Şener: İş Bankası açıklaması krizi derinleştirecektir

0
278

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İş Bankası hazinenin olacak” açıklamasına eski AK Parti’li bakan ve halen CHP milletvekili olan Abdüllatif Şener, “Bu, ekonomik krizi derinleştirecektir” yorumu yaptı.

İrfan Uçar

AK Parti’nin ilk hükümetinde ekonominin koordinasyonunu sağlayan Başbakan Yardımcısı görevinde bulunan ve şimdi CHP Konya Milletvekili olan Doç. Dr. Abdüllatif Şener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İş Bankası hazinenin olacak” açıklamasını ve ekonomideki gidişatı halagazeteciyiz.net’e değerlendirdi.

Sıcak bir gelişme ile başlamak istiyorum. Mustafa Kemal Atatürk’ün vasiyetiyle CHP’ye devrettiği İş Bankası hisselerine ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Hazineye geçecek” açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bilindiği gibi hazine ve maliyenin başında damat Berat Albayrak var. Diğer taraftan Türkiye Varlık Fonu diye bir fon kurdular. Bu fonun Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Erdoğan kendisini atadı. Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği’ne de damadını atadı. Yani devletin tüm hazinesi, maliyesi, tüm iktisadi işletmeleri, bunun içinde üç tane de devlet bankası olmak üzere parayla, pulla ilgili ne kadar birim varsa Sayın Erdoğan ve hem bakan sıfatıyla hem de Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği sıfatıyla damadın kontrolü ve yönetimi altındadır. Bütün parayı damat ve kendisi kontrolde tutma,  hesaplarını diğer bankalara yayacak şekilde genişletme eğilimlerini açıklamışlardır. Böyle bir uygulama şahsi ve ailevi olarak paranın kontrolünü sağlasa bile hem hiç piyasalarda, hem de yabancı yatırımcılar tarafından sorgulanacak bir hadisedir. Ve bence ekonomik krizi derinleştirecek bir niteliğe sahiptir.

Bu konuyla ilgili gelebilecek yasal bir düzenlemenin Meclis’ten geçebileceğini düşünmüyorum. Ortada Atatürk’ün vasiyeti vardır. MHP’nin bu vasiyete aykırı olarak destek vermeyeceğini umuyorum.

CHP İş Bankası’ndaki kârdan istifade ediyor mu? Cumhurbaşkanı yolsuzluğun önlenmesi olarak ifade ediyor.

Türkiye İş Bankası’nın kârından CHP kâr almamaktadır. Sadece Yönetim Kurulu Üyeliklerine atama yapmaktadır. Yönetimi ile ilgili böyle bir tasarruf hakkı vardır. Bunun dışında parası veya kârına dokunmuyor. Dolayısıyla söylediği şey hem teknik olarak yanlış hem de bir Cumhurbaşkanı’nın telaffuz etmemesi gereken bir şey. Türkiye hukuk devletidir, İş Bankası da saygın bir bankadır. Bankanın yolsuzluklarla bağlantılı olarak üzerinde bir şaibe yoktur. Böyle bir ifadeyi kullanması Cumhurbaşkanlığı makamına zarar verir.

ENFLASYON ASGARİ ÜCRETİN 3’TE 2’SİNİ GÖTÜRDÜ

Diğer ekonomik gelişmelere geçmek istiyorum. Çeşitli sektörlere verilen teşvikler krizi atlatmaya yetecek mi?

Türkiye’de dengeler bozulup ekonomi krize girdiğinden bu yana hükümet dağınık görünüyor. Ortaya olumsuz veriler çıktığından bu yana derli toplu bir paket açıklaması gerekiyordu. Maalesef bunu yapamadı. Cumhurbaşkanı ve damat Berat Albayrak her konuşmasında sanki bir paket varmış gibi açıklamalar yapıyor. Bu ise dağınıklığı, kararsızlığı gösteriyor. Bir kere bu, piyasaya güven vermiyor. Ekonomide krizi aşmanın en temel göstergelerinden biri güven endeksidir. Tüketici, piyasa, girişimci güven duymuyor. Özellikle tüketici güven endeksi sürekli düşüyor. Hala ekonomi yönetimine, hükümete güven yok ve piyasa karamsar.

Diğer taraftan göstergeler bozuldu. Örneğin enflasyon bir düzene girmedi. Sürekli yüksek seyrediyor, özellikle aylık gıda enflasyonu en son yüzde 6’yı aşmıştır. Bu asgari ücrete yapılan zammın üçte ikisinin bir ay içinde gitmesi demektir. Dolayısıyla bu tablo krizden çıkışın zor olacağını gösteriyor. Öte yandan hükümet bir şey yapmadığı halde yeni paketler varmış gibi açıklamalar yapıyor. Özellikle tarım kesimiyle ilgili olarak. Zaten bütçede tarım destekleri var. 16 milyar olarak açıkladılar. Bilindiği gibi Tarım Kanunu gereği Milli Gelirin yüzde 2’si her sene tarım için konulması lazım. Bunu da yeni paketlermiş gibi sunuyorlar. Üstelik kanundakinin altında bir destek öngörüldü.

Özellikle sektörlerin borçlarını yapılandırmaya yönelik çabaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu açıklamalar piyasayı rahatlatan açıklamalar değildir. Hükümet seçime kadarki dönemi idare etmeye çalışıyor. Seçimden sonra sıkışıklık, yapılandırmanın ek maliyeti ile birlikte artacaktır. Bu da piyasayı daha da zora sokacaktır. Bu kriz öyle görünüyor ki 2019’da atlatılamayacak bir krize dönüşmüştür.

Seçimden sonraki ekonominin seyri ne olur?

Sayın Erdoğan 16 Nisan Referandumu ile tek adam sistemi gelirse ekonominin uçacağını söyledi. 16 Nisan’dan bu yana ekonomi kötüye gidiyor. 24 Haziran’da da ‘16 Nisan’da devreye girmeyen Anayasa’daki bazı maddeler yürürlüğe girecek. Yeni sistemde her şey oturacak. Ekonomide büyük bir atılım ortaya çıkacak’ dedi. 24 Haziran’dan sonra da ekonomi bozuldu, hatta kriz çıkardı. Önümüzde 31 Mart seçimleri var. Yapılanlar ve ekonomik göstergeler seçimden sonra da ekonomide bozulmanın süreceğinin işaretidir.  Bütün sektörler sıkıntıdadır.

Aslında başarılı oldukları şey şu. Yasaklar koyuyorlar. Basını kontrol ettikleri için olumsuz gelişmelerin kamuoyuna duyurulmasını engelliyorlar.  Türkiye’nin değişik yerlerinde intihar olayları var. Bazen bize özel geliyor. Mesela Adana’da 3 intihar olduğuna dair haberler bana geldi. Mesela bunlar basına hiç yansımıyor. Sansür ve haber ağlarını kontrol etmeyle olumsuz gidişatı gizliyorlar. Piyasalarda zabıtai önlemler çözümden çok çözümsüzlüğü derinleştiriyor. Depoları kontrol ediyor ama fiyat artışları devam ediyor. Marketlerde pahalı, pazarlarda ucuz diyor. Şimdi pazarlara gidenler de yanıyor. Seçimden sonra da ekonomik sıkıntıların artarak devam edecektir.

ABD Merkez Bankası FED’in son kararı doların yeniden Türkiye gibi ülkelere dönmesini sağlar mı?

Bence öyle bir görüntü yok. Doğrudan yabancı yatırımın gelebilmesi için Türkiye’de güvenli bir ortamın, istikrarın olması gerekiyor. Hukuk devletinin olması gerekiyor. Mülkiyetin güvencede olması lazım. Türkiye’de hukuk devleti yok, mülkiyet güvencede değil. Tek bir kişi her şeye hakim. Hukuk devleti algısı dünyada zayıf. Dolayısıyla doların Türkiye’ye döneceği beklentisi içinde değilim.

Yani dolar az gelişmiş ülkelere gider, Türkiye’ye gelmez mi?

Türkiye döviz çekebilecek özelliklere sahip değil. Döviz yükseldi, borsanın değeri düşmesine rağmen yabancı sermaye girmiyor. Yani burayı güvenli bulmuyor. Doğrudan yatırım bir yana yabancı sermaye borsaya bile girmekte tereddüt ediyor. Döviz bolluğu beklentisi olan varsa yanlış bir beklentidir bu.

DIŞ TİCARET HACMİ YÜZDE 15 AZALDI

Ekonomik veriler neyi gösteriyor?

Krizde döviz arttığı için ihracat kârlı, ithalat ise kârsız hale getirmiştir. Dolayısıyla her krizden sonra döviz arttığında ihracat artmış, ithalat ise azalmıştır. En son 19 Ocak 2019 tarihinde açıklanan verilere baktığımızda ihracat yüzde 6 gibi küçük bir oranda artmıştır. Hükümetin döviz artışına bağlı bir potansiyeli harekete geçiremediğini gösteriyor. Ama ithalatta yüzde 26 azalış var. Netice itibariyle hem toplam ihracat hem toplam ithalat dahil dış ticaret hacmi yüzde 15 oranında azalmıştır. Bu, krizin nereye gittiğini gösteriyor, ekonomide daralma devam ediyor. Yani milli gelir azalıyor, üretim potansiyeli düşüyor. İstihdam hacmi azalıyor, firmalar küçülüyor, işsizlik artıyor. Bu tablo ekonominin kötüye gittiği gösteriyor.