2018 yılı geride kalırken, eğitime dair sorular ve sorunlar ise devreden bakiye olarak 2019’a aktarılmış durumda. Eğitimde dinselleşmenin arttığını ve bu nedenle özel okullara yönelimde patlama yaşandığını belirten eğitim sendikaları temsilcileri bilimsel eğitimin satın alınır hale getirildiği eleştirisini yapıyor.  Veliler de eğitim sisteminin yanlışlığı ve eğitimin karanlık geleceği konusunda hemfikirler.

Altan Sancar

Eğitim sendikaları temsilcileri ve veliler, eğitimde yaşanan dinselleşmenin ve bu nedenle özel okullara artan talebin Türkiye’nin geleceğini derinden etkileyeceği görüşünde. Eğitim İş Sendikası Genel Başkanı Orhan Yıldırım,  mevcut koşulların Türkiye’den beyin göçünü arttırdığını dile getirirken, Eğitim-Sen Örgütlenme Sekreteri İsmail Sağdıç ise yaşanan dinselleşmeye ‘Türkiye’de laik ve bilimsel eğitim satın alır hale geldi’ sözleri ile tepki gösteriyor. İlkokula giden kızının cümlelerinden etkilenen veli Ersen Zengin ise duruma tepki olarak Sınıf Öğretmenliği bölümünde okumaya başladığını dile getiriyor.

İsmail Sağdıç

2018 yılı sonu itibari ile Türkiye’deki mevcut okulların yüzde 20’sini özel okullar oluşturuyor. Son yıllarda artan talep ile birlikte eğitime katılan öğrencilerin yüzde 12’si ise özel okulları tercih ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2018 lise giriş sınavı için hazırlanan kılavuzda, 1367 ‘nitelikli okul’ listesinde, 222 Anadolu lisesine karşılık 298 İmam Hatip Lisesine yer verilmesi eğitimciler tarafından uzun süre eleştirilmişti. Öyle ki 2018 yılında İmam Hatip Liseleri’nin tüm okullara oranı yüzde 13 iken, kılavuzda bu oran yüzde 23 seviyelerine yükseltilmişti.

Özel okullar için verilen teşvikler, eğitim kurumlarının İmam Hatip Okulları’na dönüştürülmesi ve tarikat etkilerini değerlendiren veli ve sendika temsilcileri, ortaya çıkan durumun bilinçli yaratıldığı ve kaybedenin Türkiye olduğu konusunda hemfikir. Peki 2018 yılı geride kalırken, tablonun ayrıntılarında neler yer alıyor? Sendika temsilcileri ve veliler dinselleştiğini, bilimsellikten ve laiklikten uzaklaştığını dile getirdikleri eğitim sistemi ile özel okullara artan talep hakkında neler düşünüyor?

‘MEVCUT TABLO BEYİN GÖÇÜNÜ ARTTIRIYOR’

Orhan Yıldırım

Eğitim İş Sendikası Genel Başkanı Orhan Yıldırım, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un göreve başladığında oluşturduğu ılımlı havanın dağıldığını dile getiriyor ve ‘bakanlığı yönetme becerisi kalmadı’ diyor. İmam Hatip Okulları’nın sayısındaki artış ile özel okullara olan yönlendirmenin bilinçli yapıldığını ve İmam Hatip Okulları’nın ‘kayırıldığını’ dile getiren Yıldırım, “İmam Hatip Okulları’nın sayılarındaki artışlar, buraya yönlendirilen öğrencilerin sayıları ve bu okullara verilen  öğrenci başına destekler belli. Bu okullar ile diğer akademik okullar arasındaki uçurum gözler önünde. Yani devletin diğer okullarına gidenlere karşı İmam Hatip Okulları’na gidenlerin kayırıldığı rahatlıkla görülüyor. Türkiye’de İmam Hatip Okulları’nın rol model olması için büyük bir çaba harcanıyor” görüşünde.

Eğitimin bilimsellikten ve laiklikten koparıldığını savunan Yıldırım, yurttaşların ise devletten daha bilinçli olduğunu söylüyor. Yurttaşların, çocuklarının eğitim hakkının yanlış yönlendirilmesini istemediğini ve buna karşı kendi önlemlerini aldığını savunan Yıldırım’ın geleceğe dair cümleleri ise şöyle:

“Veliler, daha bilimsel ve laik eğitim için özel okullara yöneliyor. Özel okullarda eğitim alan öğrenciler ile kalitesi düşürülen devlet okullarında eğitim alan öğrenciler aynı koşullarda yarışıyor. Mevcut tablo Türkiye’nin geleceğinin daha da karanlık görünmesine ve beyin göçünün giderek artmasına neden oluyor. Devlet bu politikaları ile dahi çocukların ortaya çıkmasını engellerken, aynı zamanda beyin göçünün artmasına da neden oluyor. Eğitimin, hükümetin şu anki programı ile düzelmesi de pek mümkün  görünmüyor.”

‘EĞİTİM SİSTEMİNİN GELECEĞİ KARANLIK’

İsmail Sağdıç

Eğitim Sen Genel Örgütlenme Sekreteri İsmail Sağdıç da eğitimin dinselleştirildiğini dile getiren isimlerden. Özel okulların bilinçli bir şekilde desteklendiği görüşünü dile getiren Sağdıç, Türkiye’nin geleceğinin mevcut eğitim sistemi ile ‘karanlık’ olduğuna vurgu yapıyor. Bilimsel eğitimin ‘satın alınır’ hale geldiğini dile getiren Sağdıç, ‘AKP’nin iktidara geldiği günden bu yana eğitimi yeniden yapılandırma ve dinsel bir kimliğe büründürmek için çalıştığını’  savunuyor.  Sağdıç, tarikat ve cemaat yurtları ve imzalanan protokoller ile de öğrencilerin kuşatma altına alındığı görüşünde. Sağdıç, “Okul türlerine göre öğrenci başına yapılan harcamalar genel liselerde öğrenci başına 6 bin 153 lira iken, İmam Hatip Liseleri’nde  bu rakam 12 bin 720 liraya çıkıyor. Ki bu bile büyük bir kayırmanın olduğunu gösteriyor” diyor.

İsmail Sağdıç, mevcut durumun AKP’nin nihai hedefi olduğunu ve iktidara geldiği 2002 yılından itibaren eğitimin dinselleştirilmesini ve özelleştirilmesini hedeflediğini belirtiyor. Özel okullara artan talebin hem dinselleşme hem de TEOG sisteminde yaşanan değişiklikler sonucu ‘Şimdi ne olacak?’ sorusu ile birlikte gerçekleştiğini vurguyan Sağdıç şunları kaydediyor:

“Veliler İmam Hatip Okulları’na mahkum kalmamak için çocuklarını özel okullara gönderiyorlar. Öyle ki Türkiye’de laik ve bilimsel eğitim satın alır hale geldi, çünkü mevcut müfredatta bu dünyaya, bilime ve laisizme dair bir şey kalmadı. Açıklanan son vizyon belgesi de bu durumun devam edeceğini gösteriyor. Diyebiliriz ki ülke AKP’nin hedeflediği nesiller üzerinden yetiştirilirse, daha uzun süre bilimden uzak kalacaktır.”

TEPKİ OLARAK SINIF ÖĞRETMENLİĞİ OKUMA KARARI 

Eğitim sisteminin doğrudan muhatabı olan öğrenci velileri ise eğitimde dinselleşmenin yaşandığı konusunda hemfikir olsa da çocuklarını özel okullara gönderme konusunda fikir ayrılığı yaşıyorlar. Çocuklarını daha iyi bir eğitim için özel okullara gönderdiklerini dile getiren velilerin yanında, kaliteli bir eğitimin devletin görevi olduğunu dile getiren ve özel okullara karşı çıkan veliler de var.

Çocuğunu devlet okuluna gönderdiğini dile getiren Ersen Zengin, kızının kendisine matematik ve fen yerine; dini içerikli sorular sorduğunu anlatıyor. Kızının okuldan eve döndükten sonra kendisine ‘Kıyamette ne olacak?’, ‘Mezarın altında yılanlar ne yapar?’, ‘Gezegenleri Allah nasıl havada tutuyor?’ gibi sorular sorduğunu söyleyen Zengin, “Bu duruma tepki olarak Sınıf Öğretmenliği okumaya karar verdim” diyor.

Ersen Zengin

İmam Hatip Okulları ile ülke kaynaklarının verimsiz kullanıldığını savunan Zengin,  “İmam Hatipler, vasıfsız ve niteliksiz insan yetiştirerek kısır bir döngü oluşmasına sebep olmaktadır. Ancak tüm bunlara rağmen, kızımı özel okula göndermem. Çünkü sorun yapısaldır ve kapitalist bir dayatma kabul edilemez. Çocuğumun geleceği rant kapısı olmamalı, devletin eğitim sorunlarını gidermesi asli görevi olmalıdır” diyor.

‘EĞİTİM HER GEÇEN GÜN GERİYE GİDİYOR’

Çocuğunu özel okula gönderen ve daha iyi bir eğitim alması için bunun gerekli olduğunu savunan Eyüphan Sungur ise, eğitim politikalarının kendisini özel okullara mecbur bıraktığını anlatıyor. İki çocuğu olduğunu, küçük erkek çocuğunun şimdilik ana okuluna gittiğini, 16 yaşındaki kızının ise özel lisede okuduğunu dile getiren Sungur “Bizler 90’lı yılların başlarında kalabalık sınıflarda ve uygun olmayan fiziki koşullarda eğitim aldık. Ancak hiç değilse bilimsel olan bir eğitim sisteminden geçtik. Bugün ise temel hedef dini öğretmek, dünyanın geçici olduğunu anlatmak olan bir sistem var. Şu an maddi imkanlarım olanak verdiği için kızımı iyi bir şekilde geleceğe hazırlamak istiyorum. Yıllar ilerliyor, ülke zenginleşiyor; ama eğitim her geçen gün daha fazla geriye gidiyor. Buna mecbur bırakılmak gerçekten bir vatandaş olarak gücüme gidiyor” diyor.

İMAM HATİPLER OLMALI AMA…

Özel okulların öğrencileri tembelliğe alıştırdığı görüşünü dile getiren ve eğitimin velilerin bütçesini sarsmaması gerektiğini söyleyen Merve Yakut ise “Eğitimin dinselleşmesi ve bilimden uzaklaşması eğitim sistemini yok oluşa sürükler. İmam Hatip Okulları elbette kapatılmamalı ve o yönde gelişmek isteyenlere hizmet vermeli, ancak sayıları Anadolu ve Fen Liseleri’nden fazla olmamalıdır. Ben çocuğumu özel okula göndermem. Devletin yanlış politikaları neden benim bütçeme zarar versin ki?  Ayrıca özel okullar öğrencileri tembelliğe, bilinçsizliğe ve bağımlı bireyler olmaya yönlendiriyor”  diyor