‘Dünyanın En Büyük Hastanesi’nde EKG Çektirilemiyor

0
2919

Sağlık Bakanı tarafından “Türkiye’nin ve dünyanın tek seferde inşa edilen en büyük hastanesi” olarak reklam edilen Bilkent Şehir Hastanesi açıldı. Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin de taşınmasıyla sağlık hizmetinin verilmeye başlandığı şehir hastanesinde hastalar “kağıt yokluğu” gerekçesiyle EKG çektirememekten, tahlil sonuçlarını alamamaktan yakınıyor.  Başta 138 yıllık Numune Hastanesi olmak üzere; şehrin içinde, “elini uzatsan ulaşabileceğin” hastaneler kapatılıyor bir bir. Ankara Tabip Odası Başkanı Vedat Bulut Bilkent Şehir Hastanesi özelinde, şehir hastanelerini değerlendirdi.

Cem Gurbetoğlu

Sağlık turizmi tartışmalarıyla sık sık gündeme gelen Şehir Hastaneleri, hastalar, sağlık emekçileri ve hekimlerin yanı sıra, kurulduğu şehrin ulaşımından kent politikalarına kadar bir çok yönüyle tartışılıyor.  Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin taşınmasının ardından hasta kabul etmeye başlayan Bilkent Şehir Hastanesi; aylar önce Sağlık Bakanı Koca tarafından, “Türkiye’nin ve dünyanın tek seferde inşa edilen en büyük hastanesi” olarak reklam edilmişti. Kasım ayında açılması planlanan, ancak 3 ay sonra açılabilen Bilkent Şehir Hastanesi’nde hiçbir hazırlık yapılmadığı da ortaya çıktı. Doktorların bile kaybolduğu, hastaların ise tetkik sonuçlarını alamadıkları gibi ‘kağıt yokluğu’ nedeniyle EKG de çektiremedikleri Bilkent Şehir Hastanesi’ni ve genel olarak şehir hastanelerini değerlendiren Ankara Tabip Odası (ATO) Başkanı Vedat Bulut, “Orta ve uzun vadede sağlık bütçesi iflas edecektir. Parası olan sağlığa ulaşacaktır. Bu sistem çökecektir” uyarısı yaptı.

BİLKENT ŞEHİR HASTANESİ IÇİN 7 HASTANE KAPANACAK

Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) ile yapılan Bilkent Şehir Hastanesi’ne Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi taşındı. Taşınma hazırlıkları süren Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Türkiye Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı ve Araştırma Hastanesi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Dışkapı Çocuk Sağlığı Hematoloji ve Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ise hekimlerden sağlık çalışanlarına kadar herkes tedirgin. Bilkent Şehir Hastanesi, ulaşımının zorluğu ve ulaşım giderleri yönünden sağlık emekçileri ikametine yakın hastaneler araştırırken, hastaların ise sağlık hizmetine nasıl ulaşacağı akıllarda birçok soru bırakıyor.

138 YILLIK NUMUNE KAPANACAK

Kapanacak hastanelerden Ankara  Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi ise Ankara’nın en eski sağlık kuruluşlarından biri. 1800’lü yılların ikinci yarısında “Gureba Hastanesi” adı ile hizmet veren hastane, 1924 yılında çıkarılan bir yasa ile “Ankara Numune Araştırma Hastanesi” ismini aldı. 1935 yılında Alman profesörlerin görev aldığı Numune Hastanesi’nde,  1945 yılında da Ankara Tıp Fakültesi’nin kuruluş yıllarındaki çalışmalarıyla öne çıkan bazı hekimler öğretim üyesi olarak görevlendirildi; hastanenin bazı klinikleri tıp fakültesine devredildi. 1990’lı yıllarda ise bilimsel gelişme, eğitim ve hizmet üçlüsünün önem kazandığı hastane 1998 yılında Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi ismini aldı.

1881 yılından bu yana Türkiye’nin dört bir tarafından gelen hastalara hizmet veren Numune, Sağlık Bakanlığı’nın  en büyük hizmet ve eğitim hastanesi oldu. Deyim yerindeyse “elini uzatsan ulaşabileceğin yerde” olan Numune Hastanesi, hem Ankaralının hem Türkiye’nin dört bir tarafından gelen hastaların ilk elden şifa bulduğu ve tercih ettiği bir sağlık merkezi oldu yıllarca.  Şimdi ise Bilkent Şehir Hastanesi’ne taşınarak kapatılacak.

‘150 YATAK İÇİN 3 MİLYAR DOLAR’

 

Vedat Bulut

Ankara Tabip Odası (ATO) Başkanı Vedat Bulut, bir çoğunun yarım asırdan uzun süre sadece Ankara’ya değil tüm Türkiye’den gelen yurttaşlara sağlık hizmeti veren bu köklü sağlık kurumlarının kapatılacağını söyledi. Halagazeteciyiz.net‘e açıklama yapan Bulut, “Numune Hastanesi, Atatürk Hastanesi, Yüksek İhtisas Hastanesi yeni açılan şehir hastanesine taşınacak. 3 milyar dolarlık yatırımla açılacak hastanelerdeki yatak sayısı bu hastaneler kapatılırsa Ankara’ya sadece 150 yatak fazlasını sağlayacak” dedi. Bu durumda sorgulanması gerekenin, “150 yatak için 3 milyar dolar harcamanın ve 25 yılda 9 milyar geri ödemenin niçin yapılacağı” olduğunun altını çizen Bulut, bunun mantıklı bir açıklamasının olmadığını söyledi. Bulut, “Sağlık hizmetinin bu hastaneler kapatılmadan sürdürülmesi yerinde olur. Sağlık turizminden bahseden Sağlık Bakanlığı hasta açığını diğer hastaneleri kapatmayı ve oradaki poliklinik ve yataklı hizmetleri özel sektörün kasasına yarayacak şekilde yönlendirmeyi bırakıp,  sağlık hizmetlerini şehrin dört bir yanına ulaşılabilir olarak yapılandırması gerekir” diye konuştu.

‘ANKARALININ SAĞLIĞI ÖZEL SEKTÖRE PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR’

Vedat Bulut

Ulaşım sorunlarının, ambulans hizmetlerinin yeterli planlanmadan, meslek örgütleri ve sendikalarla fikir alış verişi yapılmadan gerçekleştirilen bu mega yatırımların özel kanunlarla koruma altına alınmasını da eleştiren Bulut şunları söyledi:  “Ankara’da hastaneleri iki alana toplayarak diğer semtleri, ilçeleri hastanesiz bırakmak ve vatandaşları özel sektöre muhtaç etmek, özel sektörün insafına bırakmak akıl alır bir olay değil. Bu proje halkın sağlık hizmetini değil, özel sektörün para iştahını öncelemiş bir projedir. Ankaralıların kısa vadede iyi ve muhteşem mega yatırımlarla gözü boyanacak, kandırılacak ve gelecekte her şeyi satma ve hortumlama peşinde olanlar bu hizmetleri de paketleyip özel sektöre peşkeş çekecektir”.

‘BU SİSTEM ÇÖKECEKTİR’

Şehir Hastaneleri’nin seçim propagandası için alelacele açıldığına değinen Bulut,  çevrenin çamur ve düzenlemesinin de bitirilmemiş olduğuna dikkat çekti.  “İşçilerin aylardır maaşı ödenmemekte, itiraz edenler işten atılmakta, gözaltına alınmakta. Firavunlaşan sermaye, işçileri köle gibi görmekte” diyen Bulut, bu koşullarda sağlık hizmetinin maliyetinin de artacağına dikkat çekti. Bulut, “Orta ve uzun vadede sağlık bütçesi iflas edecektir. Sağlık hizmetleri ilaç ve tedavi sağlamada durma noktasına gelecektir. Parası olan sağlığa ulaşacaktır. Bu sistem çökecektir” uyarısı yaptı.

‘HASTA KAYIPLARI OLABİLİR’

Bilkent Şehir Hastanesi’nin açılmasıyla birlikte ulaşım sorunu yaşanacağını hatırlatan Bulut, 8 bin sağlık çalışanı, günlük 30 bin  poliklinik başvurusu ve 2 bin 500’ün üzerinde yatak doluluk oranı tahmin edildiğini bildirdi. Refakatçiler ve diğer ek hizmetlerin sunulmasıyla ilgili geçici olarak bu alana gelen vatandaşlarla günde 45 bini aşan bir nüfus yükünün olacağını da vurgulayan Bulut,  “Şehir Hastanesi değil, şehir kuruyorlar, bu nedenle yönetimine ancak vali yakışır’’ dedi. Hastanelerin uzaklığına da vurgu yapan Bulut, “Ambulans ulaşımlarında hasta kayıpları olabileceğini” de hatırlattı.  Hastanelere geri ödemelerin yüksekliğine de dikkat çeken Bulut, “SGK ödentileriyle havuzu doldurmaya çalışan işçiler, emekçiler havuzun dibine döşenen bu devasa hortumlarla birikimlerinin nasıl çalındığını göreceklerdir. Bu, uzun vadede sağlık hizmetini durma noktasına getirir. Parası olanlara hizmet verilirken halk hizmetlere ulaşamaz hale gelir” uyarısında bulundu.

‘ŞEHİR HASTANELERİ AVM OTEL GİBİ ELE ALINIYOR’

Sağlık çalışanlarının en temel sorunun, insani gereksinimler için dinlenme ve oturma alanlarının planlanmamasını da eleştiren Bulut, “Bir AVM, bir otel gibi ele alındığı için şehir hastanelerinde asistanların odaları, diğer sağlık çalışanlarının dinlenme mekanları yok. Kreşleri bile yok. Atatürk Hastanesi alanında 50 kişilik bir çocuk kreşi vardı. Bu hastaneye gelecek sağlık çalışanlarının 400-500 kadar çocuğu da düşünülmemiş.  Her alanda emekçinin emeğine saygı göstermeyen hükümet burada da emekçiyi bir insan gibi değil bir köle gibi görmekte” diye konuştu.

‘HEKİMLER ŞİKAYET EDİYOR’

Sağlık çalışanlarının bu hastaneye yakın ev kiralama olanaklarının da olmadığını belirten Bulut, “Bilkent bölgesinde kiralar sağlık çalışanlarının maaşından daha yüksek. Bir diğer sorun da şehir hastanelerinde görevlendirilecek klinik sorumlularında liyakatin dikkate alınmamasıdır. Daha önce klinik şeflikleri kaldırılıp idari ve eğitim sorumluları uygulaması başlatan Sağlık Bakanlığı bu işi sadece kadrolaşma için baştan aşağı bozmuştu. Nice mesleğinin duayeni doktorun emeği heba edilerek cemaat ekseninde atamalarla bu kadrolarda akademik-bilimsel düzen bozuldu. Şimdi kendi bozdukları sistemi bir daha hasarlamaktalar. Hastanelerden buraya taşınan doktorlarda kıdem ve liyakati tekrar gözardı ederek, kendi seçtikleri Sağlık Bakanlığı’na yakın veya daha rahat ulaşabilenleri kliniklerin düzenlenmesi ve yapılandırılması için görevlendiriyorlar” dedi.

Onlarca hekimin kendilerine telefonla ulaşıp bu konudaki şikayetlerini dile getirdiklerini belirten Bulut, “Ancak korku imparatorluğu kurulmuş, kendi kurumlarında bunun mücadelesini vermekten çekinmekteler. Bu konuda bir beyanat verseler sorun yaşayacaklarını düşünüyorlar” diye konuştu.