Sağlık çalışanlarını sadece şiddet değil radyasyon da tehdit ediyor. Türkiye’de radyasyon alanında çalışan personelin sağlık sorunları ile ilgili hiç bir araştırma yapılmadan çalışma saatlerinin artırılması kanser vakalarını artırdı. Araştırma ve anketlere göre radyasyona maruz kalan personelin çalışma ortamları ise Avrupa ülkelerinin oldukça gerisinde.

Cengiz Aldemir

Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği’nin 2018 yılı içinde yaptığı bir ankette çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı. Radyoloji teknisyenlerinin çalışma şartları, sağlık sorunu yaşayıp yaşamadıkları, çalıştıkları alan ve cihazların yönetmeliklere uygun olup olmadığını belirlemek amacıyla, 22 ilde toplam 707 radyoloji çalışanı ile yapılan anket, sağlık personelinin ne kadar olumsuz ortamlarda çalıştığını ortaya koydu. Çalışanlar ile yapılan ankette, radyasyon ışınlarına maruz kalan radyoloji çalışanlarının yüzde 29’u kanser ve kronik bir rahatsızlık yaşıyor. Radyasyona maruz kalan personelin koruyucu önlemlerden yoksun olduğunu da gözler önüne seren ankete göre, radyolojik işlemlerde kurşun önlük kullanma oranı yüzde 19. Yapılan radyolojik işlemlerin yüzde 81’inde kurşun önlük kullanılmıyor. Aynı anda 21 cihazla hizmet verilen bir hastanede ise sadece 3 kurşun önlük bulunuyor.

“Hastanenizde troid ve gonad koruyucu aparatlar var mı?” sorusuna ankete katılanların yüzde 84’ü “hayır” yanıtını veriyor. Radyasyon miktarını ölçmek için kullanılan dozimetrelerin temininde ve bulundurulmasında da çeşitli sorunların yaşandığı görülüyor. Anket sonuçlarına göre, 26 teknisyeni olan bir hastanede dozimetresi olmayan teknisyen sayısı 12’yi buluyor. Radyoloji teknisyenlerinin yaklaşık yüzde 18’inin dozimetresi bulunmuyor. Hastanelerin yüzde 79’unda ise teknisyenler tarafından, hastanede radyasyon güvenliği hakkında hizmet içi eğitim toplantıları yapan bir komite mevcut değil.

YÜZDE 57’SİNİN DİNLENME ODASI YOK

Anket sonuçlarına göre, 5 saatlik mesai içinde teknisyen başına düşen hasta sayısı 20 ile 120 arasında değişiyor. Ortalama hasta sayısı ise 60 ile 80’i buluyor. Çekim dışı zamanlarda teknisyenlerin yeterli dinlenme odasına sahip olmadıkları da çıkan bir başka sonuç. Radyoloji teknisyenlerinden dinlenme odasına sahip olmayanların oranı yüzde 57 iken bunların yüzde 20’si de dinlenme odalarının yetersiz veya küçük olduğunu belirtiyor.

Anketteki bir başka olumsuz durum ise havalandırma yetersizliği. Radyoloji ünitesinde havalandırması olmayan hastane oranı yüzde 20, havalandırması olup da çalışmayan hastane oranı yüzde 28, havalandırması olup da yetersiz kalan hastane oranı ise yüzde 52 olarak görülüyor.

İŞ YÜKÜ ARTIRILDI, YIPRANMALAR YARI YARIYA İNDİRİLDİ

AB ile entergrasyonu ileri süren ve radyoloji alanındaki personel açığını kapatmak isteyen Sağlık Bakanlığı, 2010 yılında yapılan bir düzenleme ile radyasyonlu alandaki çalışma süresini haftada 25 saatten 35 saate çıkartmıştı. Bu durum ise radyasyona maruz kalan sağlık çalışanlarında kanser vakalarındaki artışı katladı. Böylelikle radyasyonlu ortamda iş yükü aynı oranda artarken, çalışanların yıpranma payları ise (fiili hizmet süresi) 5510 sayılı kanun ile yıllık 90 günden 45 güne yani yarı yarıya indirildi.

KANSER ÖLÜMLERİ 10 YILDA YÜZDE 80 ARTTI

Konuyu Meclis gündemine taşıyan, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun soru önergesini yanıtlayan dönemin Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “TÜİK verilerine göre; 2002  yılında kansere bağlı ölüm oranı yüzde 12; 2012 yılında yüzde 21’e ulaşmıştır” dedi.

Yani Sağlık Bakanı Türkiye’de kanser hastalığına bağlı ölüm vakalarının 10 yılda yaklaşık yüzde 80 oranında arttığını ve Türkiye’de her yıl yaklaşık 175 bin kişiye de kanser teşhisi konulduğunu açıklamıştı.

SENELER SONRA ORTAYA ÇIKACAK İKİNCİL KANSER ÖRNEĞİ

CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan da konunun Meclis tarafından araştırılmasını istedi. Avrupa ve OECD ülkelerinde bir radyoloji teknisyeninin günlük mesai saatteri içinde ortalama 20-25 hastaya baktığını, 50-60 oranında ekspojur yaptığını (radyasyona maruz kaldığını) söyleyen Bakan, Türkiye’de ise bir teknisyenin ortalama 75-80 hastaya bakıp, ortalama 250 oranında ekspojur yaptığına dikkat çekti. Konuyu Halagazeteciyiz.net’e değerlendiren Bakan, “Mesele radyasyon olduğunda güvenli doz diye bir şey yoktur” dedi. Yüksek dozlarda radyoaktiviteye maruz kalındığında çok daha korkunç sonuçların ortaya çıktığı, dahası radyasyona bağlı değişikliklerin vücutta üreme hücrelerinde ortaya çıkarsa gelecek kuşaklara da aktarılabileceği uyarısında da bulunan Bakan, radyasyonun geç etkilerinin seneler sonra ortaya çıkacak ikincil bir kanser örneği oluşturduğunu söyledi.

AB’NİN KAÇ KATI FİLM ÇEKİLİYOR?

Dr. Taner Özek

Radyoloji Uzmanı Doktor Taner Özek de AB ile Türkiye’deki çalışma saatlerini karşılaştırdı. Bir rötgen teknisyeninin İngiltere’de bir yılda 3 bin 048, Hollanda’da 3 bin 330, Almanya’da 2 bin 711, Fransa’da 2 bin 857 hastanın filmini çekerken, Türkiye’de bu rakamın 12 bin 500 olduğunun altını çizen Özek, radyasyona maruz kalan çalışanların yılda iki kez sağlık kontrollerinin yapılmasının zorunluluğunu da hatırlattı.

Aynı zamanda Karikatürist de olan Özek, “Sağlık Çalışanlarının Durumu Acil” konulu çizimlerini bizimle paylaştı. Özek, “Öncelikle radyasyon alanında çalışanların sağlık kontrollerinin düzenli yapılması gerekmektedir. İlgili yasada ‘Sağlık gözetiminden doğan maliyet ve bu gözetimden kaynaklı her türlü ek maliyet işverence karşılanır, çalışana yansıtılamaz’ denilmesine rağmen çalışanlardan kesinti yapılmaktadır” eleştirisini getirdi.

Kariktür: Taner Özek

‘RADYASYON HAP DEĞİLDİR’

Sektörde çalışanların sorunlarını ve çözüm önerilerini Meclis komisyon ve kulislerinde anlatmak için çaba harcayan kurumlardan biri de Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES). “Radyasyon hap değildir” sloganı ile konunun önemine dikkat çekmeye çalışan SES MYK Üyesi Fikret Çalağan da işkolunun ağır ve tehlikeli işler kapsamında olduğuna vurgu yaptı.

Fikret Çağlayan

Hastanelerin çok tehlikeli işyeri kapsamında olduğunu ve bundan dolayı hastane ortamının sağlık çalışanlarının sağlığını olumsuz etkilediğini belirten Çalağan, hastanelerdeki radyasyon teknisyenlerinin daha çok tehlike ile karşı karşıya kaldığı için meslek hastalığı oranının her geçen gün arttığını söyledi. Çalağan, “Sağlık çalışanlarında artan kanser oranı bu meslek grubunda daha çok artmıştır. Radyasyona karşı yalıtım uygun hale getirilmeden 5 saatlik çalışma saati 9 saate çıkarıldı. SES’in itirazları ile 7 saate indirilmesine rağmen bu durum radyasyon çalışanları için uygun değildir. Daha az kişi ile daha çok iş yapma anlayışı sonucu artan çekim sayısı ve çalışma saatlerinin artması tehlikeye maruz kalma süresini ve miktarını artırmıştır” diye konuştu.

Fikret Çalağan

Yıpranma paylarında yapılan kısıtlamaların emeklilik süresinin uzamasına neden olduğunu da kaydeden Çalağan, Sağlık Bakanlığı yetkililerinin olayın ciddiyetinin farkında olmadıkları eleştirisini getirdi. Çalağan, “Yüzlerce ölümlü kanser vakası yaşanmasına rağmen  ‘sürece yayılmış ölüm’ olduğu için yakıcılığını hissedemiyorlar” dedi.