Türkiye 24 Haziran genel seçimlerinden 4 ay sonra yeni bir seçim sath-ı mailine girmiş durumda. Bu seçimler her ne kadar yerel yönetimlerin belirleneceği seçimler olarak görülse de esen seçim rüzgarı 31 Mart’ın geçmiş yerel seçimlerden çok, genel seçim havasında geçeceğine işaret ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan bölgeye yönelik tehditler savursa da Doç. Dr. Vahap Coşkun bu tablo içinde  HDP’nin kayyım atanan bölgelerdeki belediyelerin büyük bir bölümünü geri kazacağı görüşünü dile getiriyor.

Hayri Demir

Türkiye 24 Haziran genel seçimlerinden sonra yeni bir seçim sath-ı mailine girerken, esen rüzgar bu seçimlerin yerelden çok genel seçim havasında geçeceğini gösteriyor.  AKP ile MHP arasında, “ittifak yok” açıklamalarının ardından seçim ittifakı resmen ilan edildi. CHP ise İYİ Parti arasında böyle bir ittifaktan söz ediliyor. HDP’nin ise kayyım atanan bölgedeki tüm belediyeleri geri aralacağı iddia ediliyor. Bu iddiayı dile getiren ise Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun.

AKP-MHP İTTİFAKI

Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişle birlikte 31 Mart aynı zamanda yeni sistemin meşrutiyetinin de oylanacağı seçim olacak. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “yerel seçimlerde ittifak yok”  çıkışı sonrası ittifak perdesinin en azından yerel seçimler açısından kapandığı tartışılmıştı. Ancak daha sonra iki parti arasındaki görüşmelere, “Hükümet sisteminin muhafazası için her fedakarlığı seve seve yaparız” açıklamasıyla yeniden başlandı. Nitekim İstanbul, Ankara ve İzmir’de aday göstermeyecek olan MHP’ye AKP’den doğru da bir jestin geleceği kaçınılmaz. AKP-MHP bloğundaki bu etkileşim de yerel seçimlerin bu blok açısından ne kadar hayati olduğunun çerçevesini çiziyor.

CHP-İYİ PARTİ ORTAK ADAY ÇIKARACAK MI?

CHP ve İYİ Parti arasındaki görüşmeler henüz sonuçlanmasa da özellikle İstanbul ve Ankara gibi kentlerde AKP’yi geriletme adına bir ortaklaşmaya gidileceği gözleniyor. Bu iki partinin söz konusu kentlerde ortak bir aday çıkarması halinde ise HDP’nin oyları daha kritik bir önem taşıyacak. Gösterilecek aday profilinin söz konusu kentlerdeki HDP’nin tabanında bir karşılık bulması gerekiyor ki AKP-MHP bloğuna karşı bir başarı elde edilebilsin.  Bu nedenle HDP’nin pozisyonu çok daha önem arz edecek bir noktaya geliyor.

HDP 40 İLDE TOPLANTILARDA STRATEJİ BELİRLEDİ

22 Kasım’da adaylık başvurularının başladığı HDP’de başvurular 5 Aralık’a kadar devam edecek. Yerellerde ve genel merkezde kabul edilen başvuruların ardından kesin adaylıklar Merkezi Aday Belirleme Komisyonu tarafından belirlenecek.  Ancak parti kulislerinde kimi isimlerin adaylıkları şimdiden konuşuluyor. Eski milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder, Celal Doğan’ın yanı sıra kayyım atandıktan sonra görevden alınan Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk, Urfa Milletvekili Nimettullah Erdoğmuş gibi isimler de adaylık için konuşuluyor.

HDP’nin 15-25 Kasım 2018 tarihleri arasında 40 ayrı ilde yapılan toplantılarında, yerel seçimlere dair izlenilecek stratejiler tartışıldı. Bu toplantılardan çıkan sonuçlar 26 Kasım Pazartesi günü gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu toplantısında masaya yatırıldı.

HDP, seçimlere iki ana hedef üzerinden hazırlanıyor. Birincisi OHAL yetkisiyle kayyım atanan belediyeleri geri almak,  2014’te az farkla kaybedilen belediyeleri kazanmak ve ikincisi de Türkiye’nin batısında AKP’yi olabildiğince geriletmek. Bu açından  31 Mart HDP cephesinde sadece bir yerel seçim olarak görülmüyor; aynı zamanda “demokrasi sınavı” olarak duruyor.

COŞKUN, ‘HİZMET FAKTÖRÜ ÖNEMLİ DEĞİL’

Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun, halagazeteciz.net’e yaptığı değerlendirmede HDP’nin kayyım atanan bölgelerdeki belediyelerin büyük bir bölümünü geri kazacağı görüşünü dile getirdi.

AKP, mevcut kayyımlardan Diyarbakır’da Cumali Atilla’yı Hakkari’de de Cüney Epçim’i belediye başkanlığı için aday gösterdi. Coşkun’a göre bu adaylıklar “AKP’nin siyasetine uygun tercih” adaylıklar oldu. Coşkun, “AKP’nin HDP’li belediyelere dönük en baş eleştirilerinden birisi hizmet getirmediği yönündeydi. İki kentte bu isimlerin bu kez belediye başkanlığına doğrudan aday gösterilmesi iyi hizmet yaptığı iddiası nedeniyle. Bunun da halk tarafından takdir göreceği düşünülerek, iki yerde kayyımlar aday gösterildi. Ancak yerel seçimlerde seçimin sonuçlarının birden fazla etkileşimi vardır. Bölgede de en önemli etkileşim kimlik ve temsiliyet üzerinden şekilleniyor” dedi.

Sadece tek bir faktör olarak hizmete bağlamanın yanlış olacağını belirten Coşkun, “Sadece bir hizmet parametresi seçimleri anlama parametresi değildir. En önemli faktör halen kimlik siyasetidir. Seçmenlerin buna verdiği anlamdır” değerlendirmesini yaptı.

‘AKP POLİTİKALARININ REDDİ ANLAMINA GELECEK’

Coşkun, 31 Mart akşamı bölgedeki mevcut tabloda bir değişiklik beklemediği görüşünde. Coşkun, “Bölge açısından çok büyük bir oranda mevcut tablonun değişeceğini düşünmüyorum. Bölgede güçlü olan AKP ve HDP olarak sadece iki parti var. Seçimlerin de iki parti arasında geçeceğini düşünüyorum. 31 Mart akşamı için nasıl bir tablonun olacağını şimdiden yorumlamak erken olabilir ama HDP’nin kayyım atanan belediyelerin büyük kısmını geri kazacağını düşünüyorum” dedi. Bunun, “AKP’nin yürüttüğü siyasetin bir nevi reddedildiği sonucunu doğurması açısından da önemli olacağı” görüşünü dile getiren Coşkun, “Kayyım atanan bölgelerdeki kayyım siyasetinin ne kadar kabul gördüğü de AKP açısından önem taşıyacak. Bu merkezleri yeniden kazanmak HDP açısından da aynı zamanda bir prestij meselesi olarak duruyor” görüşünü savundu.

HDP’nin İstanbul, Mersin ve Adana  gibi merkezlerde izleyeceği tavrın sandıkta belirleyici olacağına da işaret eden Coşkun, “Ancak HDP’nin takınacağı siyasi tavır Türkiye’nin batısında kimi merkezlerde belirleyici olacaktır. İstanbul bunların başında geliyor. İstanbul’da HDP üçüncü parti konumundadır. HDP’nin bir siyasi aktör lehine tavır takınması seçimi belirleyecektir. Yine Mersin ve Adana’da seçimleri etkileyecek bir tabanı var. Bütün bu illerde yerel seçim sonuçları da çok başa baş. Buralar Kürt nüfusunun yoğun olduğu merkezler. Bu açıdan HDP’nin böylesi merkezlerde seçimlerin sonuçlarını etkileyecek olan bir pozisyonu var” dedi.

PSİKOLOJİK ETKİ

Coşkun’a göre AKP ve MHP’nin “yerel seçimlerde ittifak yok” açıklaması sonrası yeniden bir araya gelmesinin nedeni de CHP ve İYİ Parti arasındaki arayışlar oldu.

HDP, bu seçimlerde bölge kentlerinde Kürt parti ve oluşumlarıyla da ilk kez kapsamlı bir ittifak zemininde bir araya geldi. 24 Haziran’daki seçimlerde de aranan ancak istenilen düzeyde gerçekleşmeyen bu buluşmanın ilk kez 31 Mart’taki seçimlere yansıması bekleniyor. Bu nedenle bazı merkezlerde bu yapıların temsilcilerinin de aday gösterilmesi söz konusu olabilir. Ancak, Coşkun’a göre bu buluşma sandıklarda ciddi bir değişim yaratacak bir buluşma değil. Coşkun, bunun daha çok Kürtler açısından “psikolojik bir etkisinin olduğunu”  ifade ederek, “Çok ciddi bir seçmen desteği söz konusu değil. Ama her kesimden bu partilerin bir araya gelmesi yönünde bir talep vardı. Seçimlerde daha rahat bir psikolojik rahatlama ve rahat propagandaya yol açabilir. Tabloda çok ciddi bir değişken olma ihtimali taşımıyor” dedi.