Rusya ve İran’ı Tahran’daki zirvede ateşkese ikna edemeyen Ankara, eli kulağındaki İdlib askeri operasyonunun sıkıntısını yaşıyor. Ankara’nın bu sıkıntıyı aşıp aşmayacağı, Suriye çıkmazında nereye ilerleyeceğinin de göstergesi olacak.

Hilal Köylü
Olası operasyonda bölgedeki 3 milyon sivilin neredeyse tamamının Türkiye sınırına doğru hareket etmesinden duyulan endişe, bu hafta Almanya ve Fransa ile özel bir zirvede paylaşılacak. Şaşırtıcı olan; bu zirvede Rusya’nın da yer alacak olması.

“Peki ne olacak?” Ankara, aylardır bu sorunun etrafında ABD ve Rusya başta olmak üzere ikili ve bölgesel ilişkileri tartışıyor. Ev hapsindeki Rahip Brunson’ın serbest kalıp kalmayacağına kilitlenen Ankara-Washington ilişkisi gerçekten ekonomik krizdeki en büyük sebep mi? Türkiye’yi yanına çekmek için ikili ilişkilerde yakınlık üstüne yakınlık sergileyen Rusya, neden İdlib’te ateşkese Ankara’nın ısrarına karşın onay vermedi? ABD’nin İran ambargosuna ayak direyen Ankara’ya neden Tahran bir türlü güven veremiyor? İlişkiler niye tıkanıyor?

İdlib’e Suriye ve Esad güçlerinin yapacağı olası askeri operasyon işte tam da bu soruların üstüne bütün ağırlığıyla oturdu. Ankara, kiminle güven esaslı işbirliği yapıp da tam da sınırındaki ateş çemberinin etkisinden kurtulacağına kafa yoruyor. Önceki sorulara belki sonra zaman ayrılacak, daha detaylı yanıtlar aranacak. Şimdi akıllarda o karanlık İdlib sorusu var: “Askeri operasyonla birlikte büyük göç dalgası varsa o kadar insan nerede tutulacak?”

BÜYÜK GÖÇ DALGASI ENDİŞESİ

Ankara’nın büyük göç dalgasını karşılamakta yetersiz kalacağını Tahran zirvesinde açıkça dile getiren Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bu konuda özellikle Almanya ve Fransa’nın göstereceği desteğe bel bağlamış durumda. Haksız da değil. Ankara’yı ziyaret eden Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, olası göç dalgası konusunda Ankara ile Berlin’in ortak çalışması gerektiğine vurgu yaptı. Erdoğan da, 28-29 Eylül tarihlerinde Berlin’de Şansölye Merkel de dahil olmak üzere bir dizi temasın içinde olacak. Berlin’in, tıpkı Ankara gibi İdlib’ten gelecek göç dalgasının Türkiye sınırının hemen öte tarafında tutulmasından yana tavır alabileceğine ilişkin bilgiler Ankara’ya ulaşmış durumda. Sınırın öte tarafında ‘büyük göç dalgası’nın hangi koşullarda tutulabileceği de büyük olasılıkla Erdoğan’ın Berlin ziyaretinde netleşecek. Belki, o güne kadar farklı seçenekler de gündeme gelecek.

İSTANBUL’DA SURİYE ZİRVESİ

Tahran zirvesinden hemen sonra Erdoğan’ın, Türkiye-Rusya-Fransa ve Almanya dörtlüsünün 14 Eylül’de Suriye konulu İstanbul’da bir zirve yapacağını açıklaması herkesin dikkatini çekti. Liderler düzeyinde değil de daha çok bakanlar ve bürokratik düzeyde olacak zirvenin hemen ardından olası bir liderler zirvesinin de gündeme gelme ihtimaline karşı Ankara’nın hazırlığı var. İlginç olan, dahası herkesi şaşırtan ise İstanbul zirvesine Rusya’nın da katılıyor olması. Tahran’daki zirvede her ne olursa olsun Ankara’yla diyalogu koparmama kararı alan ama Ankara’nın istediği ateşkese hayır diyen Rusya, İstanbul zirvesinde ne yapacak? Ankara’ya gelen ilk bilgiler, büyük göç dalgasını önlemek için çalışacak Batılı müttefiklere, nasıl çalışacakları doğrultusunda kolaylık sağlayacak Rusya. Yani; İdlib harekatında nasıl ilerleyeceğine, sivilleri korumak için neler yapacağına dair zaman zaman Batılı müttefiklerine istihbarat desteği sağlayacak. Nitekim Moskova’nın operasyonu yıl sonuna kadar tamamlama gibi bir niyeti var. Rusya’nın bu harekat çerçevesinde Batı bloğunu ABD’den uzaklaştırıp, uzaklaştıramayacağında ne kadar başarı sağlayacağını hep beraber göreceğiz.

DİPLOMASİ İŞLERSE

Peki ABD ne olacak? ABD; Rusya’nın İdlib harekatına seyirci mi kalacak? Bizim bu soruları sormaya başladığımız sırada ABD’nin de bölgeyi bombaladığına dair Rusya kaynaklı haberler peşi sıra gelmeye çoktan başladı. Haberlerin ayrıntısına elbette bakacağız ancak ABD Başkanı Donald Trump, Rusya’ya çoktan “Siz bombalarsanız, biz de bombalarız” karşılığını verdi. Yine ve yeniden “Peki ne olacak?” sorusu karşımıza çıkıyor. Suriye iç savaşında tam 7 yıl geride kaldı. Bu süre içinde dünya en çok ABD ve Rusya kapışmasını izledi. Dünya en çok göçmenlere üzüldü, onlar için bir şeyler yapıp yapamayacağını kendince test etti. Anlaşılan o ki, “Süper güçler” savaşında yeni bir perde açılıyor. Ve bölgenin terörden temizlenmesini, Suriye’nin toprak bütünlüğünü isteyen Türkiye’nin bir zaman yaptığı gibi oturup da “Ben nerde yanlış yaptım?” sorusunu sormasına da gerek yok. Herkes söyleyeceğini söyledi Türkiye’ye: Suriye’de Esad rejiminin kalıcı bir rejim olacağı anlaşıldı. Diplomasiyi işletelim, Esad rejimi dahil bölgedeki tüm aktörlerle aktif bir diplomasinin içine girelim. İşte o zaman ‘büyük göç dalgası’ endişesi daha kolay aktarılacak. Sonra da, Ankara’yı boğan, sıkan diplomatik soruların tek tek çözümü için zaman kalacak.