‘Hrant Dink gazeteciliğe cesaret kattı’

Fotoğraf: İlkan Akgül

0
1303

Hrant Dink’in 19 Ocak 2007 tarihinde Agos gazetesi önünde öldürülmesinin üzerinden 12 yıl geçti. Dink o günden sonra yalnızca kendisine doğrultulan ve hayatını çalan silahtaki kurşunu harekete geçiren ihmaller, bulunamayan failler, uzayan dava ile anılmaya başladı. Oysa Dink, ardında bir gazetecilik hayatı ve bir amaç bıraktı. Dink’i tanıyanlara göre bu amaç, “halklar arasından yeniden bir bağ kurmak ve birlikte yaşamı güçlendirmekti.”

Altan Sancar

Hrant Dink’in 19 Ocak 2007 tarihinde Agos gazetesi önünde öldürülmesinin üzerinden 12 yıl geçti. O ardından bir gazetecilik hayatı, bir amaç bıraktı. Dink’i tanıyan gazetecilere göre bu amaç, “halklar arasında bir bağ kurmak ve birlikte yaşamı güçlendirmekti.”

15 Eylül 1954 tarihinde Malatya’da doğan Hrant Dink’in hayatı 5 Nisan 1996 tarihinde yayın hayatına başlayan Agos Gazetesi’nin kurucuları arasında olması ile dönüm noktasına gelir. Dink, gazetenin aynı zamanda gazetenin genel yayın yönetmenliğini ve başyazarlığını üstlenir. Türkiye’de Ermenilerin kurduğu bu gazete ile Dink, sadece Ermenilere değil; tüm Türkiye’ye hitap eder ve Ermenilerin sözlerini binlerce eve ulaştırır.

‘VE İŞTE YİNE UÇURUMUN KIYISINDAYDIM’

Gazete ilk günden itibaren çeşitli biçimlerde tehditler alsa da yayın hayatına devam eder. Ta ki 21 Şubat 2004 tarihine kadar. Bu tarihte gazetede yayınlanan Sabiha Gökçen’e ilişkin habere, Genelkurmay Başkanlığı 22 Şubat 2004 tarihinde sert bir açıklama yapar ve Dink ile görüşülmesini ister. Dink’in daha sonra ‘Had Bildirme’ olarak tanımladığı bir görüşme gerçekleşir ve Dink bu tarihten sonra hedef olmaya başlar. O günden sonra Dink hakkında suç duyuruları yapılmaya ve Agos önünde ‘Ya sev ya terk et’ sloganları ile eylemler yapılmaya başlanır. Hrant Dink tüm bu hengame ortasında ‘Türklüğe hakaret ettiği’ gerekçesi ile yargılanmaya başlanır ve mahkeme çıkışında da daha sonra Ergenekon Davası’nda sanık olacak isimlerin de arasında bulunduğu gruplarca protesto edilir. Dink üzerinde artan baskıyı ve yaklaşan sonu hissederek, Agos Gazetesi’nde 12 Ocak 2007 tarihinde kaleme aldığı yazısını “Ve işte yine uçurumun kıyısındaydım. Peşimde tekrar birileri vardı. Onları seziyordum. Ve onların Kerinçsiz ekibiyle sınırlı ve salt onlardan oluşacak denli sıradan ve görünür olmadıklarını çok iyi biliyordum” cümleleri ile bitirir.

AGOS ÖNÜNDE YATAN BİR BARIŞ İNSANI

Hrant Dink, bu yazısından yalnızca bir hafta sonra Agos Gazetesi önünde Ogün Samast adlı kişi tarafından vurularak öldürülür. Dink, kurduğu ve genel yayın yönetmeni olduğu Agos Gazetesi’nin binası önünde altı delik ayakkabısı ve üzerini örten gazete ile cansız bir şekilde yatar…

Katili Samsun’da yakalanır, tutuklanır ve getirildiği emniyette elinde Türkiye bayrağı ile poz verdirilir. Sorgusunda kendisine emir verdiğini söylediği Erhan Tuncel ve Yasin Hayal’i anlatır. Bu tarihten itibaren davada MİT, emniyet, jandarma ve valilikler dahil, birçok kurumun Dink cinayetinde ihmali veya bilinçli desteği olduğu ortaya çıkar. Önce Ergenekon sanıklarına kesilen fatura, Ergenekon Davası’nın kapanması ile birlikte ‘FETÖ’ye yöneltilir. Tutuklananlar olur, serbest bırakılanlar olur. Cezalar verilir, cezalar onanır; cinayetin önemli sanıkları serbest kalır, tekrar tutuklanır… Dava Yargıtay’a gider, tekrar geri gelir…

Hrant Dink’i tanıyan, gazeteciliğini bilen tüm meslektaşları ve arkadaşları Dink’in tek amacının Ermeniler ile Türkiye halkları arasında bir köprü kurmayı amaçladığını ve nefretin yerine sevgiyi, barışı anlattığını söylüyor. Arkadaşları Dink’in nefreti körükleyen değil, nefrete karşı duran bir kalem olmasının ve alışılanın dışında sözler söylemesinin kendisini hedef haline getirdiğini anlatıyor.

‘HRANT, TAM BİR EMPATİ AĞACIYDI’

Ertuğrul Mavioğlu

Gazeteci Ertuğrul Mavioğlu, Dink’e ilişkin anılarını anlatırken, ‘Empati ağacı’ tabirini kullanıyor. Mavioğlu, Dink’in gazeteciliğinin demokrasi mücadelesinden bağımsız olmadığını söylerken, gazeteciliğe kattıklarının da az olmadığını dile getiriyor. Mavioğlu, Ermeni meselesini Türklerin ve demokrasi güçlerinin gündemine koyan en önemli isimlerin arasında gösterdiği Dink için ‘Onunla görüşen herkes bu meseleye başka bir yerden baktığı için özel olarak kendisi ile görüşmek isterdi’ diyor. Mavioğlu, Dink’in ‘Kimler yaşadı?’, ‘Ne kadar akrabayız?’ sorularına ağırlık vererek,  Ermeni meselesini Türkiye’nin temel meseleleri arasında gösterdiğini de ekliyor sözlerine. Mavioğlu Dink’e dair kendisini en çok etkileyen noktayı ise ‘Hrant, sizinle sohbet ettiğinde kocaman ellerini dizlerinize koyar ve anlatmak istediğini o temas ile anlatırdı. Bir Türk olarak bu noktada vicdan toplamından kaçacak hiçbir yeriniz kalmazdı; çünkü Dink insanlara meyvelerini dağıtan tam bir empati ağacıydı’ sözleriyle anlatıyor.

‘Dink halklar ile Ermeni tarihi arasında köprü kuran isimdi’

Fatih Polat

Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat için Hrant Dink demek, Ermeni tarihini geniş kesimlere ulaştıran isim demek. Polat, Dink’in de kurucuları arasında olduğu Agos ile birlikte geniş kesimlere hitap eden tek azınlık gazetesinin Agos olduğunu söylüyor. Türkiye’nin geçmişinde de Ermeni gazeteciliğinin varolduğunu, ancak Agos ile birlikte geniş kitlelerin de gündemine yer verildiğini dile getiren Polat Dink’i ‘Halklar ile Ermeni sorunu ve tarihi arasında köprü kuran bir isim’ olarak tanımlıyor.

‘HRANT DİNK GAZETECİLİĞE CESARET KATTI’

Agos Gazetesi Ermenice Editörü Pakrat Estukyan ise Dink’in çalışma arkadaşlarından ve Dink’i; ‘Bir Ermeni olarak söyleyebilirim ki Hrant gazeteciliğe daha fazla cesaret katmıştır’ sözleri ile anlatıyor. Estukyan’a göre Hrant Dink, cumhuriyet tarihi içinde Ermeni halkının maruz kaldığı hakaretlere en cesurca cevap veren isim. Ermeni gazeteciliğinin geçmişte yalnızca Ermenilere yönelik gazetecilik anlamına geldiğini söyleyen Estukyan, Dink’in bunu değiştirdiğini anlatıyor gazeteciliği ile tüm Türkiye halklarını hedeflediğini anlatıyor. Estukyan, Agos’un Dink tarafından Türkçe çıkarılmasının esas amacını ise Türk toplumuna mesaj vermek olarak görüyor ve hedef olmasının nedeni olarak da bunu gösteriyor. Dink’in ve Agos’un Türkiye’nin tabularını tartışmaya başladığını ve Dink’in bunu bilerek yaptığını söyleyen Estukyan, ‘Hrant tabuları bilerek tartışmaya açtı. Böylesi bir sonucu görerek bu gazeteciliğe soyundu ve bedelini de ödedi. Bütün mesele Türkiye’de konuşulması istenmeyen konuları konuşmasıydı’ diyor. Estukyan, Dink’in genel algıya uygun olarak Türklere hakaret eden bir tarz içinde olmadığını ve başının belaya girmesine de bunun neden olduğunu söylüyor. Hrant, yaşananlara başka bir noktadan baktığı ve halklar arasında köprü kurmaya çalıştığı için hedef oldu.