Ankara İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi Girişimi, politikanın yanı sıra sanayinin de bir merkezi haline gelen başkentte, emekçilerin çalışma koşullarına yerinde müdahil olmayı hedefliyor.

Cem Gurbetoğlu

Başbakan Binali Yıldırım, 9. Uluslararası İş Sağlığı Güvenliği Kongresi’nde, iş kazalarının yüzde 80-85 insan hatasından kaynaklandığını savunmuştu. Yıldırım konuşmasının sonunda da “İnsan hatasını önleyecek bir makine hala bulunabilmiş değil. İş güvenliğinin önemini anlatmak için insana yatırım yapmak gerekiyor” demişti.

Peki Yıldırım’ın dediği gibi iş cinayetleri çoğunlukla insan ya da kastettiği biçimiyle işçinin hatası mı? Başbakan’ın sözleri aslında AK Parti hükümetlerinin 16 yıllık iktidarında ortaya çıkan iş cinayetleri, kazalar ve meslek hastalıkları konusundaki korkunç tablonun bir yansımasını ifade ediyor. Sadece 2017 yılında en az 2006 işçi yaşamını yitirirken, AK Parti iktidara geldiğinden bu yana başta maden ve inşaat iş kolu olmak üzere toplam 20 bini aşkın kişi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Ölümlerde ya işçiler, mühendisler, iş güvenliği uzmanları kusurlu bulundu ya da “fıtrat”, “kader”, hatta “güzel öldüler” denildi.

ESNEK VE GÜVENCESİZ ÇALIŞMA YAYGINLAŞTI

AK Parti’nin iktidarda olduğu 16 yılda işçilerin güvencesiz çalışma biçimleri de yaygınlaştı. Resmi verilere göre taşeron işçi sayısı 16 yılda, 387 binden 2 milyona ulaştı. Esnek ve güvencesiz çalışma biçimleri çeşitlendirilerek kiralık işçilik 2016 yılında resmen başladı. OHAL kapsamında yayımlanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile çıkarılan taşerona kadro düzenlemesinde çoğu işçi kapsam dışı bırakıldı. İş cinayetleri en çok esnek, güvencesiz ve örgütsüz istihdamın hakim olduğu işyerlerinde gerçekleşti. İş cinayetlerinde başı çeken inşaat ve maden sektörü kuralsız çalışmanın kaleleri durumuna geldi. İşçiler taşeronun da taşeronunda çalışmaya mahkum edildi.

İŞ CİNAYETLERİ GİZLENİYOR

İşçi sağlığı ve iş güvenliğindeki en temel sorunlardan biri de yaşananların bilinmemesi veya gizlenmesi. Toplu işçi ölümleri dışında haber değeri bile verilmeyen iş cinayetleri bazen kayıtlara girmiyor, bazen de patronlar ve devlet işbirliği ile üzeri örtülüyor. Bunun en çarpıcı örneği geçtiğimiz günlerde yaşandı. CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, Bilkent Şehir Hastanesi’ndeki iş kazaları hakkında Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER) aracılığıyla bilgi istedi. Ancak Emir’in sorusuna iki devlet kurumundan iki farklı yanıt geldi. Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) göre Bilkent Şehir Hastanesi’nin inşasında hiç iş kazası yaşanmazken, Sağlık Bakanlığı’na göre ise “297 adet iş kazası ve tıbbi müdahale gerektiren olay” meydana geldi. Gelen yanıtlar üzerine CHP’li Emir, kendilerine ulaşan bilgilere göre Bilkent Şehir Hastanesi inşaatında en az 4 işçinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

ANKARA İŞÇİ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ MECLİSİ

19 Mayıs’ta Başkentte kuruluşunu ilan eden Ankara İşçi Sağlığı ve Meclisi Girişimi, Bilkent Şehir Hastanesi’nde üstü kapatılan iş kazaları, iş cinayetleri ile; sanayisiyle birlikte iş cinayetlerinin, meslek hastalıklarının da arttığı başkentteki sorunlara yerinde müdahil olma iddiasıyla yola çıktı. Mimarlar Odası toplantı salonunda, geniş bir katılımla gerçekleşen Ankara İşçi Sağlığı ve Meclisi Girişimi kuruluş toplantısına meslek odaları ve sendikaların temsilcileri, avukatlar, iş güvenliği uzmanları, işçiler ve aileleri katıldı.

İŞÇİ SAĞLIĞI VE MECLİSİ GİRİŞİMİ NELER YAPACAK?

Ankara İşçi Sağlığı ve Meclisi Girişimi’nin gücü ve olanakları dahilinde işçi sağlığına ve iş güvenliğine ilişkin saptadığı bazı mücadele alanları ise şöyle; Ankara ilindeki iş cinayetlerini ve nedenlerini tespit etmek, iş yerlerine odaklanmak, çalışma yaşamını ilgilendiren konularla ilgili özel çalışmalar hazırlamak, işçi sağlığı ve güvenliği alanına dair politika üretmek, gereken durumlarda Meclis olarak hukuki süreçlere müdahil olmak, meslek hastalığı konusuna dikkat çekmek ve bununla ilgili adımları atmak.

ANKARA ARTIK SANAYİNİN DE BİR MERKEZİ

Ankara İşçi Sağlığı ve Meclisi Girişimi kurucularından Pınar Abdal’ın ilk etkinliklerinde okuduğu kuruluş bildirgesinde, politikanın ve emek hareketinin merkezlerinden biri olarak Ankara’nın öneminin giderek arttığını söyledi. Ayrıca Ankara’da 1 buçuk milyondan fazla işçinin çalıştığına dikkat çeken Abdal, iş cinayetlerinin sebebinin sadece denetim ve yaptırım eksikliği gibi teknik meseleler olmadığını, sınıfsal bir mesele olduğunu belirtti. Abdal, taşeronlaştırma, özelleştirme, sendikasızlaştırma politikalarıyla mücadele etmeksizin işçi sağlığı ve iş güvenliği mücadelesi verilemeyeceğini söyledi. Devletin iş kazaları ve meslek hastalıkları sayısını dahi açıklama sorumluluğunu almadığı bir süreç yaşandığını belirten Abdal, buna karşın İSİG Meclisi’nin raporlarla gerçeğe en yakın rakamlarla iş cinayetlerinin gerçek nedenlerini kamuoyuna duyurma işlevi gördüğünü vurguladı.

‘BİR MÜCADELE ÇAĞRISIDIR’

2012 yılında çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasının da sorunu çözmediğini vurgulayan Abdal, işçi sağlığı ve güvenliği adına önlemlerin alınmadığını, düzenli denetimlerin yapılmadığını söyledi. Abdal, seçimlere kadar patronların keyfini kaçırmak istemeyen hükümetin yasal denetimlerini bile askıya almasına tepki gösterdi. İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin yasal ve teknik bir mevzuya indirgenecek bir alan olmadığını ifade eden Abdal, bunun sınıf mücadelesinin bir alanı olduğunu dile getirdi.

Abdal, “Meclisimiz iş cinayetlerinin gerçek rakamlarına ışık tutmak hedefinin yanısıra üretim sürecine odaklanmayı, Ankara’da iş cinayetleri, iş kazaları, meslek hastalıkları, emek sömürüsünü kamuoyuna duyurma ve sürece müdahil olmayı amaçlamaktadır” dedi.

‘İŞ KAZALARI ÖNLENEBİLİR’

Yine Ankara İşçi Sağlığı ve Meclisi Girişimi tarafından düzenlenen “Çalışırken Ölmek İstemiyoruz”  isimli panelde OSTİM’de yaşamını yitiren makine mühendisi Diler Gürer’in ağabeyi Nihat Gürer, eski inşaat işçisi Murat Can Çoban, İş Güvenliği Uzmanı Tülin Yıldırım, İşyeri hekimi A. Kadir Atlı, Avukat Mustafa Kemal Gündüz konuştu.

İş Güvenliği Uzmanı Tülin Yıldırım

İş Güvenliği Uzmanı Tülin Yıldırım, iş kazalarının iddia edilenin aksine önlenebileceğini, ancak normal şartlarda önlenebileceğini söyledi. Üretim hızı normal düzeyde olduğunda, planlamanın, denetimlerin yapıldığı ve bunlara uyulduğu şartlarda iş kazalarının önlenebileceğini belirten Yıldırım, “Devletin tüm rollerini bıraktığı yerde uzman, hekim atadılar. Devlet bizi böyle bir dünyaya saldı. Böyle bir dünya yok” dedi. Öte yandan üretimi hızlandırmanın iş cinayetlerine davetiye çıkardığını ifade eden Yıldırım, 3. Havaalanı inşaatında yaşamını yitiren işçileri hatırlattı. Yıldırım, “Başbakan geliyor, ‘8 ayda bitirin’ diyor. Kimse hayır, olmaz demiyor. İşçiden fedakarlık yapılıyor” dedi.

MESLEK HASTALIKLARI LİSTELENMİYOR BİLE

İşyeri Hekimi Kadir Atlı da Türkiye’nin meslek hastalıkları listesinin, ILO’nun 1960’lı yıllardan kalma listeleri olduğunu belirterek, güncellenmesi gerektiğini vurguladı. Sadece iş yeri hekimlerinin işçi sağlığı ve güvenliğinden sorumlu tutulmaması gerektiğini ifade eden Atlı, işçisi, işvereni, devleti, uzmanı ve hekiminin birbirinden ayrılmayacağını söyledi.