Maden yasası ile havza madenciliğinden vazgeçilerek, küçük ruhsatlı maden ocaklarının önü açıldı. Yeni yasa ile kamu sorumlu konumundan çıktı. Muhalefet, iş sağlığını ikinci plana ittiği, işverenlerin üretim zorlaması sonrası iş kazalarının artacağı, işçileri çaresiz bırakacağı, patrona endeksli yasa olduğu görüşünde.

Cengiz Aldemir

Ölümlü iş kazalarının sık yaşandığı madencilik sektörü, yeni Maden Yasası’nın ardından daha da tehlikeli hale geliyor. İşçi sağlığının ikinci plana atıldığı, küçük ruhsatlı madenciliğin önünün açıldığı yasaya tepki gösteren muhalefet partileri ve sendikalar ise bu yasanın ardından ölümlü kazaların artacağı kaygısını taşıyor. Yasada tarım alanları, çevre, doğa, yaban hayatı ve işçi sağlığı, iş güvenliğinin dikkate alınmadığına dikkat çeken taraflar, birbirinden habersiz, irtibatsız, hatta rakip olan taşeronların üretim zorlamasıyla kazalar ve ölümlerin artacağı uyarısında bulunuyor.

MADENCİLİK İŞ KAZALARININ ARTTIĞI BİR ÜRETİM ALANI

Bu kaygıları taşıyanlardan biri de devletin maden işletmeciliğinden çekilmesi ve özelleştirmelerin bu denli yaygınlaştırılmasının getireceği tehlikelere dikkat çeken  DİSK/Dev Maden-Sen Genel Başkanı ve Ankara Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün. Halagazeteciyiz.net’e konuşan Görgün, Türkiye’nin dünyadaki 51 kalem maden çeşidinden 29’una sahip olduğunu söyledi. Bazı maden rezervlerin büyüklüğü ile pek çok avantajın olduğunu ancak, bu avantajın kullanılamadığını belirten Görgün, “Özellikle kamunun, maden işletmeciliğinden çekilmesi ve özelleştirmelerin yaygınlaştırılması ile birlikte Türkiye’de madencilik artık yetersiz sermayeli, ileri teknoloji kullanmayan ve madencilik alanında deneyimsiz inşaat şirketleri eliyle yapılmaktadır. Taşeron işletmeciliği aynı maden havzasındaki bütünlüklü bilgi, program, işletmecilik zorunluluğunu ve avantajlarını parçalayarak,  üretim zorlamasıyla ulaşılmaya çalışılan kar odaklı bir madencilikle iş kazalarının artmasına yol açan bir üretim alanına dönüşmüştür” dedi.

Yasanın, meslek odaları, sendikalar, üniversiteler gibi sosyal tarafların görüşü alınmadan, tek taraflı ve torba kanun şeklinde çıkarılmasını da eleştiren Görgün, kamunun elindeki TTK ve TKİ kömür saha ve ruhsatları başta olmak üzere kamu varlıkları ve işletmelerin parçalanıp özel sektöre satılmasının önünün daha da açıldığını söyledi. Üstelik alacak şirketin yeterli teknoloji, sermaye ve yeterli bilgi birikimi olup olmadığı şartının da aranmayacağına dikkat çeken Görgün, “Böylece havza madenciliği, aynı havzada bütünlüklü planlama, güvenlik, verimlilik gözetilmeden, havzanın en kârlı bölgelerinden maden çıkartılırken, daha az kârlı olan rezervler de heba edilebilecektir” diye konuştu. Görgün, madencilik üretim planlaması ve üretimi ile ilgili tarım alanları, çevre, doğa, yaban hayatı ve işçi sağlığı iş güvenliği dikkate alınmadan, birbirinden habersiz ve irtibatsız, hatta rakip olan taşeronların üretim zorlamasıyla kazaların ve ölümlerin artacağı uyarısında bulundu.

‘RUHSAT GÜVENCESİ YOK’

Maden işletmeciliğinin bu yasa ile iktidara devredildiğini ifade eden Görgün, “Böylece siyasi iktidarlar bu yetkileri artık keyfi, subjektif olarak kullanabilecek olduğundan hiçbir şirket veya işletmenin ‘ruhsat güvencesi’ kalmamış oluyor” diyerek yasanın iptal edilmesini istedi.

TBMM KOMİSYON RAPORU HİÇ DİKKATE ALINMADI

Havza madenciliğinden vazgeçilip küçük ruhsat alanları oluşturmanın, kaçak madenciliğe ve facialara davetiye çıkaracağı uyarısında bulunan bir diğer isim ise CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu.  Halagazeteciyiz.net’e konuşan Bakırlıoğlu, 301 madencinin öldüğü Soma maden faciasının literatüre, “En kolay önlenebilecek kaza” diye geçtiğini hatırlattı. Bakırlıoğlu, Soma maden faciasından hemen sonra Meclis’te kurulan Soma Maden Kazalarını Araştırma Komisyonu’nun hazırladığı raporun hiç dikkate alınmadığını söyledi. Bakırlıoğlu, “Raporda rödovansın mevzuat açısından uygun olmadığı, hizmet alımı mevzuatının ise uygulamadan kaynaklanan aksaklıkları kapatmaktan uzak olduğu bilgisine yer veriliyor. Ayrıca, mevcut kaynakların heba olmaması, verimli ve güvenli bir şekilde, üretim yapmak için havza madenciliğinin önemine vurgu yapılıyor” dedi.

İŞÇİLER VE AİLELERİ ÇARESİZ BIRAKACAK YASA

Yeni yasa ile Meclis Araştırma Komisyonu tarafından hazırlanan raporun tam tersinin yapıldığını, bundan sonra havza madenciliği ilkelerine aykırı olan, küçük ruhsatlar oluşturulacağını belirten CHP’li Bakırlıoğlu, “Bu düzenlemeyle kamu kurum ve kuruluşları iş kazalarından kaynaklanan yükümlülüklerinden kurtulacak, işçilerimiz kaderiyle baş başa bırakılacaktır” dedi.

Rödovansla verilen alanların denetlenemeyeceği, bu sahalarda iş kazalarının kaçınılmazlığına vurgu yapan Bakırlıoğlu, bu sistemdeki ısrarın kaçak madencilik faaliyetlerini artıracağına da dikkat çekti. Bakırlıoğlu, “İşçi sağlığı ve güvenliğini ikinci plana itecek, verimliliği azaltacak, üretim zorlamasını artıracaktır. Şimdiden öngördüğümüz iş kazalarında işçilerimizi ve ailelerini çaresiz bırakacaktır” uyarısı yaptı. Bakırlıoğlu, rödovans sisteminin hatalı olduğunun bilinmesine rağmen, bu sakat sistemde ısrar edilmesini eleştirerek, facialardan yeterli dersin çıkarılmadığını söyledi. Soma faciası ile ilgili gizlenen bir siyaset-sermaye-sendika çarkı olduğunu söyleyen Bakırlıoğlu, “tek dert o çarkın her şeye rağmen, dönmesi mi? Bu kanun ile madencilik öngörülemeyen bir sektör hâline gelecek. Zaten sıkıntılı olan mevcut durum daha da kötüleşecektir” diye konuştu.

Ayhan Yüksel

‘YERLİ VE MİLLİ MADENCİLİK’ POLİTİKASINA AYKIRI

Yasanın, Hükümet tarafından dile getirilen, “Yerli ve Milli Madencilik” politikasına aykırı olduğu görüşünü Halagazeteciyiz.net ile paylaşan bir diğer isim ise TMMOB Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Yüksel. Yasanın sektör temsilcilerinin görüşü alınmadan, tek taraflı olarak hazırlandığını, toplum içerisinde tartışmaya açılmadığını belirten Yüksel, “kapalı kapılar ardında kimi çevrelerin özel talepleri doğrultusunda hazırlandı” dedi. Yüksel, yasanın amaç maddesinde belirtilen “milli menfaate” ve bakanlık tarafından sürekli olarak dile getirilen “yerli ve milli madencilik” politikasına aykırı olduğu için derhal geri çekilmesini istiyor.

 

‘DERHAL GERİ ÇEKİLMELİ’

Meslek odası ile üyelerinin bağlarını yok eden bu yasanın derhal geri çekilmesini isteyen Yüksel, neden geri çekilmesi gerektiğini şöyle özetledi:

“- Daimi nezaretçi olarak çalışan maden mühendislerini günah keçisi ilan ederek emeğinden ve ekmeğinden edeceği için derhal geri çekilmelidir.

  • MAPEG’in görev ve sorumluluklarını daimi nezaretçilere yüklerken, onlara hiçbir mesleki yetki ve güvence vermeyerek cezalandırdığı için derhal geri çekilmelidir.

  • UMREK kodları üzerinden tamamen yerli ve milli olan 50 bine yakın maden, jeoloji ve jeofizik mühendislerinin diplomalarını yok edeceği için derhal geri çekilmelidir.

  • TTK ve TKİ’ye ait olan sahaların rödovans üzerinden devredilerek özelleştireceği; işsizliğe, güvencesizliğe ve ölümlere neden olacağı için derhal geri çekilmelidir.

  • Artırılan cezalar ve ruhsat bedelleri nedeniyle sektörün sorunlarını artıracağı ve üretimi düşüreceği için derhal geri çekilmelidir.

  • Ruhsat iptallerinde, ihalelerde keyfiliğe, hukuksuzluğa, adaletsizliğe neden olacağı için derhal geri çekilmelidir.”