‘İş cinayetleri’ de denilen iş kazaları nedeniyle işçi ölümlerinden Eylül ayında 157, 2018 yılının ilk 9 ayında ise en az bin 450 işçi yaşamdan koparıldı. Eylül ayında en fazla işçi ölümü 38 kişiyle (yüzde 24) inşaat/yol sektöründe yaşanırken, bunu 35 kişiyle (yüzde 22) tarım/orman alanı ve 21 kişi (yüzde13) ile taşımacılık sektörü izledi.

Ayça Onuralmış

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) yayımladığı rapora göre, Ocak ayında 144, Şubat’ta 128, Mart’ta 130, Nisan’da 189, Mayıs’ta 169, Haziran’da 151, Temmuz’da 201, Ağustos’ta 181, Eylül’de 157 işçi; yani 2018 yılının ilk 9 ayında en az bin 450 işçi “iş cinayetleri” de denilen, iş kazalarında yaşamını yitirdi.

Eylül ayında çalışırken ölen 157 emekçinin 10’u kadın, 147’si erkek. Kadın işçi ölümleri tarım, madencilik, ticaret, metal ve sağlık işkollarında gerçekleşti. Eylül ayında 4’ü 14 yaş ve altında olmak üzere 8 çocuk işçi can verdi. Çocuk işçi ölümleri, kimya, metal ve inşaat işkollarında gerçekleşti.

En fazla ölüm nedeni ezilme/göçük (yüzde 25), trafik/servis kazası (yüzde 25), yüksekten düşme ve elektrik çarpması oldu. Raporda, özellikle çok düşük maliyetle önlem alınarak önlenebilecek olan elektrik çarpması nedenli ölümlerin ilk sıralara çıkması dikkat çekiyor.

Eylül’de Türkiye’nin 56 şehrinde meydana gelen iş kazaları nedeniyle işçi ölümleri, en çok Gaziantep (11), Denizli (9), İstanbul (7), Kocaeli (6), Manisa (6), Şanlıurfa’da (6) yaşandı.

‘ÇALIŞMA ŞARTLARI DEĞİŞMEDİKÇE ÖLÜMLER BİTMEZ’

Türkiye’de 10 milyona yakın kişi sigortasız, 3 milyonu aşkın kişi ise hiçbir ücret almadan çalıştırılıyor. Çalışma saatlerinin uzunluğu, yasal izinlerin ve fazla sürelerle çalışmanın bedelinin verilmemesi; kontrolsüz ve denetimsizlik emek alanının en temel sorunlarını oluşturuyor.

İşçi ölümlerinin en yoğun yaşandığı sektör olan inşaat alanında her yıl ortalama 500 inşaat işçisi yaşamını yitiriyor. Bu yaşam kayıplarının yarıdan fazlasına yüksekten düşme, yüzde 15’ine ezilme/göçük, yüzde 10’una nesne düşmesi neden oluyor.

İnşaat İşçileri Sendikası (İnşaat-İş) Örgütlenme Sekreteri Kadir Kurt, halagazeteciyiz.net’e yaptığı değerlendirmede, işe bağlı ölümlerin en çok inşaat sektöründe yaşanmasının, inşaat işkolunun diğerlerine kıyasla, çok daha fazla güvencesiz olmasıyla doğrudan ilgili olduğunu söyledi. İnşaat işçisinin, yasaya ve usule aykırı bir biçimde, hiçbir iş güvenliği ve önlemi aldırılmadan çalışmaya mecbur bırakıldığını vurgulayan Kurt, “Tarihten beri güçlü bir mücadele veremeyen inşaat işçisine karşı patronlar belirli kazanımlar sağlamış durumdalar. Bunlar, işçinin canına mal olacak bir sistemi yaratmasına rağmen bu kazanımlarından kolayca vazgeçmek istemiyorlar” dedi.

Yasadışı çalışma şartlarının milyonlarca inşaat işçisinin neredeyse tamamına uygulandığını söyleyen Kurt, bu koşullar değişmedikçe inşaat sektörünün ‘iş cinayetlerinin adeta katliam gibi yaşandığı bir cehennem’ olarak anılmasının önüne geçilemeyeceğini belirtti.

3. HAVALİMANINDA ÖLÜME KARŞI CAMBAZLIK

3. havalimanı inşaatında 37 işçinin hayatını kaybettiği Çalışma Bakanlığı tarafından teyit edilmişti; ancak gerçek sayının bunun çok üzerinde olduğu biliniyor. Özellikle hafriyat kamyonlarının iş yetiştirme baskısı sonucu yaptıkları kazalarla yaşamını yitirenler de günden güne artıyor. İnşaatta günlük 12 saate varan çalışma süresi, insan haklarına aykırı olacak şekilde hızlı iş yaptırılması, çok fazla sayıda taşeron firmanın olması sonucu iş koordinasyonunun sağlanamaması gibi pek çok sorun yaşanıyor.

‘TOPLAMA KAMPI GİBİ’

İnşaat-İş Örgütlenme Sekreteri Kadir Kurt, 3. havalimanı şantiyesinin adeta bir toplama kampı olduğunu, on binlerce işçinin ‘ölüme karşı cambazlık’ yapmak zorunda kaldığı koşullar altında çalışmaya mecbur bırakıldığını söyledi. Kurt, “Öyle ki, kamuoyuna da yansıyan 14 Eylül günü havalimanında çalışan işçilerin bir anlamıyla ‘Bıçak kemiğe dayandı’ eyleminin talep listesine baktığınızda havalimanının ve Türkiye’deki diğer şantiyelerin çalışma koşulları hakkında bu yönde fikir yürütmek mümkün” dedi.

3. havalimanı şantiyesinin, iş cinayeti anlamında takip edilmesinin mümkün olamadığını dile getiren Kurt, burada inşaat işçisinin ‘ücretli kölelik’ ile ifade edilemeyecek kadar kötü, adeta Ortaçağ kölelerini aratmayan çalışma ve yaşam koşullarıyla çalıştırıldığını söyledi.

‘AF’ TEKLİFİ İŞÇİ ÖLÜMLERİNİ DE KAPSIYOR

MHP’nin Meclis’e sunduğu ‘Bazı Suçlarla İlgili Ceza Sürelerinden Şartlı İndirim ile Tutuklu ve Hükümlerin Salıverilmelerine Dair Kanun Teklifi’nde ‘kasten öldürme’ dışındaki cinayetler de af kapsamında. İşçi ölümleri davalarında cezaların çoğunlukla ‘taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ gerekçesiyle verildiği göz önüne alındığında, bu ölümlerden yargılananlar da tahliye olacak ya da hapse girmeyecek.

Kötü çalışma koşullarını protesto eden 28 havalimanı işçisi ise Eylül’den bu yana tutuklu bulunuyor. Öte yandan 3 Ekim’de yine 3. havalimanı inşaatındaki işçi koğuşları basılarak, işçiler gözaltına alındı ve işçilerden 6’sı daha tutuklandı. Böylece aralarında İnşaat-İş yöneticilerinin de olduğu tutuklu 3. havalimanı işçisi sayısı 34’e çıktı.

‘İNŞAAT İŞÇİLERİ BİRBİRİNİN SESİNİ DUYDU’

İşçi ve sendika yöneticilerinin ‘hesaplaşma’ amacıyla tutuklandığını ifade eden Kurt, soruşturma savcısı ve hakiminin içi boş olan dosyada tutuklanma gerekçesi bulmakta çok zorlandıklarını belirtti. Kurt, şöyle konuştu:

“Bir ceza kesmek istediler, buna da dosyada bulabildikleri çeşitli iddialarla kılıf yarattılar. Bakın, her gün 3. havalimanında 14 Eylül’deki eyleme katıldığı tespit edilen işçileri gözaltına alıp, tutukluyorlar. Fakat atladıkları bir nokta var ki; inşaat işçileri birbirinin sesini duydu, birbirinin yüreğini gördü. Bu yüzden insanca yaşama koşullarından da birlikte mücadele etmekten de vazgeçmeyecekler.”