Gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti için yürütülen soruşturma sürecinde devreye Suudi Başsavcı el Muceb de devreye girdi. Peki, Suudi savcıyla bilgi paylaşımı cinayeti çözebilecek mi? Cinayetin aydınlatılamayacağını düşünen uzmanlar, “Ceza hukukunun değil uluslararası siyasetin prensipleri devrede” görüşünü savunuyor.

Hilal Köylü

“Suudi savcı Türkiye’ye gelmiş olabilir. Uluslararası düzeyde bilgi alışverişi yapılabilir. Ancak bütün mesele delillerin çok aleniyete çıkmamasıdır. Soruşturmanın gizliliği esası korunmalıdır.”

Bu sözler uluslararası ceza hukukçusu Prof. Feridun Yenisey’e ait.

TOBB Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden ceza hukukçusu Doç. Olgun Değirmenci de, Prof. Yenisey’in sözlerinin üstüne “Özetle, Kaşıkçı cinayetinde gelinen noktada ceza hukukunun değil, uluslararası siyasetin prensipleri devreye girmiş durumda” diyor.

Washington Post yazarı, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın 2 Ekim’de girdiği İstanbul Başkonsolosluğu’nda ortadan kaybolmasının üstünden tam 27 gün geçti.

En başta Kaşıkçı’nın konsoloslukta ortadan kaybolduğunu reddeden Suudi yönetimi, Kaşıkçı’nın öldürüldüğünü kabul ettikten sonra bu olaya karışan 18 kişiyi tutuklamıştı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, aralarında üst düzey yetkililerin de bulunduğu bu 18 kişinin Türkiye’de yargılanması talebine olumlu yanıt vermeyen Suudi yönetimi bu kez başsavcı el Muceb’i İstanbul’a gönderdi. Kaşıkçı cinayetini aydınlatmak için İstanbul Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma da sürüyor.

Peki bu aşamada Suudi başsavcı el Muceb’in İstanbul başsavcısıyla biraraya gelmesi, konsoloslukta incelemeler yapması hukuken ne anlama geliyor? Suudi başsavcının devreye girmiş olması Kaşıkçı cinayetinin aydınlatılabileceği anlamına gelebilir mi?

Uluslararası ceza hukukçusu Prof. Feridun Yenisey, Suudi savcının İstanbul’a gelişinin hukuken ‘doğal’ karşılanmasını istiyor. Yenisey, devletlerarası anlaşmalar kadar Türkiye’nin Suudi Arabistan’la yaptığı anlaşmaların da böylesi bir işbirliğine, diyaloğa izin verdiğini belirtirken, “Ancak bütün mesele soruşturmanın gizliliğinin ne kadar korunup korunmayacağıdır. Delillerin çok aleniyete çıkmaması gerekir. Adil yargılama hakkı ihlal edilmeden Suudi savcıyla bilgi paylaşımı olabilir” diyor.

Ceza hukukçusu Doç. Olgun Değirmenci, Yenisey’in sözlerini daha da açıyor. Değirmenci, “Suudi Arabistan kendi yargılama yetkisini kullanma hakkına sahip. Büyükelçilikte delil toplayabilir, Türk savcıyla görüşebilir, bunu da Türkiye’nin izniyle yapıyor” diyor. Kaşıkçı cinayetinde Suudi Arabistan’ın cinayetle ilgisi olduğunu düşündüğü 18 kişiyi tutukladığını, yargılamaya çalıştığını hatırlatan Değirmenci, Türkiye’nin de Suudi yönetiminin ‘etkin bir soruşturma’ yürüteceğine dair şüphesi, endişesi olduğundan 18 kişinin Türkiye’de yargılanması talebini dile getirdiğini belirtiyor.

Değirmenci’ye göre Suudi Arabistan, başsavcı el Muceb’i Türkiye’ye göndererek Türkiye’nin ‘endişeli, şüpheli yaklaşımına’ karşı bir hamle yapmış durumda. Değirmenci “Suudi Arabistan konuyu kapatmadığının, üstüne gideceğinin mesajını vermeye çalışıyor. Ama bu mesaja karşın yine de etkin bir soruşturmanın yürüyüp yürümeyeceği konusunda tüm dünyada şüpheler artıyor” diyor ve bunun nedenini de “Gelinen noktada ceza hukukunun değil uluslararası siyasetin prensipleri devreye girmiş durumda” sözleriyle açıklıyor.

RİSKLİ SİYASET

Avrupa’nın Suudi Arabistan’a silah satışını durdurmasına, ABD Başkanı Trump’ın cinayetin aydınlatılması için Suudi yönetimine düzenli çağrı yapmasına, Türkiye’nin de cinayetin aydınlatılmasını bir ‘borç bildiği’ seviyesinde ilerlemesine karşın Kaşıkçı’nın ceseti halen bulunabilmiş değil.

Peki, gelinen noktada uluslararası siyasetin prensipleri nasıl işliyor? Türkiye-ABD-Suudi Arabistan ve Avrupa güzergahında Kaşıkçı cinayetiyle ilgili nasıl bir siyaset çizgisinde ilerleniyor?

Altınbaş Üniversitesi’nden siyaset bilimci Prof. Ahmet Kasım Han, tüm dünyanın veliaht prens Muhammed bin Selman’ın geleceğinin kralın iki dudağının arasında ve ABD Başkanı Trump’ın Suudi yönetimine yönelttiği baskının dozuyla ilgili olduğunu açıkça gördüğünü söylüyor. Bu yüzden prens Selman’ın Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinin geleceğine, sıcaklığına son günlerde daha çok vurgu yaptığını anlatan Han, “Türkiye de, Suudi Arabistan’la ilişkisini bozmadan, Kaşıkçı cinayetiyle ilgili soruşturmayı belli bir dengede tutmayı başardı” diyor. Türkiye’nin baskısı olmasaydı Suudi Arabistan’ın çok rahatlıkla soruşturmayı sulandırabileceğini, cinayeti örtbas edebileceğini belirten Han, “Ancak Türkiye, Suudi Arabisan’a bu anlamda geçit vermedi, krizi başarılı bir şekilde yönetti” diyor. Han, ABD’nin de Suudi Arabistan’dan şeffaf soruşturma beklentisini dile getirme noktasına ulaşmasında Türkiye’nin rol oynadığını düşünüyor.

Emekli Büyükelçi Faruk Loğoğlu ise Türkiye’nin prens Selman’a yüklendiğine dikkat çekerken, “Olayın üstüne gitmek başka, hedef göstermek başka. Kral, açıkça prense sahip çıkacak ve Kaşıkçı cinayetini Türkiye’nin üstüne bırakabilecektir. Risk, budur” çıkışı yapıyor. Loğoğlu, cinayette tüm işaretler prens Selman’ı gösterse de, Türkiye bu varsayıma katılıyor olsa da, bu varsayımdan hareketle bir hedef göstermenin Türkiye’yi zora sokacağını öngörüyor.

KAŞIKÇI CİNAYETİNDE ÜÇ ÖYKÜ

Loğoğlu’na göre Kaşıkçı cinayetinde Suudi yönetiminin, Trump’ın ve Türkiye’nin olmak üzere üç ayrı öyküsü var. “Suudi Arabistan’ın öyküsü sürekli değişti, şimdi sorumluluklar birtakım üst düzey yöneticilere atılıyor” diyen Loğoğlu, Trump’ın 6 Kasım’daki kongre seçimlerine kadar Kaşıkçı krizini ‘pek de deşmeden’ yönetmek istediğini düşünüyor. Loğoğlu, “Türkiye ise üst perdeden gidiyor, Suudi savcıyla görüşmek de dahil her şeyi yapacağını iddia ediyor. Ama öyle olacak ki, bu üç öykü birbiriyle çelişmeyecek bir şekilde bir noktada birleşecek ve uluslararası siyasetin uluslararası hukukun önüne geçtiği açıkça görülecek” yorumu yapıyor.

Amerikan gizli servisi CIA’in Başkanı Gina Haspel de Türkiye’ye gelerek soruşturmayla ilgili bilgi almıştı.

Türkiye, Suudi yönetiminin Kaşıkçı cinayetiyle ilgili tutukladığı 18 şüphelinin iadesini istiyor. Ancak Suudi yönetimi, yargılamanın Suudi Arabistan’da yapılacağını belirterek bu isteği reddetmişti.

Kaşıkçı cinayetini soruşturan Türk emniyet birimleri konsolosluk binasında ve konutunda aramalar yapmıştı. İstanbul’da bir otoparkta bulunan konsolosluk aracı da incelemeye alınmıştı. Suudi Arabistan yönetimi Kaşıkçı’nın konsoloslukta öldüğünü kabul etmiş olsa da, Kaşıkçı’nın cesedine ne olduğu bilinmiyor.