Ekonomide yaşanan sorun kriz mi? sıkıntı mı? tartışmaları devam ederken, önlem alınmazsa ekonomideki esas kırılmanın kasım ayında yaşanacağı iddia ediliyor. İktidar yanlısı ekonomistlerin, “Yabancılar bizi kıskanıyor” propagandasının tersine, Türkiye’de milyonlarca euro varlığı olan Avrupa ülkelerinin Türkiye’nin kriz yaşamasını istemediği konuşuluyor. Ekonomik krizin çözüm yolunun ise insan hakları, demokrasi ve bağımsız yargıdan geçtiği ifade ediliyor.

Cengiz Aldemir

Ülke gündeminin en önemli konusu olan ekonomik kriz Meclis kulislerinde konuşulmaya devam ediyor. Adı kriz mi, sıkıntı mı tartışılıp, iktidara yakın ekonomistler “Yabancıların Türkiye’yi kıskandığı” değerlendirmeleri yapsa da krizin asıl dalgasının Kasım ayı sonlarında yansıyacağı konuşuluyor. Kulislerde “Halkın bir kısmı yaşanan krizi algılıyor; ancak kasım ayı sonlarında bu etki büyük kitleler üzerinde daha ağır bir şekilde görülecek” yorumları yapılıyor.

‘KIRILMA NOKTASI KASIM AYI OLACAK’ İDDİASI

“Henüz gerçek krizin gelmediği ve fırtına öncesi, kıyıya vuran küçük dalgalar” benzetmesi yapan bazı milletvekilleri, kasım ayı sonrası dalgaların yükselip kırılacağı ocak, şubat ve mart aylarının Türkiye için çok zor bir dönemin başlagıcı olacağını söylüyor. Ekonomi konusunda uzman kimi milletvekilleri bununla birlikte gereken önlemler bir an önce alınacak olursa krizin azalacağı, nisan ve mayıs aylarında rahat bir nefes alınabileceği öngörüsünde bulunuyor. Kulislerde en çok “Türkiye’nin kesişim noktası dış ödemeler, borçlar ve borç yapılandırmaları ile dünya piyasalarının yanı sıra şirketlerin dayanma kapasitesi anlamında, kırılma noktasının kasım ayı olacağı” iddiası dillendiriliyor.

‘ÇÖZÜM SICAK PARA DEĞİL ÜRETİM VE YATIRIM’

Öte yandan İzmir’de ev hapsinde olan Papaz Bronson’un ayın 12’sinde serbest bırakılacağı ve doların sakinleştirileceği de kulisteki iddialar arasında. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “kriz yok, sıkıntı var” sözleri ise çelişkili açıklamalar olarak değerlendiriliyor. Dövizi, “ ateşi olan hasta”ya benzeten milletvekilleri, “Türkiye’ye sıcak para girişinin sıkıntıyı biraz yumuşatacağını, ancak üretim ve yatırımların olmadığı bir ülkede bunun sürdürülebilir bir çözüm olmayacağını” ifade ediyorlar.

İNSAN HAKLARI, DEMOKRASİ VE BAĞIMSIZ HUKUK

Milletvekilleri, yabancı sermayenin demokrasi ve hukuk konusunda Türkiye’ye güvenmediğine dikkat çekiyor; ülkenin demokrasi, düşünce özgürlüğü, insan hakları ve bağımsız yargı konusunda batılı yatırımcılara güven veremediği vurgusu yapıyorlar. Milletvekillerinin ağırlıkta olduğu Meclis kulislerinde “Tek adam yönetiminde her şeyin bir kişiye bağlı olmasının güven vermediği, bu durumda uzun vadeli yatırımların ülkeye gelmeyeceği” konuşulurken, Rahip Bronson ile birlikte Türkiye cezaevinde tutuklu bulunan Almanlar ve diğer ülke vatandaşlarından örnekler veriliyor.

‘BATININ DA VARLIKLARI TEHLİKEYE GİRER’

Muhalefet milletvekillerinin yanı sıra bazı AK Parti milletvekilleri de, iktidar yanlısı ekonomistlerin, “Yabancılar bizi kıskanıyor” propogandasının yanlış bir söylev olduğu görüşünde. 15 yıldır başta ABD, Almanya ve İngiltere olmak üzere bir çok ülkenin AK Parti iktidarına ekonomi ve sosyal politikalar konusunda destek verdiğini hatırlatan milletvekilleri, “Almanya’nın Türkiye’nin krize girmesini istemediğinin” altını çiziyorlar. Avrupa Merkez Bankası’nın geçtiğimiz ay içinde bir çalışma başlattığı bilgisine dikkat çeken vekiller çalışmanın ana temasını ise, Türkiye’deki bankalar sorun yaşarsa, bu sıkıntının bankalar kanalı ile Avrupa’yı da vuracağı konusunun oluşturduğunu ifade ederek; “çünkü batılı finans çevreleri, Türkiye’de milyarlarca euro varlığı olan Almanya ve diğer batılı ülkeler, bu varlıklarını tehlikeye atmamak için Türkiye’nin ekonomik bir krize girmesini istemez” görüşünü dile getiriyorlar.