İç savaşta 8 yılı geride bırakan Suriye için Ankara yeni bir istikrar gücü kurulmasını öneriyor. Trump’ın bu öneriye ne diyeceği merak konusu, ancak Ankara-Washington hattında kafalar karıştıkça karışıyor.

Hilal Köylü

ABD Başkanı Donald Trump’ın 19 Ocak’ta açıkladığı Suriye’den çekilme kararından bugüne Ankara-Washington hattında kafalar karışık. Trump’ın çekilme takvimini bir türlü net olarak öğrenemeyen Ankara, YPG konusunda da ABD’yle aynı çizgide buluşamamanın sıkıntısını yaşıyor. Ankara, bu sıkıntının üstüne “Suriye’de istikrar gücü” oluşturmaya dönük planını masaya koymaktan çekinmedi. Plana en çok Trump’ın tepkisi merak konusu.

Tam, Ankara-Washington hattında ABD’nin Suriye’den çekilme takviminin detaylarına ilişkin görüşmelerin başlamasına saatler kala Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, New York Times’a (NYT) bir makale yazdı. Trump’ın çekilme kararını memnuniyetle karşıladıklarını belirten Erdoğan, bu makalede ABD’nin Suriye’den çekilmesi ve sonrasına ilişkin Türkiye’nin planlarını da dünya kamuoyuyla paylaştı. Bu plana göre Ankara, ‘İstikrarı sağlamak için Suriye’de toplumun her kesimini barındıran bir istikrar gücü oluşturmak’ istiyor. Bu gücün komutası da Türkiye’de olacak. Planda ‘savaş koşulları altında YPG’ye katılmak zorunda kalan çocuk ve gençlerin YPG’den kurtarılması’ da var. “Ben kimin YPG’li terörist, kimin masum olduğunu ayıracağım” diyor Ankara. Erdoğan, ABD’ye üstüne basa basa “Suriyeli Kürtler asla bizim düşmanımız olmadı, olmayacak” mesajı veriyor. Ankara’nın planında bu yüzden, ‘Suriye’de tüm halkların yeterli siyasi temsile sahip olmasının sağlanması, Türkiye’nin kontrolü altında seçimle işbaşına gelmiş konseylerin güçlendirilmesi’ teklifi de yer tutuyor.

Peki Ankara, bu teklifi neden yapıyor? Çünkü gerçekten Trump’ın çekilme kararının ardından Suriye’de yeni bir sayfa açılıyor. Ve Ankara bu yeni sayfanın baş kahramanı olmaya çalışan YPG’nin ne ABD’yle ne de Rusya’yla flört etmesine, ilişkiyi ilerletmesine geçit vermek istemiyor. Özellikle ABD’nin “YPG’nin bir terörist örgüt” olduğunu anlaması için gerekeni yapmakta ısrar ediyor. Yani Ankara’ya göre YPG, bir terör örgütü o kadar. Dahası yok. Bir de Ankara, Suriye’de ABD’nin çekilmesiyle açılacak yeni sayfada gerçekten birleştirici güç olabileceğine inanıyor.

Gereken yapıldı mı? “Şimdilik evet” diyor Türk diplomatik kaynaklar. ‘Türkiye’yle, Suriyeli Kürtler’in korunacağı konusunda bir anlaşma olmadan Suriye’den çekilmenin de olmayacağı’ konusunda İsrail’den mesaj veren Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton’a Ankara’da olduğu gün en yüksek perdeden yanıt verildi. Erdoğan, “YPG’nin terörist olduğunu bilin. Bizim Kürt kardeşlerimizle hiçbir derdimiz yok. Derdimiz, terör örgütü YPG’yle” mesajını açıktan verdi.

ERDOĞAN-TRUMP TRAFİĞİNE DİKKAT

Bolton, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey ve ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford’ın da yer aldığı ABD heyetinin temsilcisiydi. Ankara’da, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın başkanlığındaki heyetle masaya oturdu. Erdoğan’ın sözlerinin üstüne Kalın’ın “YPG’ye verdiğiniz tüm silahları toplayın, Suriye’deki askeri üslerinizi boşaltın” taleplerini tek tek not aldı Bolton; hatta bu talepler üzerinde çalışılacağını söyledi. Erdoğan’ın NYT’a yazdığı makalenin ayrıntılarını öğrenmeye çalıştı.

Aslında Erdoğan, NYT’a ayrıntılı yazmıştı. Suriye’nin kuzeyi için de ayrıntı vermişti:

“Suriye’nin kuzeyinde çoğunluğun Kürt olduğu bölgelerdeki yerel konseyler çoğunlukla Kürt temsilcilerden oluşacak olsa da, tüm toplulukların adil temsil edildiğinden emin olunacak. Uygun deneyime sahip Türk yetkililer onlara belediye, eğitim, sağlık ve acil hizmetler konularında danışmanlık verecek.

Türkiye bu eylemlerinde dostları ve müttefikleri ile iş birliği ve koordinasyona gitmeyi istiyor. Cenevre ve Astana süreçlerine yakınen müdahil olduk. ABD ve Rusya ile aynı anda çalışabilen tek tarafız. Suriye’de işi bitirmek için bu ortaklıklara dayanacağız.”

Bolton, “Bakalım, konuşalım” gibi bir temkinli yaklaşım sergilemiş olsa da, Ankara asıl Trump’ın tepkisini merak ediyor. Çünkü “Başkanın adamlarını” yani Bolton ve Pompeo’yu Erdoğan çok da ciddiye almadığını açıkça ilan etti. Bu ilan; Trump-Erdoğan trafiğinin yakında daha da sıklaşacağına işaret ediyor. “Trafikte bir tıkanma olursa da, Trump Ankara’nın planını yokuşa sürüyor anlarız” diyor Ankara’daki yetkililer.

DİPLOMASİNİN UMUDU: ERDOĞAN-PUTİN DOSTLUĞU

Plan işler mi? Bu sorudan çok, ABD’nin planı desteklemesi halinde Rusya’nın ne diyeceği kaygılandırıyor Ankara’yı. Ama bu kaygıyı da Erdoğan-Putin dostluğunun ortadan kaldırabileceği düşünülüyor.

Türkiye’nin bir plandan çok ‘vizyon’ ortaya koyduğunu söyleyen Emekli Büyükelçi Faruk Loğoğlu, Suriye’de yeni bir istikrar gücü kuracak olmanın risklerine dikkat çekiyor. Loğoğlu, “Sahada zaten çarpışan iki ana güç var. Suriye ordusu ve muhalifler” derken, Türkiye’nin sahaya yeni bir güç daha sürecek olmasının işleri daha da karmaşık hale getireceğini söylüyor. Türkiye’nin Suriye’yi biçimlendirmeye çalışmaktan öte YPG konusundaki mesajlarını daha net ve daha sık verme konusuna eğilmesi gerektiğini düşünen Loğoğlu, Trump’ın Suriye’den çekilme planının da öldüğünü söylüyor. Loğoğlu: Ankara’ya önce 100, sonra da 120 günlük bir takvimden söz etmeyi ‘işi sulandırmak’ olarak tanımlıyor.

Ankara’nın Suriye planına Trump’ın ne diyeceğine, önümüzdeki günlerde Erdoğan-Trump diyaloğunun nasıl ilerleyeceğine elbet bakacağız ama tüm bu yaşananların gösterdiği bir şey var: İç savaşta 8 yılı geride bırakan Suriye’de çatışmaların, kavgaların biteceğini söylemek için halen çok erken.