Vahşette değişen bir şey yok!

Özgecan Aslan 4 yıl önce Mersin’de vahşice öldürülmüştü. Bundan 4 ay önce ise aynı şehirde Özgecan’ın kuzeni Cemile katledildi. Hem de gelmiş geçmiş en vahşi şekilde; eşi tarafından vücudu parçalanarak…

İrfan Uçar

Mersin’de bundan 4 yıl önce üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ın öldürülmesi tüm Türkiye’yi ayağa kaldırmıştı. Çünkü cinayet hunharca işlenmişti. Toplumun her kesiminden “bu son olsun” temennileri yükseldi. Ama Özgecan’dan sonra Türkiye’de en az 1400 kadın cinayeti daha işlendi. Bunlardan biri de yine Mersin’de 4 ay önce işlenen Cemile Aslan Ertürkoğlu cinayeti. Özgecan’ın kuzeni olan Cemile de hunharca öldürüldü. Cemile belki de gelmiş geçmiş en hunhar cinayetlerden birine kurban edildi. Basının içinde bulunduğu durum cinayeti yeterince kamuoyunda tartıştırmadı.

Bankacı Cemile, bir lojistik firmasında çalışan eşi Mustafa Ertürkoğlu tarafından maket bıçağı ile boğazı kesilerek öldürüldü. Mustafa, eşinin kafa derisini soydu, bedenini parçalara ayırdı. AVM’ye gidip kıyma makinesi aldı ve sabaha kadar Cemile’nin vücudunu makineden geçirerek kıymaya dönüştürdü. Mustafa ertesi gün 6 yaşındaki çocuğunu kreşe götürürken çocuğunun annesinin lime lime edilmiş bedeninin parçalarını yol üstündeki lokantaların çöplerine attı. Ellerini ve ayaklarını bileklerden keserek bir kısmını mazgallara attı, bir kısmını da mezarlığa gömdü.

Cemile’nin ağabeyi Cem Aslan, cinayet sonrası evde yaşananları anlatıyor: “Evde kanlı yollukları ve çocuğun kirli elbiselerini birlikte çamaşır makinesindede yıkıyor. Etraftaki kanı temizliyor ve ‘eşim kayıp’ diye polise başvuruyor. Karakola başvurusundan haberimiz olunca da şüphelerimizi dile getirdik ve evinde arama yapılmasını istedik. Zaten cinayet masası kısa sürede kan izlerini bulunca Mustafa cinayeti kabul etti.”

‘EVLERİNE TEFECİLER GELİYORDU’

10 yıllık evli olan Cemile’nin eşi Mustafa’dan borçlarından dolayı şikayetçi olduğunu ve son olarak evlerine tefecilerin geldiğini anlatan Cem Aslan şöyle devam ediyor: “Bir kısım borçlarını biz ödedik. Yine borç yaptı. Bahis oyunları oynuyordu, bir kumar çetesine bulaşmıştı. 2 yıl önce kardeşim ayrılmak istemişti. Boşanmaktan vazgeçirmek için şiddet uygulamış, ayağını yaralamış ve zorla hamile bırakmıştı. Cinayetten 5-6 ay önce Cemile yine kesin olarak ayrılacağını söyleyince Mustafa cinayeti planlıyor.”

‘TABUTA PLASTİK MANKEN KOYDUK’

Cem Aslan – Cemile Aslan Ertürkoğlu’nun ağabeyi

Cem Aslan, kız kardeşi Cemile’nin toprağa verilmesini de gözyaşı içinde Halagazeteciyiz’e şöyle anlatıyor: “Cenaze diye neyi gömecektik. Kardeşimde kafatası, el ve ayak bilekleri ile birkaç kemik kalmıştı. Küçük bir torba kadar. Bütün aile ve sevenlerimiz oradaydı. Bir torbayı gömemezdik. Plastik bir manken gövdesi bularak kardeşimin tabutuna koydum. Kimsenin mezarın içine girmesine ve cenazeye bakmasına izin vermedim. Tabutla gömeceğiz dedim.”

Mustafa Ertürkoğlu, polise verdiği ifadesinde eşinin kendisini aldattığını, hatta çocuğunun bile kendisinden olmadığını iddia ediyor. Cem Aslan ise savcılığın çocuktan DNA örneği alarak inceleme yaptığını ve çocuğun Cemile ile Mustafa’nın ortak çocuğu olduğunu tespit ettiğini aktarıyor.

AV. GÜNER: 1-2 AYA İDDİANAME HAZIRLANIR

60 avukatla Mersin’de kadına yönelik şiddete karşı günlük nöbet tutan Mersin Barosu Kadın Hakları Uygulama Merkezi Başkanı Avukat Şirin Güner, Cemile Aslan Ertürkoğlu’nun hunharca öldürülmesi ile ilgili olarak savcılığın Ankara’dan bir rapor beklediğini söylüyor. Dosyada pek eksiklik olmadığını ifade eden Avukat  Güner, “Muhtemelen bu rapor gelirse iddianamesi 1-2 ay içinde hazırlanır. Biz 5-6 avukattan oluşan savunman ekibi oluşturduk” diyor.

Kadına yönelik şiddetle mücadele için Mersin Kadın Platformu ile birlikte çalıştıklarını ifade eden Güner, mahkemelerin artık Baro Kadın Hakları Uygulama Merkezi ile kadın kurumlarını müdahil olarak kabul etmediğini ancak kendilerinin ailelerden vekâlet alarak davayı takip edebildiklerini söylüyor.

‘4 BELEDİYEDE SIĞINMA EVİ OLMALI’

Av. Şirin Güner – Mersin Barosu Kadın Hakları Uygulama Merkezi Başkanı

Avukat Şirin Güner her cinayette uygulanan şiddetin vahşet düzeyinin arttığını işaret ediyor: “Takip ettiğimiz davalardan da gördüğümüz gibi suçun faillerinde bir vicdan ve insaf göremiyorum. O kadar aşırı bir biçimde zarar verme isteği doğuyor ki ‘parçalayayım, varlığını yok edeyim’ arzusu ortaya konuluyor. ‘Beni nasıl terk eder, bana nasıl karşı gelir, beni nasıl saymaz, nasıl dediğimi yapmaz, beni nasıl boşar?’ Bunları içinde biriktiriyor, toplumun da verdiği şişmiş erkek egosunu daha da şişirerek kadınların hayatlarıyla oynuyorlar.

Avukat Güner, bütün kadın cinayetlerinde “Beni aldattı, erkeklik onurumla oynadı” şeklinde bir bahane üretildiğine ve bununla alacağı cezada indirim hedeflendiğine işaret ediyor.  Güner, Mersin’de ve Tarsus’ta kadın sığınma evi olduğunu ancak şehir merkezinde Yenişehir, Toroslar, Akdeniz ve Mezitli olmak üzere 4 belediyede sığınma evinin olması gerektiğini de söylüyor.

MERSİN’DE CİNAYETLER DURMUYOR

Özgecan Aslan’dan sonra cinayetlerin ardı arkası kesilmiyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre 2017’den bu yana 18 kadın öldürüldü. 28 Kasım 2018’de öldürülen Cemile Aslan Ertürkoğlu’ndan sonra da cinayetler durmadı. Şubat 2019’da bir lisede müdür yardımcısı olan öğretmen Kübra Aşkın, eski eşi tarafından öldürüldü. Aynı günlerde ve aynı kentte 5 çocuk annesi Leyla Etiz de çocuklarının gözü önünde ayrı yaşadığı eşi tarafından tahra ile başına vurularak katledildi.

Kozmopolit yapıdaki Mersin’de AKP, MHP, CHP, İyi Parti ve HDP etkin siyaset yapıyor. Kentte bağımsız sivil kadın kurum ve kuruluşları var, ancak kadına yönelik şiddeti önleyebilecek kamusal hizmet üreten merkezler yetersiz. Merkez Akdeniz İlçe Belediyesi’ndeki kadın dayanışma merkezi ise atanan kayyum tarafından kapatılmıştı.