Üniversite öğrencisi kızının İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait hafriyat kamyonu ile hayattan koparılmasından sonra tüm enerjisini, hafriyat kamyonları, beton mikserleri kurbanları için harcayan bir baba Berdan Dere.  Kızı Şule İdil Dere’nin 12 Mayıs 2016’da ölümünden sonra “adalet” arayan baba Berdan Dere, sadece kızı için değil, tüm ölümler için “önce vicdan”, “sonra adalet” diyor.

Sultan Özer

“Ateş düştüğü yeri yakar” diye bir atasözü vardır Anadolu’da. Ama bu ateşin sadece düştüğü yeri değil, her yeri ‘yakması’ için çaba harcıyor Berdan Dere.  Kızı Şule İdil Dere’nin 12 Mayıs 2016’da İstanbul/Kadıköy Yoğurtçu Parkı yaya bisiklet yolunda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (IBB) ait bir hafriyat kamyonu terörüyle yaşamını yitirmesinden sonra, kendini bu ölümlerin araştırılmasına verdi Berdan Dere. 2016 yılından beri bu ölümlerin çetelesini tutup, yetkilileri, adaleti, kamuoyunu uyarıyor, “önce vicdan” diyor, sonra “adalet” istiyor. Ama bu ölümlerde cezasızlık da yeni ölümleri beraberinde getiriyor.

ÖLÜMLERİ RAPORLAŞTIRIYOR

Sadece İstanbul değil, Türkiye’nin dört bir tarafındaki basına yansıyan bu tür kazaları araştıran, raporlaştıran Berdan Dere, görmeyen gözlere, duymayan kulaklara “vicdan ve adalet” çağrıları yapıyor. Berdan Dere’nin son raporuna göre, 2018 yılında beton mikseri, hafriyat kamyonunun yol açtığı ölümlerde, bir önceki yıla göre yüzde 80’ler oranında artış var. Sadece 2018 yılında ölüm sayısı 253, yaralanma 943.  Ocak ayında açıkladığı, dört bölümden oluşan rapor için  şunları söylüyor Berdan Dere; “İkinci bölümde odağımıza, İdil’i ve Özge’yi kaybettiğimiz 2016 yılından bugüne 67 kişiyi hafriyat kamyonu ve beton mikseriyle kaybettiğimiz İstanbul’daki can kayıplarını aldık. 2018’de yalnız İstanbul’da hafriyat kamyonu ve beton mikseriyle (inşaat sektöründeki durgunluğa rağmen) 22 can vermişiz.”

Berdan Dere ile kızının ölümünden sonra yaşadıklarına, kızına, ailesine, duygularına ilişkin konuşmak istiyoruz, ancak O “Kişisel değerlendirmeler izleyicilerde ana konudan uzaklaşmak için kapı aralıyor kanısındayım” diyerek bu konulara girmek istemiyor haklı olarak. Ama istiyoruz ki, duyarsızlığın had safhaya çıktığı bu konuda hiç olmazsa duygulara, vicdanlara seslenip, konunun önemini dile getirelim.

KIZININ ÖLÜM SÜRECİNİ ANLATTI

Berdan Dere kızını, yaşamdan koparılmasını ve dava sürecini Halagazeteciyiz net için anlattı:      İdil, 20 Temmuz 1993’te İstanbul Kadıköy’de doğdu. Haydarpaşa Lisesi’ni bitirdi (2011), Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünü kazanarak iki yıl (2011–2013) tam burslu okudu. Buradan ayrıldı. İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat Fakültesi (2013–2016) ve Barselona Üniversitesi’ne (2014–2015- Erasmus programı) devam etti. Başarılı bir öğrenciydi.

İdil;  3. sınıf öğrencisiyken 12 Mayıs 2016’da İstanbul/Kadıköy Yoğurtçu Parkı yaya bisiklet yolundaki İstanbul Büyükşehir Belediyesi (IBB) çalışmasında Kurbağalıdere’den balçık taşıyan belediyeye ait hafriyat kamyonunun neden olduğu kaza denilen cinayette yaşamdan koparıldı.

İdil’in canını aldıklarında Yoğurtçu Parkı’ndan geçerek eve dönüyordu. Polisten gelen telefonla İdil’le ilgili bir konu için karakola davet edildim, karakolda öğrendim. İdil, araç trafiğine yasak olan Kurbağalıdere-Yoğurtçu Parkı yaya-bisiklet yolunda yaya can güvenliği önlemi alınmayan kamu çalışmasında İBB hafriyat kamyonuyla hayattan alındı.

SAVCILIK SORUŞTURMASINA YANSIYAN GERÇEKLER

Savcılık hazırlık soruşturmasında, çalışmanın İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından planlanarak İSTAÇ A.Ş. ile birlikte yürütüldüğü, yaya geçişinin yoğun olduğu yaya-bisiklet yolunun önlem alınmadan hafriyat kamyonu ile tahliye yolu olarak belirlendiği, çalışma planına, çalışma için zorunlu olan risk değerlendirmesi ve yaya can güvenliği önleminin alınmadığı anlaşıldı. Hafriyat kamyonları yaya yoluna geri manevra ile girerek 400 metre boyunca işaretçi olmadan, arkalarını görmeden çalışıyorlardı. Çalışma başladıktan sonra oluşan risklerin sahadaki görevliler tarafında amirlere bildirildiği, buna rağmen can güvenliği önlemi alınmadığı, son can güvenliği uyarısının İdil’i kaybetmemizden bir gün önce İBB yetkililerine bildirildiği ortaya çıktı.

Bu yolun Kurbağalıdere çalışmasından hafriyat taşımak için zorunlu tek yol olmadığı da ortaya çıktı. İdil’den bir hafta sonra Kurbağalıdere çalışmasında çıkarılan balçık deniz yoluyla tahliye edildi. Kurbağalıdere çalışması başlarken tabela asmak dahil hiçbir can güvenliği almayan İBB, İdil’in canını alınmasından sonra bütün çalışma alanını paravanla kapatarak can güvenliği önlemi aldı.

ŞOFÖR SERBEST BIRAKILDI, SORUMLULAR TERFİ ETTİRİLDİ

Şoför cenazemiz yerdeyken serbest bırakıldı. İBB, bugüne kadar can alan çalışma nedeniyle hiçbir sorumlu hakkında idari soruşturma açmadı. İdil’den 11 gün sonra çalışmayı planlayan ve yöneten sorumlu 3 üst düzey yetkili birbirinin yerine terfi ettirildi. Çalışmayı imzalayan ve yöneten İBB Çevre Kontrol ve Koruma Daire Başkanı Mustafa Tahmaz İBB Teftiş Balkanlığı’na; Deniz Hizmetleri Müdürü Fuat Alarçin, Çevre Kontrol ve Koruma Daire Başkanlığı’na; Deniz Hizmetleri Müdür Yardımcısı Muhammet Ali Eker Deniz Hizmetleri Müdürlüğü’ne getirildi.

Savcılık soruşturmasında hazırlanan bilirkişi raporlarında İBB ve üst düzey yetkilileri asli kusurlu ve sorumlu bulundu. Asli kusurlu bulunanlar arasında İdil’den 11 gün sonra İBB Teftiş Kurulu Başkanlığı’na terfi ettirilen Mustafa Tahmaz da yer aldı.

HUKUK ÇİĞNENEREK HAZIRLANAN RAPOR

Savcılık 11 İBB yetkilisinin yargılanması için Valiliğe başvurdu. Valilik, ‘asli kusurlu’ Mustafa Tahmaz’ın başında olduğu İBB Teftiş Kurulu’ndan müfettiş talep etti. Müfettiş, amiri olan asli kusurlu Teftiş Kurulu Başkanı için ‘sorumluluğu yoktur’ raporu hazırladı. Rapor, asli kusurlu İBB Teftiş Kurulu Başkanı Mustafa Tahmaz’ın onayıyla Valiliğe sunuldu. Valilik hukuk çiğnenerek hazırlanmış bu raporu kabul ederek, Teftiş Kurulu Başkanlığı’na terfi ettirilmiş sorumlu-asli kusurlu dahil 11 İBB yetkilisinden 8’inin yargılanmasına izin vermedi.

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi hukuka aykırı bir uygulamayla hazırlanan rapora dayanarak Valilik kararını aynen onadı.

ASIL SORUMLULAR DIŞARIDA BIRAKILDI

Asıl sorumlular yargı dışında bırakıldıktan sonra yalnızca İBB’den 3 alt düzey sorumlu ve İSTAÇ A.Ş.’den şoförün de dahil olduğu 4 kişi için dava açılabildi.

20 ay sonra 17 Aralık 2017’de başlayan yargılamada İBB ve İSTAÇ A.Ş., 1. duruşmada “tedbir almak bizim işimiz değil” diyerek birbirini suçladı. 2. duruşmada ortak savunma yaparak İdil’i suçladı. 3. duruşmada mahkemede hak arayışımız için İBB iştiraki İSTAÇ A.Ş.’nin sanık avukatı “Büyükşehir belediyemizin itibarı zedeleniyor” dedi, İdil’i suçladı. 4. duruşmada mahkemenin talebiyle hazırlanan 4. bilirkişi raporunda İBB ve İSTAÇ A.Ş. yetkilileri yeniden asli kusurlu ve sorumlu bulundu. 5. duruşmada sanık İBB ve İSTAÇ yetkilileri hem kendilerinin hem üst amirlerinin yeniden asli kusurlu ve sorumlu bulunduğu 4. bilirkişi raporuna itiraz ettiler.

16 Kasım 2018’de görülen 6. duruşmada, rapordaki delillere itiraz edemeyen sanık avukatları, İdil’i kusurlu bulmayan bilirkişileri suçladılar. İSTAÇ avukatı “Müteveffayı kusurlu bulmayan bilirkişiler ya cahil ya da İBB’ye kastı var” dedi.

4 Ocak 2019’da görülen 7. duruşmada, can alan çalışmada kimin yargılanacağına İBB’de soruşturma ve delillerle değil, İBB üst yönetiminden gelen talimatlar doğrultusunda Ön İnceleme Raporu düzenlendiği ve asli kusurlu İBB Üst Düzey Yöneticilerinin yargıdan kaçırıldığı sanık beyanıyla dile getirildi. Birbirini tamamlayarak hazırlanan ve İBB’nin ağır kusurlu bulunduğu 4 bilirkişi raporuna rağmen dosya yeniden bilirkişi heyetine gönderildi.

Davada, 3 İBB yetkilisi (İBB Çevre Korum Kontrol Daire Başkanlığı Şefi/Kontrol Amiri, İBB Saha Sorumlusu, İBB Harita Mühendisi Saha Sorumlusu) ve 3 İSTAÇ A.Ş. yetkilisi (İSTAÇ A.Ş. Genel Müdürü, İSTAÇ A.Ş. Deniz Hizmetleri Müdürü, İSTAÇ A.Ş. Deniz Hizmetleri Müdürlüğü Asya Yakası Kıyı Temizlik Şefi, İSTAÇ İş Sağlığı Güvenliği İSG Uzmanı) ve İSTAÇ personeli olan şoför yargılanıyor.

BİR CANIN BEDELİ 2-6 YIL HAPİS

Sanıklar hakkında TCK 85/1 maddesinden “taksirle ölüme neden olmak” suçundan yalnız 2-6 yıl arası hapis cezası isteniyor. 8. Duruşma 10 Nisan 2019 tarihinde, İstanbul Anadolu Adliyesi 57. Ceza Mahkemesi’nde görülecek,

‘ACI SADECE BİZİM DEĞİLMİŞ’

Berdan Dere ölümleri raporlama sürecini de şöyle anlattı: “2016’da İdil’i kaybettikten sonra daha yakından izlediğimiz hafriyat kamyonu ve beton mikseri cinayetlerini iki yıldır rapor haline getirip önlem alınması için sosyal medyada kamuoyuyla ve kamu yetkilileriyle paylaşıyoruz. Bu cinayetleri izlerken acının sadece bizim olmadığını tüm ülkeye yayılan, 63 ilde insanların canını alan, yaralayan, sakat bırakan yaygınlıkta bir facia olduğunu gördük.”

‘AĞIR BİR TABLO’

Bu ölümleri yıl boyunca izleyip not eden Berdan Dere, “Basının sansür dili, yetersiz açıklamalar, haber takibi alışkanlığının olmayışı” nedeniyle izlemede zorluk çektiklerini de ifade ediyor.  “İdil’i kaybettiğimiz günden başlayarak 2016-2017 ve 2018 raporlarını yayınladık. 2018 raporunda ortaya çıkan tablonun 2017’den daha ağır olduğunu gördük” diyor.

Türkiye çapında Hafriyat Kamyonu ve Beton Mikseri kazalarında can kaybının 2017’ye göre yüzde 80 artış olduğunu gördüklerini belirten Berdan Dere, “2018’de hafriyat kamyonu ve beton mikseri kaynaklı olayda 253 kişiyi kaybetmişiz. 943 kişi yaralanmış.

İdil’i ve Özge’yi (özge Kandemir) kaybettiğimiz 2016 yılından bugüne 67 kişiyi hafriyat kamyonu ve beton mikseriyle kaybettiğimiz İstanbul’daki can kayıplarını da  odağımıza aldık. 2018’de yalnız İstanbul’da hafriyat kamyonu ve beton mikseriyle (inşaat sektöründeki durgunluğa rağmen) 22 can vermişiz.

Raporumuzun sonucunda ortaya çıkan başka bir acı tabloyu gözler önüne sermeye çalıştık: Türkiye’de 2018’de doğrudan kamu hizmeti verilirken hizmet araçlarıyla ve altyapı çalışması kaynaklı 274 kişi hayatını kaybetti.  Faaliyetine ve trafikteki seyrine kamu denetiminde izin verilen Hafriyat Kamyonu+Beton Mikseri ile yaşanan 253 can kaybı bu rakamın dışındadır. Yani 2018’de Türkiye’de kamu kurumları sorumluluğunda ve denetiminde yapılan çalışmalarda/verilen hizmette toplam 514 kişi hayatını kaybetti.”

MECLİS BU ÖLÜMLERE DUYARSIZ

Berdan Dere Meclis’in bu ölümlere duyarsızlığını da şu sözlerle yanıtlıyor: “İdil’in canının alınması ile ilgili TBMM’de 5 soru önergesi verildi, İBB Meclisi’nde de defalarca soru önergeleri verildi. Hiçbiri yanıtlanmadı. Çünkü, kamu yöneticilerinin sorumluluğu gizlenmek isteniyor.”