Türkiye’deki 4 milyon Suriyeli mülteci için ‘işsizlik’ en büyük problem. 1 milyon çalışan Suriyeli içinde çalışma izni almış olanların sayısı sadece 25 bin. Hepsinin gözü İstanbul’da. Ancak, firmaların yüzde 80’i Suriyeli çalıştırmanın avantajlı olduğunu düşünmüyor.

Hilal Köylü

Suriye’de iç savaş 8.yılına girdi. ABD Başkanı Donald Trump askerlerini Suriye’den çekme kararı almış olsa da, bu karar ülkesindeki şiddetten kaçan binlerce Suriyeli’nin hayatını bir anda değiştirmeyecek. Bugün Türkiye’de resmi rakamlara göre 3 milyon 600 bin, Lübnan’da 1 milyon, Ürdün’de de 660 bin Suriyeli yaşam ve geçim mücadelesi veriyor. Türkiye, Lübnan ve Ürdün Suriyelilerin en çok sığındıkları ülkelerin başında geliyor.

Amerika’daki ve Türkiye’deki en saygın araştırma kuruluşlarının başında gelen RAND Corporation, Suriyeli mültecilerin yoğun olduğu ülkelerde mültecilerin ekonomiye katkılarının nasıl sağlanacağını araştırdı. Araştırmaya Türk-Alman Üniversitesi Göç ve Uyum Araştırma Merkezi Başkanı Murat Erdoğan da katkı sağladı. Araştırma kapsamında her ülkede Suriyeli mülteci ailelerin yaşadığı 600 haneye, büyük ve küçük işletmeleri kapsayan 150 firmaya ulaşıldı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, Uluslararası Çalışma Örgütü, AB gibi temel kurumlarla da dirsek temasında bulunuldu, araştırma sonuçlarının ortak çalışmaların ve projelerin önünü açması istendi.

GİRİŞİMCİLER AMA…

Araştırmanın odağında elbette ki Türkiye var. Çünkü en çok Suriyeli mülteci Türkiye’de yaşıyor.

Sade 25 bininin çalışma izni olsa da iş hayatında aktif olan 1 milyon çalışan Suriyeli mülteci için araştırma sonucunda ‘girişimcilik için aktif’ tanımlaması yapıldı. Özellikle Güneydoğu Anadolu’daki Suriyeli mülteciler yeni iş yeri açma konusunda hızlı ve etkin davranıyorlar. Suriyeli mülteciler onca zorluğa rağmen Türkiye’de 10 bin yeni iş yeri açmayı başarabilmiş.

Araştırma kapsamında İstanbul, Urfa ve Adana’daki Suriyeli mülteci ailelerine ulaşıldı. Bu ailelerde işsizlik oranı yüzde 11 ile en düşük İstanbul’da. Bu oran Urfa’da yüzde 50, Adana’da yüzde 25 olarak belirlenmiş. Hepsi çalışmaya gönüllü ancak iş bulmakta zorlanıyorlar. Suriyeli kadın ve erkek mültecilerin hepsi “Savaştan önce hiç çalışacağımı, başka ülkede iş arayacağımı düşünmezdim ama şimdi çalışıyorum ya da iş arıyorum” diyor. Onlar için şimdi iş bulmak en hayati mesele.

NEDEN ÇALIŞAMIYORLAR?

Peki neden çalışamıyorlar. Suriyeli mültecilerin yüzde 25’i yeterli iş olmadığını söylüyor. Yüzde 38’i Türkçe konuşamadığı için iş bulamadığından yakınıyor.

İş bulup da çalışanların durumuna firmaların gözüyle bakalım. İstanbul’daki firmaların yüzde 16’sının Suriyeli mülteci çalışanı var. Firmaların yüzde 30’u bir dönem, bir şekilde Suriyeli mültecilerle çalışmış. Bu oranlar Urfa ve Adana’da daha düşük. İstanbul’da en fazla bin 500 lira kazanırlarken, bu kazanç Adana’da bin liraya, Urfa’da 800 liraya kadar düşüyor.

Firmalara “Suriyeli mültecileri hangi işlerde çalıştırıyorsunuz” diye soruluyor. Mülteciler yüzde 60’ı ortalama hiçbir beceri gerektirmeyen işlerde çalışıyor. Yani mültecilerin neredeyse hemen hepsi el becerisini, yeteneğini kullanamıyor. Suriye’deyken berber olan bir mülteci Türkiye’de inşaatta taşımacılık yapabiliyor. Suriye’de kimya öğretmeni olan bir mülteci tekstil sektöründe getir-götür işlerine bakmak zorunda kalabiliyor. Bu da, onları en çok üzen konu.

Firmalara, Suriyeli mülteci çalıştırmak için ne istedikleri soruluyor. Daha fazla teşvik, vergi muafiyeti gibi konular gündeme geliyor ama firmaların yüzde 80’i Suriyeli mülteci çalıştırmayı avantajlı görmüyor. İş bulan Suriyeli mültecilerin yüzde 52’si de iş güvenliği olmadığından yakınıyor. Çalışan Suriyeli mültecilerin yüzde 48’i taciz endişesi yaşıyor.

MESLEK VE DİL EĞİTİMİ ŞART

Araştırma sonunda Türkiye’ye ‘tavsiye’ niteliğinde verilere de ulaşılıyor. Suriyelilerin sadece yüzde 18’i iş bulmak için belli kurum ve kuruluşlardan yardım alabiliyor. Oysa ki, onların istihdamı belli kurumlarca daha kapsamlı idare edilebilir deniyor. Mültecilerin sadece yüzde 54’ü mesleki eğitim, yüzde 11’i de dil eğitimi alıyor ama bu eğitimler yaygınlaşsa daha kolay iş bulabilecekler. Mültecilerin de gözü İstanbul’da; daha çok iş bulabileceklerini düşünüyorlar. Ancak, onların yer değişimi getirilen yeni kurallarla engellenmiş durumda. Bu yüzden hükümetin Urfa ve Adana gibi illere yerel halkı da destekleyecek şekilde istihdam açılımı yapması gerekiyor.

EN BÜYÜK KAYGI: İŞ KAYBI

Türk-Alman Üniversitesi’nden Prof. Murat Erdoğan, yerlerinden edilen, göç eden insanların en büyük kaygısının iş kaybı olduğuna vurgu yapıyor. Erdoğan, bu kaygının Suriyeli mülteciler sözkonusu olduğunda çok dillendirildiğini belirtirken, “Türkiye’de kayıt dışı ekonomi büyük olunca dışarıdan gelenler daha rahat hareket edebildiler. Türkiye’de mültecilerle yerli halk arasındaki gerilimin az olmasının nedeni bu, belki de” diyor. Erdoğan, Türkiye’de zaman içinde mültecilere dönük meslek ve dil eğitiminin yaygınlaştırılması konusunda büyük planlamalar yapıldığını belirtirken, Suriyelilerle uyum konusunda alınacak yol ol olduğunu söylüyor. “Mültecileri ekonomiye katmamız, onları mutlu etmemiz bizim toplumumuzun kalkınması için de büyük önem taşıyor” diyen Erdoğan, mültecilerin en çok beklediği şeyin ‘uyum ve anlayış’ olduğuna dikkat çekiyor.

İltica ve Göç Araştırmalar Merkezi (İGAM) Başkanı Metin Çorabatır da, mültecilere çalışma izninin verilmesi için resmi kurumlara önemli görev düştüğünün altını çiziyor. “Mültecileri iş dünyasına kazandırırsak ekonomimizin güçleneceği ortada. Onlar sadece niteliksiz iş gücü olarak görülmemeli. Onların bize, bizim de onlara ihtiyacımız var” diyor.