23 yıldır Türkiye’de yaşayan Amerikalı rahip Brunson “çok seviyorum” dediği Türkiye’yi terketti. Ankara-Washington hattında Amerikan filmleri kıvamında bir öykünün kahramanı olan Brunson, ABD’de 6 Kasım’da yapılacak ara seçimler için Başkan Donald Trump’ın en büyük seçim yatırımlarından birine dönüştü. Bu yatırımın Türkiye’yi ilgilendiren tarafı, Trump’ın seçim derdi arasında Türkiye’yle ilişkilerin nasıl yürüteceğine ilişkin yarattığı soru: Brunson ABD’ye döndü, Türk-Amerikan ilişkilerinde gerilim bitti mi?

Hilal Köylü 

Brunson ABD’ye döndü, peki Türk-Amerikan ilişkilerinde gerilim bitti mi? ABD Başkanı Donald Trump yanıtı vermiş görünüyor olsa da, bu konuya uzun süredir kafa yoran Ankara’nın kısa sürede bir yanıta ulaşması gerekiyor. İşte o yanıt, henüz verilemedi. Peki, neden verilemedi?               Çünkü, Türkiye’de ‘casusluk’ ve ‘terör örgütü üyeliği’ suçlamalarıyla yaklaşık 2 yıldır tutuklu yargılanan rahip Andrew Brunson’u, ABD’ye dönüşünde Beyaz Saray’da ağırlayan Başkan Trump’ın Türkiye’yle ilişkilerin bundan böyle “harika, mükemmel” olabileceğini söylemesi Ankara’ya yeterli gelmiyor. Brunson’ın Türk mahkemesinden çıkıp ABD’ye gidişini ‘reality show’ gibi izleyen dünya, Trump’ın Türkiye konusunda somut ne yapacağı sorusunun peşini bırakmamaya kararlı görünüyor.

Trump’ın Brunson’ın serbest bırakılışını izleyen dakikalarda “Çok sıkı çalıştık” mesajı veren Twitter mesajına çok kızan Ankara, ABD yönetimine Türk mahkemelerinin bağımsız olduğunu bir kez daha hatırlatmış olsa da, Ankara’da muhalefetteki siyasi partiler bu bağımsızlığı sorgulamayı gündemlerinin ilk sıralarına oturttular.

‘BRUNSON UNUTULACAK’

“Aslında bu konu unutulup, gidecek. Geriye çok ağır sorunlar kalıyor” diyor siyaset bilimci ve uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. İlhan Uzgel. Biz unutulamayacağını düşünüyoruz ama siyasetin gündemi böyle bir şey. Türkiye’nin gündemi ise son yıllarda asla elle tutulamayacak kadar uçucu. Uzgel de, Brunson konusunun bu gündemde kaybolup, gideceğine dikkat çekiyor. O da, şimdi sadece Türkiye’dekilerin değil tüm dünyanın aklındaki soruyu dillendiriyor: Başkan Donald Trump ne yapacak? Türkiye’ye ne verecek? Trump, bu soruyu da yanıtladı, hatta yanıtında “Herhangi bir anlaşma yapmadık, ben rehineler için anlaşma yapmam, uzun süre müzakere ettik, kesinlikle fidye edemeyeceğimizi söyledik. Türkiye’ye, Sayın Erdoğan’a çok teşekkür ediyorum” ifadeleriyle akıllardaki sorulara açıklık getirmek istedi.

Prof. İlhan Uzgel, bu yanıtın ‘açık bir pazarlığa’ işaret ettiğini söylemekle kalmayıp, sadece Amerikan basınında değil, Türk basınında da yer alan ve Brunson karşılığında ABD’nin Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’yı serbest bırakacağına ilişkin haberleri hatırlatıyor. “Brunson’ın karşılığında ABD’nin de bir şey yapacağı ve büyük ihtimal Atilla’yı serbest bırakacağı görülüyor” diyen Uzgel, Brunson meselesinin Türkiye-ABD ilişkilerinde yarattığı gerilimin bu denli filmvari olmasında Türkiye kadar ABD’nin de hataları olduğuna dikkat çekiyor. Yani, her iki taraf da diplomasiyi işletmek yerine karşılıklı söz ve eylemleriyle tam bir ‘düello’ yürüttüler. Bütün renkler hızla kirlendi. İlhan Uzgel’in deyimiyle de “Taraflar, tüm kirini pasını ortaya döktü.”

‘ASIL MESELE İRAN’

Uzgel’e göre kısa bir süre içinde olmasa da ‘bir süre sonra’ ABD’nin Hakan Atilla’yı serbest bırakacak olma ihtimali de Ankara’yı rahatlatmıyor. Asıl meseleyi İran’a Kasım’da uygulanmaya başlayacak yeni ambargo dalgası yaratıyor. “Türk-ABD ilişkilerindeki kriz bu aşamadan sonra kendini gösterebilir” diyen Uzgel, sözlerini “Brunson konusu magazindi ama İran meselesi aşırı ciddi. İran’a yaptırıma direnç göstermek isteyen Ankara’nın bu direnci nasıl formüle edeceğine ya da hiç formüle edemeyeceğine tanıklık edebiliriz” diye sürdürüyor. İran konusunun Brunson gerilimiyle ilgili tarafının da o zaman ‘daha net’ görülebileceğine işaret ediyor İlhan Uzgel: “Ya ABD, İran’a yaptırımlara Türkiye’nin nasıl uyacağını şimdiden belirlediyse, yani formülü ABD geliştirdiyse.” Uzgel’in ortaya koyduğu bu tespit Kasım’daki İran’a yaptırım dalgasının dünya gündemine Brunson’dan daha ağır bir şekilde etkisini koyacağının işaretlerini veriyor. Öyle ki Uzgel, “ABD, Erdoğan’la çalışmak istediğini belli etti. Ama zayıf bir Erdoğan’la çalışmak istiyor” diyor.

‘GERİYE TEHDİTLER KALDI’

Brunson geriliminin Türkiye-ABD ilişkilerini İran’a yaptırım konusuna götüreceğini, bir dönem Türkiye’nin Washington büyükelçiliğini de yapmış Faruk Loğoğlu da söylüyor. Loğoğlu, “Brunson olayı Türkiye-ABD ilişkilerinin gündemini rehin aldı ama krizler bitmedi. Brunson’dan geriye kalan ABD’nin Türkiye’ye tehditleri oldu” diyor ve ekliyor: Yapısal sorunlar, krizler duruyor. Bu sorunların en büyüğü de İran. Trump yönetimi ‘bilerek’ Brunson krizinde ‘gerilimi yükseltti, Türkiye’ye tehditler savurdu. Loğoğlu’na göre Ankara da Amerika’nın ne yapmak istediğini çözemedi. Burada yine bir ‘neden’ sorusu var ve Loğoğlu da o soruyu şöyle yanıtlıyor: “Kabadayılık iç politikada söküyor ama dış politikada her seferinde ters sonuç getiriyor. Ankara’nın bunu öğrenmesi gerekiyor.”                                                                                                           İran’a yaptırım konusunda Türkiye ile Amerika’nın nasıl ilerleyeceğinin Brunson geriliminin perde arkasını daha net göstereceğini düşünen Loğoğlu, İran’a yaptırımlara uymak istemeyen Ankara’nın ABD’den bu konuda bir istisna istediğini hatırlatıyor. “Eğer bir istisna olursa, Brunson konusundaki pazarlıklar daha da ortaya dökülmüş olacak. Ama olmazsa da, ABD tehditlerinin Türkiye’yi nasıl sarmaladığına, Türk diplomasisinde ne tür büyük hatalar yapıldığına açıkça, bir kez daha şahit olacağız” diyen Loğoğlu’nun Türk hükümetine bir tavsiyesi de var: Acilen bir kriz diplomasisi oluşturulmalı ve bu diplomasiyi siyasetçiler değil diplomasiyi bilen uzman diplomatlar yürütmeli.