Çeyrek asırlık dava” olarak bilinen Lice davasının beraatle sonuçlandı. Bunun gibi, “Geçmişle yüzleşmek” adına büyük önem taşıyan ve kamuoyunda da yakından bilinen Nezir Tekçi, Musa Çitil, Görümlü, Cizre JİTEM ve Kulp katliamı davaları da bir dönemin aydınlatılmasını sağlayabilecek davalar olmalarına rağmen cezasızlıkla sonuçlanması “adalet ve geçmişle yüzleşme” beklentisini de sönümlendirdi.

Hayri Demir

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 90’lı yıllarda işlenen faili meçhul cinayetlere ilişkin yaşanan insan hakkı ihlalleri davalarının 2013 yılında yeniden açılması, tek talep olan “geçmişle yüzleşme ve adalet” umudunu yeşertmişti. Ancak çeyrek asır sonra açılan davaların birkaç yıl içerisindeki yargılama sonrasında cezasızlıkla sonuçlanması kamuoyundaki “adalet ve geçmişle yüzleşme” beklentisini de sönümlendirdi.

Son olarak “Çeyrek asırlık dava” olarak bilinen Lice davasının beraatle sonuçlanması yüzleşme adına açılan ancak cezasızlıkla sonuçlanan bu davaları bir kez daha gündeme getirdi.

Geçmişle yüzleşmek adına büyük önem taşıyan ve kamuoyunda da yakından bilinen Nezir Tekçi, Musa Çitil, Görümlü, Cizre JİTEM ve Kulp katliamı davası da karanlık bir dönemin aydınlatılmasını sağlayabilecek davalar olmalarına rağmen cezasızlıkla sonuçlanıp, tozlu raflara kaldırılan davalar oldu. Halagazeteciyiz.net okurları için yakın zamanda beraatle sonuçlanan bu davaları derledik.

TEK SANIKLI LİCE DAVASINDA BERAAT

Diyarbakır’ın Lice ilçesinde 22 Ekim 1993 günü dönemin Jandarma Komutanı Bahtiyar Aydın bir suikast sonucu hayatını kaybetti. Suikastın ardından ilçede yaşanan olaylar sırasında 16 kişi yaşamını yitirmiş, birçok ev ve iş yeri yakılmıştı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, ilçede yaşananlara dair yürütülen soruşturma 20 yıl boyunca sürdü ve iddianame ancak 20’inci yılın sonunda hazırlanabildi. Soruşturma sonunda olayın faili olarak dönemin Jandarma Alay Komutanı emekli Albay Eşref Hatipoğlu ile üstteğmen Tünay Yanardağ hakkında “taammüden öldürme”, “halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik”, “cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis ve 24 yıla kadar hapis cezası isteniyordu. Davanın ilk duruşması ise 16 Ocak 2014’te “güvenlik” gerekçesiyle ilçeden yüzlerce kilometre uzaktaki İzmir’de görüldü. Dört yıla yakın devam eden yargılama sürecinde Yanardağ, hayatını kaybedince dava tek sanıklı devam etti. Geçen haftaki karar duruşmasında da tek sanık olan Hatipoğlu da beraat etti. Hatipoğlu, o dönem Diyarbakır Jandarma Alay komutanlığı yapan emekli bir albaydı.

GÖZALTINDA KAYBETMEYE BERAAT

Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde 28 Nisan 1995’te gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Nezir Tekçi, gözaltında kaybettirmelerde sembol bir davaydı. Tekçi’nin ölümüyle ilgili açılan soruşturmada ilk olarak takipsizlik kararı verilmişti. Ancak Tekçi öldürüldüğünde asker olan Yunus Şahin’in tanıklığı sonrası soruşturma yeniden açıldı. Emekli Albay Ali Osman Akın ve Yarbay Kemal Alkan hakkında “canavarca bir his sevki ile veya işkence ve tazip ile kasten öldürme” suçlamasıyla dava açıldı. Ancak tanık beyanına rağmen sanıklar hakkında 11 Eylül 2015’teki karar duruşmasında isnat edilen suçun sabit görülmemesi gerekçesiyle beraat kararı verildi.

KÖY YAKMAYA BERAAT

Muş’un Altınova (Vartinis) beldesinde 1993’te biri hamile 9 kişinin evlerinin ateşe verilerek öldürülmesine ilişkin davada sanıkların her birine 180 yıldan 230 yıla kadar hapis cezası isteniyordu. Savcılık tarafından, sanık polis ve askerler için ihmalden öldürme suçundan ceza mütalaası verilmişti. Ancak 1 Mart 2016’daki karar duruşmasında savcı mütalaasını değiştirerek, tüm sanıkların beraatini istedi. Dava sonucunda da tüm sanıklar beraat etti.

22 YIL SONRA 48’İNCİ DURUŞMADA BERAAT

Cizre JİTEM davası”, Cizre’de 1993-95 yılları arasında 21 kişinin gözaltında kaybedilmesi ve faili meçhul cinayetlerle öldürülmesiyle ilgili davaydı. Dava kapsamında dönemin Cizre Jandarma İlçe Komutanı emekli Albay Cemal Temizöz’ın da bulunduğu 10 kişi yargılanıyordu. Ancak olayın üzerinden geçen 22 yıllık süre sonunda görülen 48’inci duruşmada tüm sanıklar beraat etti. Dava ise 16 yıl sonra açılmıştı.

Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde 8 Ekim ile 25 Ekim 1993 tarihleri arasında 11 yurttaşın öldürülmesine ilişkin davada ise dönemin Bolu 2. Komando Tugay Komutanı sanık emekli Tuğgeneral Yavuz Ertürk hakkında “kasten öldürme” suçundan 11 kez müebbet ile “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve “halkı silahlı isyana teşvik” suçlarından 25 yıla kadar hapis isteniyordu. 2013’te açılan dava 2018’in Eylül ayında sonuçlandı. Karar, diğer yüzleşme davalarında olduğu gibi yine beraat oldu.

ÖNCE BERAAT, SONRA TERFİ

Derik’te 1992-1994 yılları arasında 13 kişinin zorla kaybettirilmesi ile ilgili olarak dönemin Derik Jandarma Komutanı Tuğgeneral Musa Çitil hakkında 2012 yılında dava açıldı. Çitil’e “birden fazla kişiyi aynı sebeple öldürmek” suçlaması yöneltildi. Çitil 21 Mayıs 2014 tarihli karar duruşmasında beraat etti. Yargılama sırasında Ankara Bölge Jandarma Komutanlığı’nda görevini sürdüren Musa Çitil 08 Haziran 2015 tarihli YAŞ kararlarında terfi ettirilerek Tümgeneral oldu. Çitil, 08 Ağustos 2015 tarihinde Diyarbakır Bölge Jandarma Komutanlığı’na, 22 Temmuz 2017 tarihinde ise Jandarma Genel Komutan Yardımcılığı’na terfi ettirildi.

Şırnak’ın Görümlü köyünde 6 kişinin zorla kaybedildiği gerekçesi ile dönemin 23. Jandarma Sınır Tugay Komutanı Mete Sayar, Görümlü 1. Mekanize Piyade Tabur Komutanı emekli Albay Hasan Basri Vural, 3. Bölük Tim Komutanı Üsteğmen İbrahim Kıraç, Yüzbaşı Murat Ali Yıldız, Kayseri Hava İndirme Tugayına bağlı Teğmen Serdar Tekin ve 2. Komando Tabur Komutanlığı’ndan Tansel Erok hakkında “birden fazla kişiyi aynı sebeple öldürmek” iddiasıyla dava açılmıştı. Davanın ilk duruşması 2013 yılında görülürken, 3 Temmuz 2015’teki duruşmada savcılık, sanıkların delil yetersizliğinden beraatlerini talep etti. Aynı duruşmada, mağdur tarafına mütalaaya karşı görüşlerini sunmaları için herhangi bir süre verilmeksizin, sanıkların beraatine karar verildi.

DAVALAR SÜRÜNCEMEDE KALIYOR

Hakikat Adalet Hafıza Merkezi (Hafıza Merkezi), zorla kaybettirme ve yüzleşme davalarını takip eden bir merkez olarak çalışmalarını yürütüyor. Merkezin 2017 yılı itibariyle yaptığı son raporlamalara göre, bugüne kadar kaybedilen 344 kişinin hukuki dosyalarına ulaşıldı. Oysa 90’lı yıllarda işlenen faili meçhul cinayetlerin sayısı binlerle ifade ediliyor. Merkez tarafından bu veriler üzerinden yapılan incelemelere göre; 218 kişinin kaybedilmesine dair soruşturmaların sürüncemede bırakıldığı (%63), 24 kişiyle ilgili soruşturma zamanaşımı kararıyla sonlandırıldığı (%7), 18 kişiyle ilgili soruşturmada ise kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi. Sadece 84 kişinin zorla kaybedilmesiyle ilgili 15 dava açılırken, bu davaların birçoğu da yukarıdaki örneklerde olduğu gibi beraat ile sonuçlandı. Mahkumiyet kararı verilen dava sayısı ise sadece iki ile sınırlı kaldı.