2 Ekim tarihinden beri kendisinden haber alınamayan Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın akibeti ile ilgili birçok soru yanıt bekliyor. CHP soruşturmanın geç başlatıldığı, Konsolos Muhammed Uteybi’nin ifadesi alınmadan Türkiye’den ayrılmasına izin verildiği eleştirilerini getirip, parlamentoda araştırma açılmasını istedi. AK Parti, önergeyi reddederken; “Elçiye zeval olmaz” savunmasını yaptı.

Sibel Hürtaş

2 Ekim günü Suudi Arabistan Konsolosluğu’na girdikten sonra kendisinden haber alınamayan Gazeteci Cemal Kaşıkçı olayı ile ilgili soruşturmada soru işaretleri giderek çoğalıyor. Kaşıkçı’nın başına gelenlerin birinci tanığı olarak gösterilen Konsolos Muhammed Uteybi’nin ifadesi neden alınmadı, neden Türkiye’den gitmesine izin verildi, Kaşıkçı’nın kaybolduğu gün Konsolosluk’ta görev yapan yetkililerin ifadesine neden başvurulmuyor? Bu ve çok sayıda soru siyasetin de gündeminde. AK Partililer bu sorulara “Elçiye zeval olmaz” yanıtını verirken, Ana muhalefet Partisi CHP ise “yasaların uygulanmadığı” görüşünde.                                                                                                CHP, Kaşıkçı soruşturmasına ilişkin soru işaretlerini Meclis gündemine taşıdı. Soruşturma makamlarının geç davrandığını öne süren CHP, Parlamento’nun Kaşıkçı olayında sorumluluk almasını istedi. Ancak bu öneri Parlamento’da reddedildi.

‘SORUŞTURMA GEÇ BAŞLATILDI’ İDDİASI

CHP’nin Hukukçu Milletvekili Mahmut Tanal, halagazeteciyiz.net’e yaptığı açıklamada, Kaşıkçı soruşturmasının geç başlatıldığını ve “diplomatik dokunulmazlık” adı altında eksik yürütüldüğü iddia etti. Kaşıkçı’nın 2 Ekim’de kaybolmasına karşın Savcılıkların soruşturmayı 15 gün sonra başlattıklarını hatırlatan Tanal; “Hadisenin gerçekleştiği tarihten 15 gün sonra Konsolosluk’ta tespit yapılmasına ilişkin karar alındı. Bu süre içinde deliller gizlenebilir miydi, gizlenebilirdi. Yerler yıkanmış, süpürülmüş olabilir. Burada olması gereken husus neydi? Bu olaydan haberdar olur olunmaz derhal orada arama yapılması gerekiyordu” dedi.

DİPLOMATİK DOKUNULMAZLIK VAR MI?

İçişleri Bakanlığı, arama ile ilgili “diplomatik dokunulmazlık” konusuna vurgu yaptı. Mahmut Tanal ise Konsolosun “diplomatik dokunulmazlığının” bulunmadığını söyledi. Tanal; “Teknik anlamda uluslararası sözleşmeler uyarınca ‘konsoloslukların dokunulmazlığı var’ deniyor. Bunun dayanağı çeşitli ülkelerin imzalamış oldukları büyükelçilikler ile ilgili Viyana Sözleşmesi. 1963 tarihli Viyana Sözleşmesi konsolosluklara bu hakkı tanımıyor sadece büyükelçiliklere tanıyor. Ancak ikili sözleşmeler ile bu dokunulmazlık sağlanabilir. Yani Türkiye ile Suudi Arabistan arasında böyle bir dokunulmazlık var mı yok mu? Yargı muafiyeti var mı? Bir an için yargı muafiyeti olduğunu kabul edelim. Ancak o da bu suçu kapsamaz” değerlendirmesini yaptı. Dokunulmazlığın arkasına sığınarak ‘bunlarla ilgili işlem yapılamaz’ demenin yanlış olduğunun da altını çizen Tanal Anayasa’yı hatırlattı: “Dokunulmazlık, diplomatların buradaki görevleri ile ilgili suça ilişkindir. Diplomatların görevi insan öldürmek, cinayet işlemek  midir? Anayasa’nın 17. Maddesi ‘Devlet herkesin yaşam hakkını korumak zorundadır’ diyor.”

TÜRK CEZA YASASI UYGULANABİLİR

Başka bir tartışma konusu da suçun işlendiği iddia edilen Konsolosluk binası. Konsolosluk binası yabancı topraklar olarak görüldüğü için burada Türk yasalarının uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin tartışmalar da yapılıyor. Hukukçu vekil Mahmut Tanal, şöyle yorumladı:

“Suçun Konsolosluk içinde işlendiği iddia ediliyor. Orası yabancı ülke olarak kabul ediliyor. Yabancı ülkede işlenen suçu Türkiye Cumhuriyeti yargılayabilir mi yargılayamaz mı? Türk Ceza Kanunun 12 ve 13. Maddesinde düzenleniyor. Esasen 13. Madde önemli. ‘Adam öldürme suçunun vatandaş ya da bir yabancı tarafından yabancı ülkede işlenmesi halinde Türk kanunları uygulanır’ deniyor. Buradaki ‘yabancı ülke’ ifadesini Konsolosluk olarak yorumlayabiliriz. Türk Ceza Kanunun 77. Maddesi de insanlığa karşı işlenen suçları düzenliyor. İnsanlığa karşı işlenen suçlar da ‘yargı muafiyetini’ tanımaz. Yani adam öldürme gibi bir suç da diplomatik dokunulmazlık gibi bir muafiyetten söz edilemez.”

KONSOLOS TUTUKLANMALIYDI

Mahmut Tanal’a göre olayın birinci elden tanığı olduğu iddia edilen Konsolos Uteybi’nin ifadesi alınmalıydı. “Uteybi diplomatik dokunulmazlıktan yararlanamaz. Bir an önce Uteybi ile ilgili işlemler başlatılmalı. İadesi istenilmeli. Gelmeyecek ise hakkında kırmızı bülten çıkarılmalı” diyen Tanal, o gün için orada görevli olan ne kadar personel var ise hepsinin ifadesine başvurulması, telefonlarının alınıp, iletişimlerinin kontrol edilmesi gerektiğini söyledi. Tanal, “Türkiye örgütlerin faaliyet gösterdikleri, cirit attıkları bir alan olmamalı. Bu suç Türkiye Cumhuriyetini uluslararası arenada zor duruma sokmaktadır. Bu suç sadece gazeteciye ve ailesine değil tüm toplumadır” dedi.

AK PARTİ NE DİYOR?

Ana muhalefet Partisi CHP’nin Konsolosun “diplomatik dokunulmazlığı”na ilişkin itirazları ve Konsolosun gözaltına alınması taleplerine ise AK Parti “Elçiye zeval olmaz” yanıtını verdi. Konu Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’ndaki görüşmelerde gündeme geldi. AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, Konsolosun dokunulmazlığına ilişkin şu açıklamayı yaptı:

“Sadece günümüz ulusal ve uluslararası hukukun değil, ulus devlet 1800’lerde, 1700’lerde ortaya çıktı. Ulus devlet ortaya çıkmazdan evvel de devletlerin savaş hukuku var, başka hukuklar… ‘Elçiye zeval olmaz’ diye bir tabir var, bu evrensel bir ifadedir. Diplomatik temsilcilerle ilgili de aynen ‘Elçiye zeval olmaz’ kuralının modern uluslararası hukuka nakli neticesinde müdahale edilemiyor.”

Muhalefetin soruşturmanın geç başlatıldığına ilişkin itirazlarına da yanıt veren AK Parti Grup Başkanvekili Özkan şu savunmayı yaptı;

“İlk atılan adım olarak Büyükelçiliğin Dışişleri Bakanlığına çağırılması söz konusu olmuş, her devletin yapması gerektiği gibi, arkasından da Büyükelçilik bünyesinde, ortak araştırma yapalım, olay yeri incelemesi yapılsın diye anlaşmaya varıldı. Uluslararası hukuk kurallarının da yerine getirilmesi suretiyle inceleme tamamlanmıştır ve bu çerçevede yaşam hakkının ve temel hak ve özgürlüklerin korunması açısından hukuk devletinin yerine getirilmesine ilişkin tüm adımları Türkiye Cumhuriyeti Devleti atmıştır, bundan sonra da atmaya devam edecektir.

NE OLACAK ?

Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan Konsolosluğu’na girdikten sonra ortadan kaybolması ile ilgili tartışmalar siyasetin bir numaralı gündem maddesi. Muhalefet partileri, iktidar partisini “Suudi Arabistan ile ilişkileri bozmamak adına soruşturmayı etkin yürütmemekle” suçluyor. AK Parti’ye göre ise diplomatik dokunulmazlık ve teamüller soruşturma makamlarının da elini kolunu bağlıyor. Parlamento’nun bu konuda sorumluluk alma talebinin AK Parti’nin oylarıyla reddedilmesi de Kaşıkçı olayının siyasetin gündeminden uzaklaştırılarak diplomatik alanda çözülme iradesini ortaya koymuş görünüyor…