70 yaşındaki İranlı ressam Yakup Cem sanatta 50. yılını Ankara’da açtığı özel bir sergiyle kutluyor. “İstanbul’u çok seviyorum” derken bile gözlerinden taşan anlamın, “Ankara beni çekiyor” sözlerindeki derinliğin doya doya hissedilebileceği sergi bütün klişeleri ortadan kaldırırcasına farklı.

Hilal Köylü

“Ben resim yapmadığım gün ölmüşüm. İçimden fışkırır benim resim yapma duygum. Kendimi bildim bileli resim yaparım.”

Bu sözler Yakup Cem’e ait. İran’dan çıkıp İstanbul’da yükselen sonra Amerika’ya uçup tüm dünyaya açılan ve gittiği her yerde sanata kutsal bir ışık katan Yakup Cem, sanatta 50.yılını Ankara’da açtığı özel bir sergiyle kutluyor.

70 yaşındaki bu İranlı ressamın, “İstanbul’u çok seviyorum” derken bile gözlerinden taşan anlamın, “Ankara beni çekiyor” sözlerindeki derinliğin doya doya hissedilebileceği bu sergi bütün klişeleri ortadan kaldırırcasına farklı. Yakup Cem’le canlı canlı konuşmak bambaşka, onun eserlerine onunla birlikte en yakından bakmak daha bir bambaşka. Tabloların içine girdikçe bir atın mağrur duruşunu, bir padişahın zaferli bakışını, seyyar bir sebze-meyve satıcısının telaşını, kuşların pırpırını, eski kitap sayfalarını, tozlu rafları en ince ayrıntılarıyla hissedip, görmek mümkün.

Ona gerçeklerin ressamı desinler. Hayatımızı saran, geçmişten gelen objeler, tarih capcanlı yaşıyor burnumuzun dibinde desinler. Gerçekleri ortaya çıkarmış değil de gerçeklerle yaşamış desinler. Üstüne Yakup Cem’in mütevaziliğini, gülümsemesini yerleştirsinler. Yakup Cem sergisi binbir gece masalları kadar yakın, içtiğimiz su gibi içimize geçecek gerçeklikte. Bu, hissettiren sergide siz de olun. Tüm sanatseverler olsun.

Ne var ki onun resimlerinde? Saf altın, elmas, zümrüt, yakut ve inci var. Bu yanıt çok da çarpıcı değil. Başka ne var? Divitler, kalemler, saatler, lambalar, çömlekler, taslar, kumaşlar, altın yaldızlı elbiseler. Bu yanıt da pek çekici olmadıysa. Gökyüzü alabildiğine bütün gerçekliğiyle onun tablolarında, konuşan kitaplar, keskin kılıçlar. Canlı canlı kılıç görüyorsunuz. En canlısından dantellerin, en incesinden işlemelerin. Ona gerçeklerin ressamı desinler. Yeniden söyleyelim. Kendisi de Ankara’da. Yakup Cem de Ankara’da. Gerçekliği taçlandıran tablolarıyla Ankara’da.

“Alçıydı duvarlarımız, o duvarlar zaman zaman kalkardı, patlardı, hadi patlamadı, ben patlatırdım, onların üstüne resimler çizerdim.”

Çocukluğunu böyle hatırlıyor Yakup Cem. Duvarları patlattığı, kabukları kırdığı zamanlarda yediği dayakları da ağız dolusu ama mahcup bir kahkahayla anımsıyor. Hatıralarında hep resim var, hep gerçek resim. “Her duvar bir orijinali hakeder” felsefesiyle canlanan Bilkent Sanat Sokağı’ndaki Yakup Cem sergisini gezmeyen kalmazsa iyi olur Ankara için. Çok iyi olur.

BAŞLI BAŞINA BİR TARZ

Minyatürlerle başladığı resim yolculuğunu tezhiplerle harmanlayan Yakup Cem, Osmanlı padişahlarının tuğralarını, insan ve hayvan figürleriyle zenginleştirip Rumi tarzda tezhiplerle beziyor. İstanbul’da kendi tarzını yaratıyor. Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’ne başladıktan sonra Avrupa esintileriyle canlanıyor. Yakup Cem daha sonra natürmortların en güzellerini, en gerçeklerini yapmaya başladığını söylüyor. Onlarca, yüzlerce ressamı yetiştiren Yakup Cem, geleneksel Türk sanatlarının gelişmesine en büyük katkıyı sunan isimlerin de başında geliyor. Bugün onun eserleri sanatın en gerçek hali olarak dilden dile, gözden göze ulaşıyor.

Yakup Cem, natürmortlarında Avrupa objeleri yerine Anadolu tarihinde özellikle Osmanlı döneminde kullanılan malzemelerden kompozisyonlar kurmuş. Harp gereçlerinden yatağanlar, kılıçlar, alemler, kalkanlar, miğferler, zırhlar ile günlük eşyalardan; kitaplar, divitler, kalemler, saatler, lambalar, çömlekler, taslar, kumaşlar ve elbiseler kullanmış. Tablolarında saf altın dışında, elmas, zümrüt, yakut ve inci gibi değerli taşlar da yerini alıyor.

1994 sonrasında Mimar Sinan Üniversitesi’nde minyatür dersleri vermeye başlayan Yakup Cem, geleneksel Türk sanatları alanında büyük işlere imza atan sanatçılar yetiştiriyor.  Yakup Cem, 1999’da Osmanlı devletinin kuruluşunun 700.yıldönümü kutlamaları kapsamında İslam, Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi’nden şükran plaketi alıyor. Yakup Cem bugün New York’ta, Los Angeles’ta, Paris’te, İstanbul’da, Ankara’da sanatseverlerin dört gözle beklediği sergilerini açıyor.