Türkiye’de yüzde 85’i ruhsatsız olmak üzere 25 milyon silah bulunuyor. Her gün ortalama 6 kişi bu bireysel silah veya kesici aletlerle öldürülüyor. İnternetten bir tıkla silaha ulaşılabiliyor. Tüfek 1200 lira, cezası ise yalnızca 500 lira. Kaçak silah üretimde Konya Beyşehir dikkat çekiyor.

İrfan Uçar

Halk arasında “mafya” olarak bilinen organize suç örgütü yöneticiliğinden mahkum olan Sedat Peker’in seçime giderken yaptığı “silahlanma” çağrısı, dikkatleri bireysel silahlanmaya çevirdi. Veriler bireysel silahlanmada büyük artış ve internet üzerinden silaha ulaşmanın “bir tık” kadar yakın olduğunu gösteriyor.

Bireysel silahlanma ve bu silahlarla işlenen cinayetler konusunda çalışmalarıyla bilinen Umut Vakfı’nın Koordinatörü Ebru İlke Bingör, bireysel silahlarla işlenen cinayet ve yaralamalarda son 4 yılda yüzde 69’luk bir artış olduğuna dikkat çekiyor. Bingör, 2015’te 2 bin 157 silahlı saldırının basına yansıdığını belirtirken, 2018’de bu sayının 3 bin 679’a çıktığını söylüyor.

Ebru İlke Bingör

GÜNDE 6 KİŞİ SİLAHLA ÖLDÜRÜLÜYOR

Bingör, 2018’de tüfek, tabanca ve kesici aletlerle 2 bin 279 kişinin öldürüldüğünü, 3 bin 762 kişinin de yaralandığını belirtiyor. Yani günde ortalama 6 kişi silahla veya kesici aletlerle öldürülüyor. Bingör, yaralanıp da hastaneye kaldırılan ve daha sonra ölenlerin bu sayıya dahil olmadığına da dikkat çekiyor.

Cinayetlerin yüzde 40’ının tüfeklerle, yüzde 39’unun tabancalarla, yüzde 21’inin de kesici aletlerle işlendiğinin altını çizen Bingör, ateşli silahlar ve kesici aletlerle işlenen cinayetler konusunda resmi bir istatistik üretilmediğine ve kamuoyu ile paylaşılmadığına da işaret ediyor.

‘TÜFEK EDİNMEDE BÜYÜK ARTIŞ’

Türkiye’de yüzde 85’i ruhsatsız olmak üzere en az 25 milyon silah bulunduğunu öne süren Umut Vakfı Koordinatörü Bingör, net bir sayıya ulaşmanın zorluğuna da işaret ediyor. Bingör, “Tüfek ediniminde büyük artış var. İşlenen son cinayetlerde de görüyoruz ki çocuklar bile internetten silah sahibi olabiliyor ve kargoyla silahlar kapıya kadar gönderiliyor” diyor.

İLGEZDİ: 2019 BİREYSEL SİLAHSIZLANMA YILI OLSUN

Gamze Akkuş İlgezdi

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi de 4 Şubat 2019’da bireysel silahlarla meydana gelen ölüm ve yaralanmalara dikkat çekmek ve 2019 Yılının Bireysel Silahsızlanma Yılı ilan edilmesi için Meclis’e bir kanun teklifi verdi. İlgezdi teklifin gerekçesinde Adli Tıp Kurumu’nun 2007-2017 yılları arasında ateşli silahla yaralanma nedeniyle 75 bin 265 adli muayene yaptığına, aynı dönemde 18 bin 264 ölü muayenesi yaptığına dikkat çekiyor. Ölü muayenesinde yüzde 35, yaralanmada yüzde 22 artış yaşandığına işaret eden İlgezdi, özellikle 2017’de bir önceki yıla göre yaralanmalı muayenede yüzde 35’lik bir artış olduğunun altını çiziyor.

İlgezdi, 2006-2017 yılları arasında 62 bin 34 kişinin adam öldürme suçu nedeniyle hüküm giyerek cezaevine girdiğini, aynı yıllarda yaralama suçu nedeniyle cezaevine giren hükümlü sayısının ise 192 bin 11’e ulaştığını belirtiyor.

İlgezdi, 2010-2017 yılları arasında Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkındaki Kanuna muhalefet ettiği gerekçesiyle 563 bin 272 kişi hakkında Cumhuriyet savcılıklarında şüpheli sıfatıyla işlem yapıldığını da hatırlatıyor.

KONYA SİLAH ÜRETİM ÜSSÜ GİBİ…

Gamze Akkuş İlgezdi, Kasım 2018’de de Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde Helin Palandöken’i tüfekle öldüren Mustafa Yetgin’in silahı internet üzerinden edindiğini, bu silahı sattığı belirlenen M.B. adlı kişiye sadece idari para cezası verildiğini ve serbest bırakıldığını söylüyor. İlgezdi, aynı kişinin bu kez 30 Ekim 2018 tarihinde jandarma tarafından Konya’nın Beyşehir ilçesinde çok sayıda kaçak tüfekle yakalandığına dikkat çekiyor. İlgezdi önergesinde Konya ve Beyşehir’e ilişkin şu bilgileri paylaşıyor:

“Geçtiğimiz 2 yılda Konya’nın sadece Beyşehir ilçesinde ele geçirilen 3 bin 565 kaçak üretim av tüfeği, 1.148 kuru sıkıdan bozma tabanca, 370 tek atımlık kalem tipi suikast silahı Türkiye’de bireysel silahlanmanın ulaştığı korkunç boyutu gözler önüne sererken, Konya’nın da bir üs haline geldiğini göstermektedir.”

İlgezdi, 2008 yılında av tüfekleri ile ilgili 2521 sayılı Kanun’a muhalefet edenlere, “ruhsatsız av tüfeği bulunduranlara, üretenlere ve satanlara idari para cezası verilmesi” öngörüldüğünü de hatırlatıyor.

KARADAĞ: TÜFEK 1200, CEZASI 500 TL

Yargıçlar Sendikası eski Genel Başkanı Avukat Mustafa Karadağ ise, ruhsatsız tabanca bulunduranların cezasının 1-3 yıl, vahim nitelikteki silahları bulunduran ve satanların suçunun 5 yıldan 8, hatta 12 yıla kadar çıktığına işaret ediyor:

Av Mustafa Karadağ

“6136 sayılı kanuna göre şu andaki cezalar kimse kimseyi öldürmeye çağrıda bulunmazsa normal cezalardır. Ancak Türkiye’deki ceza politikası çok farklı. Şimdi neredeyse 4 yıla kadar ceza alan kimse hapis yatmıyor. Cezalar etkin uygulansa, infaz sistemi doğru işlese bu suçlar daha kolay önlenmiş olur.”

Karadağ, af süreçlerinde, ceza indiriminde ve infaz sisteminde 6136 sayılı Ateşli Silahlar Hakkında Kanunu’nun kayırıldığını da ekliyor.

Karadağ asıl sorunun menzili arttırılmış, otomatik hale getirilmiş, şarjörlü, 8-10 fişek atar hale getirilmiş pompalı tüfekler ve av tüfekleri olduğunun altını çiziyor:

“Bu silahlar 1200 lira, cezası ise sadece 500 lira. 2521 sayılı yasaya göre kaçak av tüfeğine el konulup, ‘hadi git ruhsat al’ deniliyor. Bu kapsamdaki av tüfeklerine erişim kolay, ruhsat kolay alınıyor ve oldukça ucuz. İnsanlar pompalı ve çok mermi atan silahlara çok rahat ulaşıyorlar. Tabi halkın silahlanması bağlamında bakıldığı zaman bu çok ciddi bir tehlike.”

‘BİRİ BANA SİLAH DOĞRULTULMUŞ GİBİ OLDU’

Avukat Mustafa Karadağ, Sedat Peker’in “silahlanın” çağrısına hükümet yetkililerinin tepki göstermemesini “iktidarı ciddi anlamda töhmet altında bırakır” diye yorumluyor ve “Acaba bu paramiliter güçlerle siyasi iktidar arasında bir işbirliği mi var?” sorusunu yöneltiyor. Karadağ Peker’in “silahlanın” çağrısını şöyle değerlendiriyor:

“Bu kadar kolay silahların satıldığı bir yerde bu çok tehlikeli bir şeydir. Bu konuşmayı, bu çağrıyı duyduğum zaman tüylerim diken diken oldu. Birisi sanki bana silah doğrultmuş gibi oldum. Korktum. Hele ki bu çağrıyı yapan cana kıymakta bir tereddüt yaşamayan birisi ise, deneyimi varsa, böyle biri bu çağrıyı yapıyorsa bu şaka değildir artık. Soğanı, patatesi, Müjdat Gezen’in konuşmasını konuşan, yani her şeyi konuşan iktidar temsilcilerinin ‘silahlanın’ çağrısına ses çıkarmaması çok tuhaf bir şey.”