Hekimler ve sağlık çalışanları kendilerine yönelik şiddeti önleyici, etkili bir düzenleme beklerken, getirilen teklif ile bırakın şiddetin önlenmesini hak kayıpları, hekimlerin açlığa ve işsizliğe mahkum edilmesi sözkonusu olacak. Teklife karşı çıkan TTB Merkez Konseyi ise “KHK ve Güvenlik Soruşturması gerekçesiyle binlerce hekimi işsizliğe mahkûm edecek olan, haktan, hukuktan, en temel vatandaşlık haklarından uzak, bütünüyle kötü niyetli bir kanun teklifi ile karşı karşıya kaldıkları” görüşünde. Hekimler teklife karşı haklarını isteyecekleri nöbetlere başlayacak.

Sultan Özer

Başta hekimler olmak üzere, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet giderek hız kazanırken, çözüm getirmesi beklenen hükümetten geldi bu kez şiddet. AKP’li milletvekilleri tarafından Meclis’e verilen yasa teklifinde sağlıkta şiddetin önlenmesine ilişkin düzenleme de var. Ancak getirilmek istenen düzenleme ile şiddeti önlemek bir yana, hekimler işsiz bırakılıyor, açlığa terk edilip, hekim odalarının yetkileri ellerinden alınıyor. TTB Merkez Konseyi, “saldırı bu kez Hükümet’ten geldi!” diyerek, bu saldırılara karşı ‘Hekimler Kandırmaca Değil, Haklarını İstiyor Nöbetleri’ yapacaklarını ilan etti.

80’LERDEN BUGÜNE ÖLDÜRÜLEN SAĞLIKÇILAR

Sağlık çalışanlarına yönelik saldırı ve öldürmeler yeni değil aslında. Ama Dr. Zeki Gül’ün dediği gibi “son kırk yılda çok katmanlı” hale geldi. Dr. Zeki Gül, Evrensel Gazetesi’ndeki köşesinde öldürülen sağlık çalışanlarına yönelik bir liste verdi: “…dönemin TTB Merkez Konsey Üyesi, Diş Hekimi Sevinç Özgüner’i 1980 Mayıs’ında evinde kim katletti? Ya doksanlı yıllarda adına ‘faili meçhul cinayetler’ denen süreçte Dr. Mehmet Emin Ayhan, Dr. Zeki Tanrıkulu, Necati Aydın, Veysi Sızlanan, Hamit Pamuk ve onlarca sağlıkçıyı öldüren kimdi? Ve geldik bugünlere / ikibinlere:

Dr. Göksel Kalaycı İstanbul’da, Dr. Ali Menekşe Giresun’da, Dr. Atilla Orhan İzmir’de, Dr. Ersin Arslan Gaziantep’te katledildi. Son olarak, Dr. Fikret Hacıosman, 2 Ekim 2018 günü hastanede çalışırken ‘eski hastası olduğu iddia edilen kişinin’ silahlı saldırısı ile öldürüldü…”

Başta Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) olmak üzere sağlık örgütleri, sağlıkta şiddetin önlenmesi, caydırıcı kararların alınması için bakanlığın, hükümetin, Meclis’in kapılarını çok aşındırdılar.

TTB MECLİS’TE GÖRÜŞMELER YAPMIŞTI

Son olarak TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman başkanlığındaki TTB heyeti Meclis’te bir dizi görüşmeler yaparak, sağlıkta şiddetin durdurulması çağrıları yaptı.

Bu çağrıya gelen yanıt ise bırakın sağlıkta şiddeti önlemeyi, “KHK ve Güvenlik Soruşturması” gerekçesiyle binlerce hekimi işsizliğe mahkûm edecek düzenlemeleri de içeren yasa teklifi oldu. TTB teklifi, “haktan, hukuktan, en temel vatandaşlık haklarından uzak, bütünüyle kötü niyetli bir kanun teklifi ile karşı karşıya kalmış durumdayız” diye değerlendirdi.

44 maddelik, içerisinde “yok, yok” denilebilecek torba teklifte şiddeti önleme adına bir madde var.

MEVCUDU YİNELEME

Teklifin 24. maddesinde, “Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sebebiyle kasten işlenen suçlardan şüpheli olanlar, kolluk görevlilerince yakalanır ve gerekli işlemler, yapılarak cumhuriyet başsavcılığına sevk edilir. Cumhuriyet savcısı adli işlemleri tekemmül ettirir. Bu suçların soruşturmasında, kolluk tarafından müşteki, mağdur veya tanık olan sağlık personelinin ifadeleri işyerlerinde alınır. Bu fıkra hükmü özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sebebiyle kasten işlenen suçlar hakkında da uygulanır” deniliyor.

Teklifte yer alan düzenleme, sorunun özüne yani suçun önlenmesine yönelik bir içeriğe sahip değil” diyen TTB, kolluğun, cumhuriyet savcılığının görevlerinin, yapması gerekenlerin teklifte yinelendiğine dikkat çekti. TTB’ye göre teklifin bu anlamda “içi boş, çözüm getirme yetisinden yoksun.”

‘TOPLUMUN SAĞLIĞI ÖNEMSENMİYOR’

2014 yılında da benzeri bir düzenleme yapıldığını hatırlatan TTB, bu ve benzeri düzenlemelerin sağlıkta şiddeti önlemeye elverişli ve yeterli olmadığını, hekimlerin, sağlık çalışanlarının sağlığının ve canlarının korunması, sağlık hakkının güvence altına alınması için acil bir suç ve ceza maddesine ihtiyaç olduğunu vurguladı. Bu doğrultuda dünya deneyimleri ile uyumlu, etkili bir düzenleme beklediklerini belirten TTB; “önleyicilik içeriğinden yoksun, etkisiz bir düzenlemenin teklif edilmesi, hekimlerin, sağlıkçıların canının, toplumun sağlığının önemsenmediğini yakıcı bir biçimde ortaya koymaktadır” görüşünü dile getirdi.

NE BEKLEDİLER, NE GELDİ

Yasa teklifini, içerdiği hükümler açısından “hekimlere ve sağlık çalışanlarına ikinci bir saldırı” olarak niteleyen TTB’den şu değerlendirme geldi: “ ‘KHK ve Güvenlik Soruşturması’ gerekçesiyle binlerce hekimi işsizliğe mahkûm edecek olan, haktan, hukuktan, en temel vatandaşlık haklarından uzak, bütünüyle kötü niyetli bir kanun teklifi ile karşı karşıya kalmış durumdayız.”

Meslektaşları Fikret Hacıosman’ın İstanbul’da öldürülmesinin ardından Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın, “Sağlıkta şiddeti caydıracak ve suçluların en ağır cezaya çarptırılmalarını temin edecek düzenleme” sözü verdiğini hatırlatan TTB, bu sözler ile Meclis’e sunulan teklif arasında en ufak bir irtibatın olmadığının altını çizdi. TTB, “Sağlık ortamındaki şiddet nedeniyle saldırıya uğrayacak her hekimin, her sağlık çalışanının sorumlusu içi boş bir taslakla ‘şiddet yasası çıkarıyoruz’ yaygarası yapan ve sağlıkta şiddet karşısında ciddi hiçbir adım atmayan iktidar hükümeti olacaktır” açıklamasını yaptı.

“Hekimler Kandırmaca Değil, Haklarını İstiyor”

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi, sağlıkta şiddete karşı, “şiddeti önleme yasa tasarısı” talepli “nöbet eylemlerini” bu kanun teklifinin tüm maddelerine karşı “Hekimler Kandırmaca Değil, Haklarını İstiyor Nöbetleri” çevirme kararı aldı. TTB Merkez Konseyi, “Tüm sağlık kurumlarında, şehir meydanlarında seslerini duyuracaklarını, yanlış ve hekim karşıtı bu yasa teklifinin durdurulup, sorunların çözümünü içeren bir teklif” için mücadelelerini sürdüreceklerini” ilan etti.

HEKİMLERİN HAK KAYIPLARI

* 4. madde OHAL uygulamaları ile kamu görevinden çıkarılan/çıkarılabilecek veya güvenlik soruşturması sonucuna göre atanması uygun bulunmayan/bulunmayacak tabip ve diş tabiplerini doğrudan, bütün hekimleri ise dolaylı olarak ilgilendirmektedir;

Maddede tarif edilen kapsamdaki hekimlerden Devlet Hizmeti Yükümlülüğü bulunanların 600 gün süre ile hiçbir biçimde ve yerde hekimlik yapmalarına izin verilmeyeceği,

Bu durumda olup da devlet hizmeti yükümlülüğünü daha önce yerine getirmiş olan hekimlerin ise ancak ve ancak Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşlarında ya da muayenehane açarak çalışabilecekleri,

Düzenledikleri raporların yargı organları ve idare açısından geçerli olmayacağı…

* Devlet hizmeti yükümlüsü olan yeni hekimlerin atamalarının yapılmaması durumunda, devlet hizmeti süresi kadar müddetçe hekimlik yapamayacakları;

* Hastanelerin döner sermayelerinin Sağlık Bakanlığı’ndan alınıp, Maliye Bakanlığı’na bağlanması,

* Birden fazla yerde görev yapan hekiminlerin tabip odalarından izin almalarına yönelik zorunluluğun kaldırılması,

* Aile hekimlerinde yeni hak kayıpları…