Hem bir halk sağlığı sorunu hem de politik bir sorun olan intihar, dünya çapında çok yüksek seviyelerde bulunuyor. Türkiye’de 2017 yılında intihar sonucu 3 bin 69 kişi hayatını kaybetti. Son 15 yılda ölümle sonuçlanan toplam intihar sayısı ise 44 bin 277’ye ulaştı. Oranların bu kadar yüksek olmasının nedenlerini ve önleme yollarını uzmanlarla konuştuk…

Ayça Onuralmış

Dünya Sağlık Örgütü 2015 yılı verilerine göre, 800 bin kişi intihar yoluyla hayatını kaybetmiş durumda ve bu oranın en az 4 katı kadar da intihar teşebbüsü yaşanıyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi’nin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden derlediği rapora göre, 2017 yılında intihar sonucu 3 bin 69 kişi hayatını kaybetti. Gerçekleşen ölümlerin yüzde 77’sini yani 2 bin 368’ini erkekler, yüzde 23’ünü yani 701’ini kadınlar oluşturdu. Son 15 yılda ölümle sonuçlanan toplam intihar sayısı ise 44 bin 277’ye ulaştı. Nedeni bilinen intiharlarda ilk sırayı hastalık alırken, ikinci sırayı geçim zorluğu, üçüncü sırayı ise aile geçimsizliği aldı. İntihar ile gerçekleşen ölümlerin 233’ünü (9 kadın, 224 erkek) geçim zorluğu oluştururken, aile geçimsizliği ölümlerin 128’inin nedeni oldu (33 kadın, 95 erkek 128 kişi).

‘BARIŞIN SAĞLANDIĞI BİR TOPLUM HEDEFLENMELİ’

Gülsüm Kav

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, halagazeteciyiz.net’e yaptığı değerlendirmede, bir toplumda barıştan, demokrasiden, haklardan uzaklaşıldığında sağlıktan da uzaklaşılacağını söyledi. Kav, Türkiye’de son süreçte intihar oranlarındaki artışta ‘toplumsal gerilim yaratan olayların ve silaha ulaşımın internetten kargoyla elde edilecek kadar kolay olmasının, şiddetin ve hak ihlallerinin artmasında rolü olduğuna dikkat çekti. Bu konuda ilk görevin devlete düştüğünü belirten Kav yapılması gereken ilk şeyin de yurttaşlarının yaşadığı bu türden önlenebilir zorlukları ortadan kaldırmak, şiddetsiz, güvenceli ve barışın sağlandığı bir toplum hedeflemek olduğunu ifade etti.

Kav, “Hemen akabinde ise birçok farklı hizmetin bir arada bütünsel verilmesini gerektiren ‘İntihar Önleme Programı’ başlatmak gerekiyor. Ölçülebilir hedefleri olan, tüm toplumu kapsayan ve süreklilik gösteren ulusal intihar önleme programlarına ihtiyaç var. Bu noktada basına da görev düşüyor elbette; intihar haberleştirilirken özendirme etkisi yaratmayacak, mümkün olan en yalın şekilde haber yapılıp intihar düşünceleri olan kişilerin uygun hizmetlere yönlendirilmeleri hedeflenmelidir” dedi.

İNTİHAR MI, CİNAYET Mİ?

TÜİK verilerine göre, 2017 yılında intihar ile gerçekleşen ölümlerde genç nüfusun yüksek olması dikkat çekiyor. 15 yaş ve altı 64 çocuk intihar ederken, 15-19 yaş aralığında intiharla gerçekleşen 332 ölümün 142’sini kadınların oluşturduğu, 20-24 yaş aralığında gerçekleşen intihar vakasının 364, 25-29 yaş aralığında gerçekleşen intihar vakalarının ise 330 olduğu görülüyor. Yaş aralıklarına bakıldığında 20-24 yaş aralığının en yüksek, 30 yaşa kadar olan ölümlerin toplamının ise bin 90 olduğu görülüyor.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun hazırladığı raporlara göre de cinayet, cinsel şiddet ve diğer şiddet biçimleri “gençleşiyor”.

Öte yandan kadın intiharlarının iyi araştırılmasını isteyen Kav,  şiddetin bu kadar arttığı şartlarda bir tür şüpheli ölüm olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Kav, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak, “intihar” olarak kapatılmış dosyalarda “cinayet” gerçeğini kanıtladıkları davalar olduğunu anımsattı.

Gülsüm Kav

Kav, genç kadınların bir yandan her kuşaktan kadın gibi, erkeklerin yaşamadığı zorlukları yaşadığını, bir yandan da bugünkü toplumda ve iktidar tarafından diğer kuşaklardan kadınlardan daha çok hedef haline getirildiğini söyledi.  Kav şu değerlendirmeyi yaptı: “Sürekli ne yapmaları gerektiği, evlenmeleri, çocuk yapmaları, itaat etmeleri tüm kadınlar gibi onlara da söyleniyor ve aslında bu ‘makbul kadın’ dayatması genç kadınlar hedef haline getirilerek yapılıyor. Yolda, okulda, ulaşım aracında, parkta, okulda, yurtta, hayatlarının her boyutunda çoğu kez fiili saldırıya uğradıklarını biliyoruz. Ama bu çemberi vazgeçerek değil, bütün genç kadınların nefes almasını sağlayacak bir hayat mücadelesiyle kırabiliriz. Bu noktada tüm genç kadın arkadaşlarıma hiçbir zorlukta asla yalnız olmadıklarını söylemek isterim. Sakın kendi hayatınızdan vazgeçmeyin, mücadelemiz var, bir araya geldiğimizde kendimiz ve tüm kardeşlerimiz için kazanacağımız hayatlar var.”

‘EKONOMİK KRİZ, RUH SAĞLIĞINI OLUMSUZ ETKİLİYOR’

Türk Psikologlar Derneği Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. İlkiz Altınoğlu Dikmeer de ekonomik krizin, ruh sağlığını olumsuz yönde etkileyen önemli nedenlerden biri olduğuna dikkat çekti. Ruh sağlığının bozulmasının, intiharla doğrudan ilişkilendirilebilecek bir durum olduğunu ifade eden Dikmeer, “Gençlerin ölüm nedeni içinde intihar üst sıralarda yer alıyor. Ergenlik dönemi fırtınaların koptuğu bir dönem, hızlı duygu durum değişiklikleri, hormonal çalkalanmalar ve ergen dürtüselliği de eklenince intihar sık karşılaşılan bir durum. Bazıları anlık öfke, intikam alma, karşıdaki kişiye (aile, öğretmen, arkadaş vb) bedel ödetme gibi anlık duygu ve düşüncelerle bir girişimde bulunup pişman olabiliyor” dedi.