaptığının altını çizen Hürtaş savunmasını, “Gazetecilik suç değildir” sözleriyle bitirdi.

BİR HARFE 6 GÜN HAPİS

Mezopotamya Haber Ajansi Muhabiri Hayri Demir de attığı tweetler nedeniyle yargılandığını ve 10 yıl hapsi istendiğini belirterek, “Soruşturma konusu twetlerimin toplamı 111 kelime, 700 karekterden oluşuyor. 700 harf için hakkımda istenen hapis cezası toplamda 3 bin 780 gün. Her bir haff için neredeyse 6 gün hapis isteniyor. Gazetecilik faaliyeti bu kadar ‘ağır’ bir ‘suç’ mu?” diye sordu.

Ayrıca attığı twetlerin, Afrin operasyonundan önceki tarihte olduğunun altını çizerek, bu nedenle operasyona karşı olmasının imkanı bulunmadığını da kaydeden Demir, buna benzer haberlerin başka gazete ve TV’lerde çıktığını da örnekleriyle anlattı. Demir de mesleğinin ve topluma karşı sorumluluğunun gereğini yerine getirdiğini belirterek, “Ben gazeteciyim ve gazetecilik suç değildir” dedi.

‘HAYALLERİMİ ELİMDEN ALIYORSUNUZ’

Sosyal medya paylaşımları nedeniyle 9 aydır tutuklu bulunan öğrenci Lezgin Tekay  da kendisinin sadece “barış” istediğini söyledi. “Ben savaşın ölümden, yıkımdan başka bir şey getirmediğini bildiğim için, ülkem için çok üzüldüm. Ülkemim Ortadoğu bataklığında boğulmasını istemiyorum. Oraya barış götüren bir barış elçisi olmasını istiyorum” diyen Tekay, evi basıldığında evde olmadığını, babasının telefon etmesinin ardından en kısa sürede emniyete ifade vermeye kendisinin gittiğini, buna rağmen “kaçma tehlikesi” gerekçesiyle 9 aydır tutuklu olduğunu anlattı. Okuluna devam edemediğini belirten Tekay, “Eğitim hakkım elimden alındı. Benim bu şekilde hayallerimi elimden alarak beni cezalandırıyorsunuz, tahliyemi ve beraatimi istiyorum” dedi.

‘BARIŞ İSTEMENİN NERESİ SUÇ’

Tutuklu sanık Saim Serin de inşaat işçisi olduğunu belirterek, “Ben 40 yaşındayım, bir çocuğum var, ben tutuklanmadan önce takdir getiren kızım, benden sonra zayıf getirdi. Kızım şu anda travma yaşıyor ben olmadığım için” dedi.  Sadece barış istediğini ve barış isteyen paylaşımlarda bulunduğunu aktaran Serin, “barış istemenin neresi suçtur? İnsanların öldürülmesine karşı kim olursa olsun tepki göstermek gerek” dedi.

Kayseri Cezaevi’nde bulunan  ve duruşmaya SEGBİS ile görüntülü katılan Muhammet Barış Ceyhan ise Afrin’de ölen bir çocuğun fotoğrafını paylaştığını, paylaşımlarının çocuklar ölmesin diye olduğunu söyledi. Afrin’de ölen çocukla, Filistin’de ölen, İzmir’de, Şırnak’ta ölen çocuk arasında fark olmaması gerektiğini belirten Ceyhan, dünyayı çocukların yönetmesi gerektiğini söyledi. Gözünden retina tedavisi olduğunu ama tutuklanınca tedavisinin aksadığını, bir gözünün görme yetisini kaybettiğini belirten Ceyhan, diğerinde de sorun başladığını söyledi. Ceyhan tahliye ve beraatini talep etti.

ÜÇ TAHLİYE KARARI

Zaman zaman gerginliklerin yaşandığı duruşmada avukatların da savunmalarının ardından, mütalaasını açıklayan savcı, tutuklu sanıkların yurt dışına çıkış yasağı konularak tahliyesini talep etti.

Mütaalaya katılan mahkeme heyeti tutuklu sanıklar Saim Serin, Lezgin Tekay ve Muhammet Barış Ceyhan’ın yurt dışına çıkış yasağı konularak tahliye edilmesine karar verdi. Tutuksuz yargılanan Sibel Hürtaş ve Hayri Demir’in ise yurt dışına çıkış yasaklarının devamına karar veren mahkeme, imza verme zorunluluğunun ise kaldırılmasına hükmetti.

Duruşma 22 Kasım günü saat 10.40’a ertelendi.