Bir çok il nüfusunu geçen, tıka basa dolu cezaevlerinde özellikle hasta tutukluların durumu acil çözüm bekliyor. İçlerinde yüzlerce kanser hastası ve öğrencinin de bulunduğu cezaevlerinin, hem sayısı, hem de nüfusu artıyor. Adalet Bakanı, ‘cezaevlerinde işkence ve kötü yaşam koşullarına karşı hassasiyet gösterdiklerini’ savunsa da tutuklu aileleri ve izleme heyetlerinin raporları, cezaevlerinden yükselen “yaşa acil müdahale” seslerine tanıklık ediyor.

Cengiz Aldemir

Türkiye’de cezaevlerinin ‘nüfusu’ bir çok il nüfusunu geçmiş durumda. Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, cezaevlerinde 16 Kasım 2018 itibarıyla 260 bin 144 kişi bulunduğunu, bunların 202 bin 434’ünün hükümlü, 57 bin 710’unun tutuklu olduğunu açıkladı. Gül, “cezaevlerinin şeffaflığı üzerinde hassasiyet gösterdiklerini” savunarak, bu kapsamda TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Kamu Denetçiliği Kurumu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, izleme kurulları, cezaevi savcıları, infaz hakimlikleri ve Adalet Bakanlığı müfettişlerince her zaman habersiz olarak denetlenebildiğini ileri sürdü. Ancak Bakan Gül böyle dese de tutuklu aileleri, Türk Tabipleri Birliği (TTB), İnsan Hakları Derneği (İHD) Tutuklu Yakınları Derneği, siyasilerin araştırma raporları ve cezaevlerini inceleme heyetlerinin raporları ise tutukluluğun adeta cezalandırma yöntemine dönüştürüldüğü görüşünde birleşiyor.

2017 YILINDA CEZAEVİ SAYISI 386

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verileri ve Dünya Cezaevi Özeti olan World Prison Brief (WDP)’nin yayınladığı istatistiklere göre, Türkiye, cezaevindeki insan sayısı açısından 7. sırada yer alıyor. TÜİK verilerine göre, Türkiye’de 291 kapalı ceza infaz kurumu, 70 müstakil açık ceza infaz kurumu, 3 çocuk eğitimevi, 8 kadın kapalı, 5 kadın açık, 7 çocuk kapalı cezaevi olmak üzere toplam 384 cezaevi bulunuyor. Türkiye’deki cezaevi sayısı 2014 yılından 2017 yılına kadar artış göstererek 386’ya yükseldi. 45 Yeni cezaevini hizmete sokmaya hazırlanan Adalet Bakanlığı bu sayının daha da artacağının sinyalini veriyor.

TÜRKİYE 7. SIRADA  

World Prison Brief (WPB) verilerine göre, hükümlü veya tutuklu olarak cezaevinde en çok nüfusa sahip olan ülke 2,1 milyon kişi ile ABD birinci sırada. Yaklaşık 1 milyon 650 bin kişi ile Çin ikinci; Brezilya ise yaklaşık 700 bin kişi ile üçüncü sırada yer alıyor. WPB’nin verilerinde Kasım 2018 itibariyle Türkiye’de cezaevi popülasyonu (tutuklular dahil) 260 bin kişi olarak belirtildi. Bu  popülasyon ile dünya sıralamasında 2009 yılında 9. sıra olan Türkiye, 2017 yılında 7. sıradaya yükseldi.

CEZAEVLERİNDE TECRİT VE İZOLE

Cezaevleri inşaatları ve nüfusu artmaya devam ederken, diğer taraftan cezaevlerindeki yaşam koşulları da her geçen gün kötüye gidiyor.  Türk Tabipleri Birliği (TTB) cezaevindeki insan hakları ihlallerine dikkat çekiyor. Gerek TTB’nin, gerekse de uluslararası düzeyde değişik kuruluşların  pek çok belgeleri, “F Tipi Cezaevleri”ni kabul etmenin mümkün olmadığına dikkat çekiyor. TTB, F Tipi Cezaevlerinin, fiziksel mekan olarak, tüm detayları ile kişileri izole/tecrit etme amacı ile düzenlendiğine, Sincan F Tipi Cezaevi’nde yapılan gözlemlere dayanarak dikkat çekiyor. TTB, cezaevlerine yönelik taleplerini; “İnşaatı sürmekte olan F Tipi Cezaevleri çalışmaları durdurulmalı; cezaevleri, infaz sistemi ve hukuk sistemi ile bütünlük içinde ele alınarak değerlendirilmeli, insan haklarına, evrensel hukuk ilkelerine uygun çözümler üretilmeli; bu amaçla, ilgili Bakanlıkların yanı sıra başta Türk Tabipleri Birliği, Türkiye Barolar Birliği, Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği ve İnsan Hakları kuruluşları olmak üzere gerekli katılımla ulusal düzeyde bir çalışma grubu oluşturulmalıdır” olarak sıralıyor.

F TİPLERİ AVRUPA’DA TERK EDİLİYOR

Tutuklu Yakınları Derneği (TYAD) de F tipi cezaevlerinin tamamen tecrit ve izolasyona yönelik olduğu görüşünde. Hücre tipi cezalandırma yönteminin mahkumların intihar riskini artırdığını belirten TYAD, izolasyonun fiziksel olarak mide-bağırsak, kas- iskelet sistemi rahatsızlıklarına ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına hatta tümör büyüme hızının ciddi artışına neden olabileceği uyarısında bulunuyor. ABD, İngiltere ve Almanya gibi benzer uygulamaların yaşandığı ülkelerde bu tip cezaevlerinin topluma karşı uyumsuz, yabancı bireyler üretmesi nedeniyle terk edilmeye başlandığını hatırlatan TYAD, ciddi sakıncaları olan bu sistemin Türkiye’de de terk edilmesini istiyor.

HASTA TUTUKLULARIN DURUMU

Cezaevlerinin sürekli kanayan başka bir sorunu da hasta tutuklular.  Ankara Tabip Odası (ATO) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nin ‘Cezaevlerindeki Sağlık Hakkı İhlal Raporu’nda, Türkiye genelinde cezaevlerinde 400’ün üzerinde ağır olmak üzere 1154 hasta tutuklunun bulunduğuna dikkat çekiliyor. Raporda, Sağlık Bakanlığı ve  TBMM İnsan Haklarını İnceleme  Komisyonu, “acilen inisiyatif almaya, hasta mahpusların durumlarını incelemeye, çözüm üretmeye ve iyileştirici düzenlemeler yapmaya” davet ediliyor.

Halagazeteciyiz.net’e konuşan siyasiler de hasta tutuklular ile cezaevlerindeki öğrencilerin durumlarını gündeme getirerek, acilen çözüm istiyorlar.

‘ŞÜPHELİ SAYISI 12 MİLYON

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, mahkum sayısının son 16 yılda, yüzde 335 artış gösterdiği ve cezaevlerinin kapasite bakımından yetersiz kaldığı görüşünde. İlgezdi,  çözümün ise yeni cezaevleri yapmaktan değil, adalet mekanizmasının iyileştirmesinden geçtiğini söyledi. Tecrit edilen mahkumların çığlığının izole edildiğine dikkat çeken İlgezdi, “Tutuklu sayısındaki artış ağırlıklı olarak adli suçlardan yani hırsızlık, uyuşturucu ve adam öldürme suçlarından artıyor. 2017 yılı verilerine göre şüpheli olarak hakkında işlem yapılan kişi sayısı yaklaşık 12 milyona ulaştı. Bu rakam 2006 yılında 3 milyondu. Yani AKP iktidarında ‘şüpheli’ sayısı her geçen gün artıyor. Yani insanlar sistematik bir şekilde suçlulaştırılıyor” dedi.

Gamze Akkuş İlgezdi

Cezaevlerinde sadece 441 doktorun görev yaptığını, mahkumların tedavi için doktor bulamadıklarını ifade eden İlgezdi, “mahkumlar sorunlarını dile getiremiyor. 270 doktor kadrosunun bulunduğu cezaevlerinde yalnızca sekiz kadrolu doktor hizmet verirken, diğer doktorların kadroları ise çeşitli hastanelerde bulunuyor. 463 doktor, cezaevlerinde ‘görevlendirme’ yolu ile çalıştırılıyor. Bu nedenle başta ağır hastalığı olan mahkumlar olmak üzere büyük mağduriyetler yaşanıyor” dedi.

70 YAŞINDA CEZAEVİNDE ÖLMÜŞTÜ

Semra Güzel

Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan 70 yaşındaki ağır hasta İbrahim Akbaba, tahliyesine karar verilen duruşmanın hemen ardından, daha cezaevinden çıkamadan yaşamını yitirmişti. Bu ölümü hatırlatan HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel, “Yaşanan bu durum, tahliyesini beklerken yaşamını yitiren yüzlerce tutuklunun sorumlularının kimler olduğunu gözler önüne sermektedir” dedi. Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na defalarca başvuru yaptıklarını ancak yanıt alamadıklarını ya da gayrı ciddi cevaplar verildiğini belirten Güzel, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e 2013 yılından itibaren rapor beklerken yaşamını yitiren hasta mahpus sayısını ve ölümleri önlemek adına bakanlık olarak ne yaptıklarını sordu.

70 BİN ÖĞRENCİ CEZAEVLERİNDE

Hasta tutukluların yanı sıra binlerce öğrenci de cezaevlerinde. Adalet Bakanlığı yetkilileri, 31 Aralık 2017 itibarıyla toplam 37 bin 266 hükümlü ve tutuklunun bulunduğunu söylese de, HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ, 70 bin öğrencinin cezaevinde olduğunu ileri sürdü. Dağ, “Cezaevindeki bu öğrencilerin büyük bir bölümü devlet yurtlarında kalan ve burs alan öğrenciler. Bunlardan sadece bin öğrencinin devlet yurtlarında kaldığını ve burs aldığını var sayarsak, bakanlığın verdiği cevapların tatmin edici olmadığını görebiliriz” diye konuştu.

Dersim Dağ