“Aşılarda domuz kanı var. Aşılar Otizm ve Alzheimer yapıyor” gibi iddiaları gerekçe olarak gösteren aileler çocuklarına aşı yaptırmıyor. Türkiye’de aşı reddi sayısı 2011 yılında 183 iken, 2017’ye gelindiğinde 23 binleri aştı. Aşı reddinin bu hızla artmaya devam etmesi durumunda, eski ve şimdiye kadar görülmemiş hastalıkların hortlayabileceği uyarısında bulunan bilim insanları ve sektör birleşenleri, “Çocuk ve toplum sağlığı için aşılar güvenilir tıbbi ürünlerdir” çağrısında bulundu.

Cengiz Aldemir

Çocukluk dönemiyle, risk grubunda bulunan hastalar arasında aşıyı reddedenlerin sayısı her geçen gün artıyor. En önemli nedense aşılarda ‘domuz kanı, ve alzehimer yapıcı’ bazı zararlı maddelerin olduğu iddiası. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNICEF) istatistiklerine göre, önlenebilir altı hastalık; boğmaca, difteri, tetanos, kızamık, çocuk felci ve verem sebebiyle tüm dünyada gerçekleşen çocuk ölümleri 1989 yılında 5 milyon civarında iken, gelişen aşılama uygulamaları sayesinde bu oran günümüzde 100 bin dolaylarına geriledi. Çocuk ölümlerinin büyük çoğunluğunu ise aşısız çocuklar oluşturuyor.

Türkiye’de ise durum tam tersi. Sağlık Bakanlığı’nın verilerinde, 2011 yılında 183 aile çocuklarına aşı yaptırmayı reddederken, bu rakamın 2013’de 900’e, 2016 yılında 12 bine çıktığı bilgileri yer alıyor. 2017 yılına gelindiğinde ise 23 bini aşkın ailenin çocuklarına aşı yaptırmayı reddettiği ifade ediliyor.

Aşı karşıtı aileleri Halagazeteciyiz.net aracılığı ile uyaran bilim insanları ve sektör birleşenleri, “Geleceğimiz olan çocuklarımız ve toplum sağlığı için aşılar güvenilir ve önemli tıbbi ürünlerdir”çağrısında bulunuyor.

TTB: AŞILAR GÜVENİLİR TIBBİ ÜRÜNLER

Türk Tabipleri Birliği, ‘Aşı Konusunda Yaşanan Tereddütler, Aşı Reddi ve Aşı Karşıtlığı Konusunda Etik Kurul Görüşü’ başlıklı en son güncellemesinde, aşıların uygulanmadan önce yararlılık ve güvenlik incelemelerinden geçtiğini, uygulama sonrasında da  istenmeyen etkiler ve yan etkiler açısından sürekli olarak izlenme yapıldığı duyurusunda bulundu.  Yaratılan yanlış algılara karşın aşıların güvenli tıbbi ürünler olduğunu ise: “Aşılanma (BCG, BDT, KKK, OPV) sonrası invaziv bakteriyel enfeksiyon sıklığı aşılanmayan çocuklara göre daha yüksek değildir. Doğal grip enfeksiyonundan daha sık Guillain Barre sendromuna yol açmazlar. Kızamık aşılaması otizme neden olmamaktadır. Aşılarda alüminyum tuzları, bağışık yanıtı güçlendirmek için 1930’lardan beri kullanılmaktadır ve aşılardaki dozu çok düşüktür. Aşılanan çocuklarda yapılan araştırmalar, serumda alüminyum düzeyinin toksik düzeyin çok altında olduğunu göstermektedir” başlıkları ile paylaştı.

‘AŞILARDA ZARAR VERİCİ MADDE YOK’

Aşı karşıtlarına tepki gösteren bir diğer isim ise Hacettepe Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan oldu. Ceyhan,” Grip aşısı yaptıranların içi rahat olsun. Aşıların içinde kesinlikle Alzheimer yapıcı, yada başka bir zarar verici madde yok. Aliminyum evet çocukluk yılları aşılarının bazılarının içerisinde var ama bu miktar musluktan akan sudaki miktar kadardır” dedi. Aşı reddinin beraberinde bazı tehlikeleri de getirdiğinin altını çizen Ceyhan, boğmaca vakalarındaki artışa dikkat çekti. Yıllardır görülmeyen çocuk felci, difteri, tetanoz gibi hastalıkların tekrar görülmeye başlanacağı uyarısında bulunan Ceyhan, ülke sınırlarında ve Balkanlarda görülen çok ciddi kızamık salgınları olduğunu söyledi. Türkiye’de bunun yaşanmamasının nedenini ise ülkede iyi bir aşılama uygulamasına bağlayan Prof. Dr. Ceyhan, çocukların ve risk grubunun aşılanmasının hayati önem taşıdığına vurgu yaptı.

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan

Prof. Dr. Ceyhan’ın değerlendirmelerine benzer bir açıklama da Sağlık Bakanlığı’ndan geldi. Aşıların son derece güvenilir biyolojik ürünler olduğunu vurgulayan bakanlık aşıların üretim ve dağıtım aşamalarında sıkı kontrollerden geçtiğini belirtti.

‘AŞI SADECE KİŞİYİ DEĞİL, TOPLUMU KORUR’

Aşı karşıtlığı ile ilgili bir uyarı da CHP Ankara Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Eczacı Gamze Taşcıer’den geldi. Konunun meclis tarafından araştırılmasını isteyen Taşçıer, aşılamanın özellikle salgın hastalıklara karşı toplumun tüm fertlerine yönelik bir koruyucu sağlık önlemi olduğunu belirtti. Aşılamanın en önemli unsurunun toplum sağlığının ve bağışıklığının sağlanması olduğunu ifade eden Taşcıer, “Aşılama sayesinde, salgın olasılıkları çok ciddi oranda azaltılabilmekte ve toplumun tüm fertleri korunabilmektedir. Ancak son zamanlarda, toplumun bazı üyelerinde aşı karşıtlığı görülmeye başlanmıştır. Çocuklarına aşı yapılmasına karşı çıkan ebeveynler, açıkça halk sağlığını tehlikeye düşürmektedir. Söz konusu karşıtlığın büyümesi, zaman içinde salgın hastalıkların baş göstermesine neden olacak ve toplumun kırılgan kesimleri başta olmak üzere, tüm halkımızın hayatını riske atacak bir tehdide neden olacaktır” dedi.

Gamze Taşçıer

İki çocuğunun da aşılarını zamanında yaptırdığını ve titizlikle takip ettiğini söyleyen Taşcıer, “Aşılar hakkında adeta ‘çok bilinen yanlışlar’ haline gelen nedenlerle önemli sayıda ebeveyn çocuklarına aşı yaptırmıyor. Aşıların otizme yol açtığı gibi hiç bir bilimsel veriye dayanmayan inanışlarla, içinde domuz kanı olduğu, aşının içindeki maddelerin insan vücuduna zararı olduğu gibi gerçek dışı bilgilerle aşı karşıtlığı giderek büyüyor. Bu durum sadece aşı yapılmayan çocukları değil, tüm toplumumuzun sağlığını tehlikeye atıyor. Halk sağlığı söz konusu olduğunda bireyci yaklaşımlar bir tehdide dönüşebiliyor” uyarısında bulundu.

‘YASAL DÜZENLEME YAPILMALI’

Anayasa’nın ve Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ilgili maddelerini hatırlatan Taşçıer, “devletin çocuğun üstün yararını gözeterek, aşılamayı gerçekleştirmek yönünde pozitif bir ödevi bulunmaktadır. Bu pozitif ödev Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle uyumlu bir şekilde yerine getirilmelidir. Bu nedenle, kişinin bedenine tıbbi bir müdahale niteliğini taşıyan aşılama işleminin hangi koşullarda, kimler tarafından yapılabileceğinin öngörülebilir bir şekilde düzenlenmesi gerekmektedir” diye konuştu.

‘AŞI KARŞITLIĞI ÇOĞUNLUKLA MUHAFAZAKAR KESİMLERDE’

Aşı karşıtlığı konusunda şüphelerin bir an önce giderilmesi için bilim insanlarını ve yetkilileri göreve çağıran HDP Kocaeli Milletvekili Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu ise vatandaşların bu tür şehir efsanelerine değil, doktorların görüşlerine itibar etmesini istedi. Aşılarda bir takım katkı maddelerinin bazı spekülasyonlara neden olduğunu belirten Gergerlioğlu, esas görevin tıp insanlarına düştüğünü ifade etti. Bilimsel olarak aşılar konusunda yapılan araştırmaların bir an önce ortaya konulmasını ve yanlış anlaşılmaların ortadan kaldırmasını isteyen Gergerlioğlu, “Yanlış algıları eğitimle düzeltip, bu şehir efsanesine bir son verilmelidir” dedi.

Ömer Faruk Gergerlioğlu

Aşı karşıtlığı anlayışının, genellikle gelenekçi ve muhafazakar ailelerde görüldüğünü belirten Gergerlioğlu, bu durumun şimdilerde çok farklı kesimlere de sirayet ettiğine dikkat çekti. Gergerlioğlu, “Hekimlik yaptığım yıllarda aşılarda,‘Domuz kanı  ve benzeri zararlı maddeler var’ gibi şehir efsanelerine inanan kişileri ikna etmek için çok uğraş verdik. Aslında çok önemli ve salgın hastalıklara neden olabilecek hastalıklar var. BSC gibi bazı aşıları zamanında yaptırmazsanız tüberküloz (verem) hastalığına yakalanabilir ve çok tehlikeli sonuçları olabilir. Çocuk felci gibi bazı hastalıklar kalıcı ve sonuçları acı olabilir. Halkımız bu tür söylentilere değil de tıp insanlarının görüşlerine itibar ve hareket etmelidirler. Yeni gelişen bir çok hastalıklar da var. Son zamanlarda bazı eski klasik hastalıklarımızın yavaş yavaş hortlamaya başladığını görüyoruz. Bu çok tehlikeli bir durum. Bakıyorsunuz folyo vakalarında bir artış görülüyor. Bu çağda verem hala bitmiş değil” diye uyardı.