Yargıda “adalet” sesleri yükselip, tartışma yaratacak kararlara hergün yenileri eklenirken, yeni dönemde yargıda yapılması planlanan “yargıda entegre dönemi” ve “yargıda hedef süre” projeleri de bağımsızlık tartışmalarını giderecek gibi gözükmüyor. İHD Eş Genel Başkanı, Hukukçu Öztürk Türkdoğan, bu düzenlemelerden önce yargıdaki yapısal sorunların düzeltilmesi gerektiği görüşünde…

Çınar Livane Özer

Yargıda “Adalet” sesleri giderek yükselirken, İstinaf Mahkemelerinin sayılarının artmasından, hakim ve savcı atamalarına kadar önümüzdeki yargı döneminde pek çok yeni düzenleme yapılacak. Ancak Hukukçu Öztürk Türkdoğan, bu tür düzenlemelerden önce yargıdaki yapısal sorunların düzeltilmesi gerektiği görüşünde.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 100 Günlük Eylem Planı içinde açıkladığı yargıdaki iki proje de adli yıl ile birlikte uygulanmaya başlanacak. Bunlardan biri “yargıda entegre dönemi” diye adlandırıldı. Amaç savcılık mahkeme ve icra müdürlükleriyle emniyet birimleri arasındaki yazışmaların kurumların kendi sistemleri arasında entegre edilmesi. Diğeri ise “yargıda hedef süre”. Burada ise soruşturma ve yargılamaların önceden ilan edilecek sürelerde tamamlanmasını amaçlanıyor.

HAKİM, SAVCI SAYISI ARTACAK AMA…

Hakim- savcı sayısı da yeni dönemde artacak. Ataması yapılanlarla birlikte 17 bin hakim ve savcı görevde. Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ise yargıda hedef süre ile bağlantılı olarak her yıl 5 bin hakim ve savcının alınacağını duyurdu. Bakan “Sadece sayısal olarak değil, nitelik olarak da çok ciddi ihtiyacımız oldu. Şu anda kürsüde birçok arkadaşımız var. Yüzde 50’nin üzerinde 5 yıl ve altında hakim-savcı tecrübemiz var. Genç hakim ve savcılarımız çok fazla. Daha çok mezun olduktan sonra arkadaşlarımızın hafızaları tazeyken, eylülde okullar mezun vermiş olsa, her yıl kasım ayında hakim ve savcı adaylarımızı atayacağız” dedi.

Genç hakim savcı tartışması ise özellikle FETÖ üyesi oldukları iddiasıyla hakim ve savcıların ihraç edildiği dönemde çok gündeme gelmişti. İhraç edilen yargı mensuplarının yerine genç yargı mensupları işbaşı yapmış, kürsüler “gençleşmişti”. Ancak hukukçular, kürsüleri genç hakim ve savcıların doldurmasından endişeli. “Mesleki birikim ve tecrübe kazanmadan verecekleri kararlarda nitelik sorunu yaşanabileceği” görüşündeler.

HADIM TARTIŞMALARI

8 yaşındaki Eylül ve 4 yaşındaki Leyla’nın ölümlerinin ardından çocuğa yönelik cinsel istismar siyasetin gündemine oturmuş, konu uzun süre hadim üzerinden tartışılmıştı.

Hadım 2016 yılında da gündemdeydi; ilk değil. Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlarda Hükümlü Olanlara Uygulanacak Tedavi ve Diğer Yükümlülükler Hakkında Yönetmelik, 26 Temmuz 2016’da Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmişti. Yönetmelik ile cinsel suçlardan hüküm alanlar hakkında cezanın infazı sırasında ya da koşullu salıverildikleri takdirde denetim süresinde cinsel isteği azaltıcı tıbbı tedavi de dahil önemli yaptırımlar öngörüldü. Türkiye Psikiyatri Derneği ile bir vatandaş, yönetmeliğin bazı hükümlerinin durdurulması ve iptali istemiyle Danıştay’da dava açmıştı. Danıştay 10. Dairesi yönetmeliğin 7/1. maddesinin yürütmesinin durdurulmasına karar vermişti. Gerekçesinde ise, Anayasa’da tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında kişinin vücut bütünlüğüne dokunulmayacağının hüküm altına alındığı belirtilmiş ve bunun ancak kanunla düzenlenebileceği ifade edilmişti.

Bu günlerde her ne kadar hadım tartışmaları gündem de olmasa da, hükümetin söylemleri hadım tartışmalarının yeniden açılacağı, yasalarda yeni ceza düzenlemeleri yapılacağı sinyallerini veriyor.

İSTİNAF SAYILARI ARTIYOR

Kamuoyunda ‘istinaf’ olarak bilinen mahkemelerin sayıları da yeni dönemle birlikte artacak. Adli yargıda 2004, idari yargıda ise 2014’te kurulmaları yasalaşan İstinaf Mahkemeleri’nin amacı “hak arama yollarının çoğaltılması ve delillerin tekrar değerlendirilerek hukuki güvencenin artırılması” olarak açıklanmış, içtihat mahkemesi olması hedeflenmişti. Yerel mahkemelerin pratiklerinden öteye çoğu zaman gidemeyen ve kararları tartışma yaratan 9 İstinaf Mahkemesi önce 11 daha sonra 15’e yükseltilecek.

AİHM’İN ÖNÜNDEKİ ENGEL: OHAL KOMİSYONU

OHAL Komisyonunun verdiği ret karaları da bu yıl yargının önüne gelen dosyalar arasında olacak. 23 Ocak 2017’de kurulan ve meslekten ihraç edilenler, bursu kesilen öğrenciler, rütbeleri alınan emekli güvenlik personeli, kapatılan kurum ile kuruluşlara ilişkin başvurulara bakmak üzere kurulan OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna 118 bin 660 müracaat yapıldı. Yalnızca 30 binini karara bağlayan Komisyon, 28 bin 100’ünü ise reddetti. OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun ret kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara 19. ve 20. idare mahkemelerine iptal davası açılabiliyor. Komisyonun şimdiye kadar verdiği kararlara bakıldığında, önümüzdeki dönemde de pek çok kişi komisyon kararlarını yargıya taşıyacak.

Komisyonun kararlarının ağır aksak vermesi AİHM’e başvuruların da önünü kesiyor. İç hukuk yolları tükenmeden başvuru yapılamayan AİHM için vatandaşlar Komisyon kararını beklemek zorunda.

‘YARGI ALANININ EN ZOR DÖNEMİ YAŞANIYOR’

Peki açılacak mahkemeler, atanacak yargı mensupları ya da yeni kanun çalışmaları “yargı bağımsızlığı” tartışmalarının neresine düşüyor?

Öztürk Türkdoğan

İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı ve Ceza hukukçusu Avukat Öztürk Türkdoğan meselenin yargıdaki “yapısal problemler” olduğunu söylüyor. “Mesele Türkiye’nin anayasal sisteminin otoriterleşmesi. Artık kanunlarla hak ve özgürlük sınırlanıyor. Yargı Anayasal gücünü kaybetmiştir” diyen Türkdoğan, Türkiye’nin yargı konusunda sınıfta kaldığı görüşünde.

‘GÜVENLİK POLİTİKALARINA GÖRE KARARLAR’

Yüksek yargı atamalarındaki Cumhurbaşkanlığı ve Meclis’te çoğunluğu olan AK Parti ağırlığının hakim ve savcılarda yönlendirme etkisi yaptığını belirten Türkdoğan, “Hakim ve savcılar siyasi iktidarın belirlediği çerçevede hareket etme ihtiyacı hissediyor. Güvenlik politikalarına göre kararlar üretiyorlar. Kürsü mahkemelerinin verdikleri kararlar da doğrudan toplumu etkiliyor” dedi.

Anayasa Mahkemesi’ni de eleştiren Türkdoğan, “Anayasa Mahkemesi kendisinden beklenen rolü oynayamadı. Anayasa Mahkemesi OHAL KHK’larını incelemedi, başvuruları reddetti. Şimdi kürsü hakimi bu kararlara bakacak ve o doğrultuda kanun uygulayacak” endişesini dile getirdi.

Genç hakim ve savcıların kürsülere geçmelerinden duyduğu kaygıları da ifade eden Türkdoğan, “burada bir liyakat sorunu var. Meslekte yeteri kadar kariyer yapmazsanız mesleğin gereğini yapamazsınız. Bunlar AİHM içtihatlarını inceleyecek, insan hakları hukukunu, hak ve özgürlük alanını öğrenecekler ve kararlarına yansıtacaklar. Bu uzun soluklu bir süreçtir. En az 10-15 yıl gerektirir.” diye konuştu.