Türkiye yüzde 63’lere yükselen oranlarla, gelişmiş ülkelere beyin göçü veren ülkeler arasında ön sıralarda yeralıyor. Başta siyasi olmak üzere, sosyo-ekonomik ve kültürel nedenlerden 2016 yılında 69 bin 326 olan sayı 2017’de 113 bin 326’ya yükseldi. Göçün Türkiye’ye maliyetinin ise 220 milyar lira olduğu iddia ediliyor.

Cengiz Aldemir

Küreselleşmeden devlet ve bireyler farklı boyutlarda etkileniyor. Göç ile ilgili yapılan araştırma ve raporlar özgürlük ve ekonomik refah garantisi veren gelişmiş ülkelere yönelimlerin arttığını gösteriyor. Ülkenin nitelikli insan gücü açığının olduğu ve gelecekte de bu açığın artarak süreceği gerçeği bilinmesine rağmen, insanları ülkelerinden gitmek zorunda bırakan birçok neden bulunuyor. Bunların başında özgürlüklerin kısıtlanması ve sosyo-ekonomik nedenler geliyor. Bilimsel çalışmalara yeterli kaynak ayrılmaması, fikir üretimi ve buluşların yeteri kadar desteklenmemesi de beyin göçünü hızlandıran nedenler arasında yer alıyor.

TÜRKİYE’YE MALİYETİ 220 MİLYAR
CHP Bilim Platformu tarafından hazırlanan “AKP’nin yol açtığı büyük beyin göçü” başlıklı rapora göre, Türkiye’den yurt dışına göç eden yurttaşların sayısı bir yılda yüzde 63 arttı. Göç edenlerin yaş aralığının 20-34 olduğu vurgulanan raporda, göç eden nitelikli insan gücü ve iş insanı nedeniyle Türkiye’nin kayıbı 220 milyar lira olarak ifade edildi. Raporda yer alan tespitlere göre, 2016 yılında yurtdışına göç eden vatandaşların sayısı 69 bin 326 iken, bu sayı 2017’de yüzde 63’lük bir artışla 113 bin 326’ya yükseldi.

2016 YILINDA BİNDEN FAZLA MÜHENDİS GÖÇ ETTİ

Yine raporda, yurtdışına göç eden kadınların oranının yüzde 37’den yüzde 42’ye çıktığı, göç edenler arasında eğitimliler ve kentlilerin geniş yer tuttuğu belirtildi. Rapora göre 2017’de 5 binden fazla milyoner, son 3 yılda ise 13 bin girişimci ve iş insanı Türkiye’yi terk etti. 2016 yılında yurtdışında çalışmaya giden 24 bine yakın kişinin binden fazlasının ise mühendis olduğu bilgisi yer aldı.
Milletvekilleri Türkiye’den beyin göçüne ilişkin görüşlerini Halagazeteciyiz.net’le paylaştılar. CHP Genel Başkan Yardımcısı Fethi Açıkel, AKP’nin kendisine rakip gördüğü Gezi kuşağını göç ettirmek istediğini ileri sürdü. Açıkel, AKP’nin düşünce ve bilim dünyası üzerindeki baskıcı uygulamalarının, uzun yıllar emek verilen ve ciddi harcamalarla yetiştirilen nitelikli insanları yurtdışına kaçırdığını savundu. “Tersine beyin göçünü sağlamak için akademik özgürlük ortamının yeniden tesis edilmesi, akademiye baskıların son bulması ve engizisyon anlayışının terk edilmesi gerektiğini” belirten Açıkel, İstanbul’da operasyonlarda akademisyenlerin sudan gerekçelerle gözaltına alınmasının AKP’nin tersine beyin göçü projesinin daha ilk günlerinde iflas ettiğini söyledi.

Yurtdışına eğitime gönderilen öğrencilerin geri dönmeyişinin nedenlerini soran CHP Burdur Milletvekili Mehmet Göker de Milli Eğitim Bakanı’nın “beyin göçünden korkmayın” açıklamasını eleştirdi. Türkiye’den yurt dışına ciddi bir beyin göçü olduğunun altını çizen Göker; “Milli Eğitim Bakanı, ‘beyin göçünden korkmayın’ diyor. Bakan hala eğitimin ne kadar önemli ve pahalı bir yatırım olduğunun farkında değil. Devlet imkânlarıyla veya kendi imkânlarıyla yurt dışına özellikle yüksek öğrenime giden öğrencilerin önemli bir bölümü Türkiye’ye geri dönmemektedir. Bu durumun ortaya çıkardığı sonuç ise Türkiye’nin yetişmiş insan gücünden yeteri kadar yararlanamadığıdır” dedi.

‘DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN OLMAYIŞI’

Beyin göçlerinin temelinde özgürlükle9rin olmayışının yattığını söyleyen TBMM Başkan Vekili ve HDP Mardin Milletvekili Prof. Dr. Mithat Sancar da “Bilim en başta düşünce özgürlüğünü gerektirir . Baskıcı sistemlere baktığınızda sorunun neredeyse tamamının bu nedenlerden kaynaklandığını görürsünüz” dedi. Nazi Almanyasından örnekler veren Sancar, başta Einstein olmak üzere sayısız bilim insanı, sanatçı, yazar ve akademisyenin tehdit ve tehlike altında yaşayamadıkları için ülkelerini terk ettiğini hatırlattı. O dönemde bir kısım bilim insanının Türkiye’ye geldiğine ve katkılarına değinen Sancar, “Bilim insanı düşüncelerini özgürce ifade etmek zorundadır. Aksi takdirde bilim olmaz. Baskıcı sistemlerde beyin nefes alamaz. Nefes alamazsa o beyin göç eder” tespitinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “’Neden üniversitelerimiz dünya sıralamalarında görülmüyor?” sözlerinin bir itiraf olduğunu belirten Mithat Sancar, “Veriler zaten bunu ortaya koyuyor. Türkiye üniversitelerinin durumu çok kötü. Özellikle son 2 yılda yaşanan tasfiyelerle üniversiteler tükenmiştir. Bugün Türkiye’de üniversite kavramını ortaya koyan bir durum kalmamıştır. Ben 30 yıldır akademisyenlik yapmış biri olarak söyleyebilirim ki en kötü zamanlarda bile üniversiteler dünya sıralamasında belirli bir derece tutturabiliyordu. İyi bir akademik nitelik yaşatılabiliyordu. Zor şartlarda özgürlük alanları kısmen de olsa korunabiliyordu. Ama bugün üniversiteler, otoriteye biat eden ve otoritenin ihtiyaçlarına göre hareket eden, bilimle, özgür düşünce ile yakından uzaktan ilişkisi bulunmayan kurumlar haline gelmiştir. Bu hale gelmiş üniversitelerin dünya sıralamasına girmesi ise beklenemez” diye konuştu.