Cumhurbaşkanlığı Kararı ile bundan sonra menkul ve gayri menkul alım-satımı ile kira sözleşmelerinde bedellerin döviz cinsinden ya da dövize endeksli belirlenemeyecek. Bu karar ticaret hayatında ne tür değişiklikler yapacak. Kamuoyunda kafa karışıklığı da yaratan kararı Uluslararası Hukuk Yatırımlar ve Kalkınma Derneği (ILIDA) Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Arzu Ongur değerlendirdi.

Hilal Köylü

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın ekonominin başına geçmesinin ardından ekonomi ve ticaret hayatını baştan sona yenileyecek değişiklikler birbirini izliyor. Bu yenilikler arasında en çok 13 Eylül günü yürürlüğe giren menkul ve gayri menkul alım-satımı ile kira sözleşmelerinde bedellerin döviz cinsinden ya da dövize endeksli belirlenemeyeceğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı dikkat çekiyor.

Türk ticaret hayatını derinden etkileyeceği görülen ancak kapsamı ve anlamı pek de anlaşılmayan kararla ilgili Hazine ve Maliye Bakanlığı yeni bir açıklama yapma gereği duydu. Peki; kararla birlikte ticaret hayatında ne tür değişiklikler oluyor, kararın kamuoyunda kafa karışıklığı yarattığı iddiaları ne kadar doğru? Bu soruları Uluslararası Hukuk Yatırımlar ve Kalkınma Derneği (ILIDA) Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Arzu Ongur’a sorduk.

Yeni düzenleme hangi değişiklikleri getirdi?

Yeni düzenlemeyle 1989 tarihli ve 32 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkındaki kararın 4.maddesine şöyle bir ek yapıldı:

Türkiye’de yerleşik kişilerin bakanlıkça belirlenen haller dışında kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama dahil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden ve dövize endeksli olarak kararlaştırılamaz.”

Aynı maddeye şöyle de bir geçici madde eklendi:

Bu kararın 4’üncü maddesinin (g) bendinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde, söz konusu bentte belirtilen ve daha önce akdedilmiş yürürlükteki sözleşmelerdeki döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan bedeller, bakanlıkça belirlenen haller dışında; Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenir.”

Bu değişiklikler ne anlama geliyor?

Değişiklik kapsamına giren sözleşme türlerine ilk olarak yakından bakmamız gerekiyor. Karara bakınca; menkul ve gayrimenkul alım satım, menkul ve gayrimenkul kiralama, menkul leasing, iş, hizmet ve eser sözleşmeleri olmak üzere 6 tür sözleşmenin bu karar kapsamına girdiğini görüyoruz. Borçlar Kanunu’nun özel olarak belirlediği temel sözleşme türlerinin birçoğunun bu kapsama girdiği ve pek az sözleşme türünün (vekalet, bağışlama, ödünç ve atipik sözleşmeler gibi) kararın kapsamı dışında bırakıldığı dikkat çekiyor. Bu açıdan kararın kapsamının belirlenmesi büyük önem taşıyor. Nitekim karar metninde de Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın hangi sözleşmenin kararın kapsamında olduğunu belirleme yetkisine sahip olduğu gösteriliyor. Bu bağlamda Bakanlıkça hazırlanacak ve kararın kapsamına giren sözleşmeleri gösterecek ek düzenlemeleri bekliyoruz.

Kararın en çok AVM’lerdeki dövizle kira ve satış sözleşmelerini etkileyeceği konuşuldu. Bu, ne kadar doğru?

Karar, “AVM’lerde dövizle kiralama devrinin sona erdiği” başlığıyla kamuoyuna yansıtıldı ve kararın kapsamının sadece bu genişlikte olduğu izlenimi uyandırıldı. Ne var ki yaptığımız hukuki değerlendirme; kararın kapsamının, piyasanın gerçekliğine göre çok farklı bir boyutta olabileceğini gösteriyor.

Kararın sadece kira sözleşmelerine uygulanacağı düşüncesi gerçeklikten uzak. Piyasada; devletle yapılan taahhüt sözleşmelerinin ve kamu ihale bedellerinin, danışmanlık sözleşmelerinin, uluslararası şirketlerin ve diplomatik misyonların çalışanlarıyla yaptıkları iş sözleşmelerinin çoğunlukla bir döviz bedeli üzerinden yapılması sıklıkla karşılaşılan bir durum. Bu açıdan değerlendirince, kararın kapsamının ne kadar genişliğe ulaşabileceğini açıkça görebiliriz.

Karar üzerinde durulması gereken başka ne tür yenilikler öngörüyor?

Kararın çok önemli bir başka düzenlemesi, döviz üzerinden daha önceden kurulmuş yürürlükteki sözleşmelerin bedellerinin Türk parası üzerinden yeniden belirleneceği hükmü. Dövizin değerinin büyük değişkenlik gösterdiği günümüzde, bu düzenlemenin nasıl yorumlanması gerektiği hayati önemde. Zira kararda, yeniden değerlemenin hangi kur değeri üzerinden yapılacağı gösterilmemiş sadece bu işlemin 30 gün içerisinde yapılması gerekliliği belirtilmiş. Kararın yayımlandığı gün yürürlüğe girdiği düşünüldüğünde bu vadenin son günü 13 Ekim 2018 tarihi oluyor. Bedellerin hangi kur değeri üzerinden Türk parasına çevrileceği belirsizliği, yine konu hakkında yayınlanacak ek düzenlemeler ile çözülebilir.

Kararda “Türkiye’de yerleşik kişiler” tanımlaması çok dikkat çekti. Karar, bu tanımlamayı yeterince açık yapıyor mu?

Türkiye’de yerleşik kişiler”kavramının tanımlanması, kararın kapsamının belirlenmesi açısından büyük öneme taşıyor. Bu konuda başvurulması gereken kaynak 1567 sayılı “Türk Parasının Kıymetinin Korunması Hakkında Kanun’a yönelik 32 sayılı karar. Bu kararda yerleşik kavramı: “Türkiye’de yerleşik kişiler: Yurtdışında işçi, serbest meslek ve müstakil iş sahibi Türk vatandaşları dahil Türkiye’de kanuni yerleşim yeri bulunan gerçek ve tüzel kişileri, ifade eder” olarak belirlenir. Bu kapsama uluslararası organizasyonlar veya diplomatik misyonların çalışanlarının girip girmediği doktrinde tartışmalıdır. Bakanlık, yapılacak ek düzenlemeyle “Türkiye’de Yerleşik” kavramını net bir şekilde açıklığa kavuşturmalıdır.

Ticaret hayatı olumsuz mu etkilenecek diyorsunuz?

Daha önceden döviz üzerinden akdedilmiş olan sözleşmelerin Türk parasına çevrilmesi ve döviz bedelli sözleşmelerin akdedilmesinin yasaklanmasını getiren bu karar, Türk ticari yaşamında büyük bir değişiklik getirecek. Bu kararın uygulanmasının ticari hayatı birçok açıdan sekteye uğratacağı görülmelidir.

Kararın, Türk ticaret hayatını sekteye uğratacağına ilişkin değerlendirmeler artınca Hazine ve Maliye Bakanlığı, açıklama yapma gereği duydu. Bakanlıktan yapılan açıklamada dövizle yapılan kira ve diğer sözleşmelerin TL’ye çevrilebilmesi için her iki tarafın da Türkiye’de yerleşik kişi olması gerektiği belirtildi. Ayrıca dövizle kira alan AVM’lerde kimi durumların ‘istisnai olabileceği’ anlatıldı. Döviz cinsinden kredi alabilen Türkiye’de yerleşik kişilerin yaptığı sözleşmelerin bu istisnanın kapsamını belirlediğini görüyoruz. Uygulamada, bakanlıktan herkesi doğru yönlendirecek ve bilgilendirecek yeni açıklamaları da bekliyoruz.