Eski AYM Başkanı Kılıç: Yeni bir mahalleye ihtiyaç var

0
94

Anayasa Mahkemesi’nin eski Başkanı Haşim Kılıç, “Siyasilerin Muhafazakar mahallerde dini değerleri kullanarak rant elde ettiğini söyledi ve “ifade ve inanç bireylerin haysiyet onarıcı yeni bir mahalleye olan ihtiyaçları kaçınılmaz hale gelmiştir” dedi. Kılıç, Babacan ve Davutoğlu nun ayrı ayrı başını çektiği oluşumlar için de “arkadaşların hareketlerine bakarız, ilkelerime uygun ve bana ihtiyaç duyacakları noktada olursam şüphesiz destek vermeye çalışırım” değerlendirmesini yaptı.

ANKARA / Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç Özgürlük Araştırmaları Derneği’nin 5.Kuruluş yıldönümü resepsiyonunda konuştu.

Resepsiyonda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıç, “Başkanlık Sistemi çerçevesinde mevcut Cumhurbaşkanı seçimindeki yüzde 51 oy alma şartında anayasa değişikliği yapılarak, yüzde 40’a indirilmesi tartışmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Ben ta başından beri Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle ilgili yapılan düzenlemelerin hiçbirisini onaylamadım. Önceden birtakım sorunların çıkacağı belliyken bunu ısrarla ve inatla yaptılar ve bugün de ciddi bir darboğaz ile karşıya kaldılar. Bunlardan birisi de yüzde 51 şeklindeki uygulama. Bu sistemi küçük partiler tarafından büyük partileri esir alma yolu olarak görüyorum. Dolayısıyla Türk siyasi hayatını yolundan çıkartmış bir yapıyla karşı karşıyayız. Bunun ötesinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle ilgili çok eleştiriler var tabii ayaküstü almak çok zor. Ama şu andaki yüzde 51 şartı konusu kaçınılmaz olarak gündeme gelecekti. Daha başka hususları da gündeme gelecektir. Ben hep şunu ifade ettim: Sistem ismi önemli değil. Başkanlık, yarı-başkanlık, parlamenter sistem de olabilir ama özellikle kuvvetler ayrılığı sisteminin yerli yerine oturtulması çok önemli. Bundan dolayı çok büyük sıkıntı yaşayacağız, yaşamaya devam edeceğiz.”

DESTEK OLABİLİRİM
Kılıç, “Ali Babacan’ın ve Ahmet Davutoğlu’nun ayrı ayrı yeni siyasi parti oluşumlarına öncülük ediyorlar. Bu oluşumlardan size teklif geldi mi?” sorusunu da şöyle yanıtladı:

“Emekli olduğumdan günden beri soruluyor ama benim için siyaset konusunda verilmiş bir karar yok. Ama bu arkadaşların hareketlerine bakarız, ilkelerime uygun ve bana ihtiyaç duyacakları noktada olursam şüphesiz destek vermeye çalışırım. Ama benim için kadrolar, tüzükler, programlar, ne yapacakları, ne yapmak istedikleri bunlar çok önemli. Bu konuda herhangi bir açıklık henüz yok. Sanıyorum arkadaşlar bu konuda halen çalışıyorlar. Bu çalışmalardan sonra durum açıklığa kavuşabilir diye düşünüyorum.”

Kılıç Abdullah Gül başta bu isimlerle teması olup olmadığı şeklindeki soruyu “Söylediğiniz isimler yeni değil benim 50 yıllık dostlarım görüştüğüm ta üniversite yıllarından beri. Dolayısıyla her zaman ülke meseleleri, siyasetle ilgili her türlü konuşmaları yaparız” diye yanıtladı.

TÜM MAHALLELERDEN GÖÇ VAR
Kılıç resepsiyondaki konuşmasında ise şu değerlendirmelerde bulundu:

“Artık tüm siyasi mahallelerden bir göç hareketi başlamıştır. Bu ne beyin göçü, ne de savaş göçü. Gönül gücü olarak nitelendirebileceğimiz bu taşınmayı başlatanlar kendilerine yeni bir yurt, yeni bir mahalle aramaktadırlar. Farklı kimliklerin ikamet ettiği farklı mahallerde baş gösteren adalet ve özgürlük kuraklığının sebep olduğu bu göç dalgasının nerede ve nasıl bir şekilde şekil alacağının planlanması yeni bir siyasi parti kurma düşüncesinin çok ötesinde değerlendirilmesi gereken bir konudur.”

YENİ BİR MAHALLEYE İHTİYAÇ VAR
Ait olduğu mahallenin kimlik değerlerini aşarak, bu göce katılanların onurlu bir devletin onurlu bireyleri olarak yeni bir dünyada yaşama istekleri çok açıktır. İfade özgürlüğü ve inanç özgürlüğü talepleri nedeniyle insanlık onurları örselenen, yıkılan, yok edilen bireylerin haysiyet onarıcı yeni bir mahalleye olan ihtiyaçları kaçınılmaz hale gelmiştir.

YENİ BİR YURT İNŞAASI
Doğrusu bu göç dalgasını çok önemsiyorum. Hem muhafazakar kesim hem de laik kesim geçmişte yaşadıkları hataları bir daha tekrarlamamak üzere kimlik politikaları yerine demokratik toplumun gerekli kıldığı reel politik tercileri yeni bir yurt inşaasının zorunlu olduğu gerçeğini görmüşlerdir.

GÖÇE KATILANLARI SELAMLIYORUM
Dinin istismar edilmediği, devlet yapılanmasında liyakat ve dürüstlüğün öngörüldüğü, devletin tercihlerinde kimliklerin olumlu ya da olumsuz etkilerinden uzak durulduğu, ekonomik, sosyal, kültürel ve dış politikada tarihi ve güncel sorunların çözümünde duyguları kabartan meydan okuma alışkanlığı yerine diyaloğun, müzakerenin ve diplomatik yolların kullanıldığı, gerçekten bağımsız ve tarafsız bir yargının hiçbir korkuya kapılmadan insanlık onurunu koruduğu, güçler ayrılığının olmadığı bir sistemde anayasanın yok hükmünde olduğunu, hukuk devleti özünün esasen güçler ayrılığı ilkesiyle tanımlandığını, hakaret, nefret, terör ve şiddet içermeden düşüncesini ifade edenlerin vatan haini, terörist, dış güçlerin işbirlikçisi ithamlarıyla karşılaşmadığı, özgürlüklerin en çok da muhalifler için olduğuna inanan bir iradenin var olduğu
itaat ve sadakat bağımlısı olmayan özgür vicdanlı bireylerin devleti yönettiği böyle bir dünyada yaşamak ve yaşlanmak arzusuyla bu göce katılanları saygıyla selamlıyorum.

YARGI KARARLARI SORUN YARATIYOR
Bugün itibariyle 300 bine yakın tutuklu ve hükümlü barındıran başka bir ülke var mı bilmiyorum. Demokratik ve özgürlükçü bir ülkede ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilen söz, beyan ve düşüncelerin bizim ülkemizde devlet büyüklerine hakaret, terörü övme ve terörü teşvik suçları kapsamına sokularak, farklı olanların seslerini kesme aracı olarak kullanılması Cumhuriyet tarihinin kronik hastalığı olmaya devam etmektedir. Siyasi söylemleri ve eleştirileri kolayca suça dönüştürebilen yargı organların kararları maalesef sorun yaratmaya halen devam etmektedir.

Muhafazakar mahallerde dini değerlerin bitmez tükenmez enerjisini kullanan siyasiler, haksız rekabet yoluyla din üzerinden sağladıkları rant ile bugüne değin irade etmişlerdir. Bu haksız ranttan kuşkusuz evrensel bağlamından koparılarak bize özgü sunulmuş militan laik anlayışını devlet yerine toplum üzerine uygulamaya çalışanlar sorumludur. Demokratik, özgürlükçü, tüm inançlara eşit uzaklıkta, toplumun inanç sorunlarına pozitif çözümler üreten laiklik anlayışını yakın zamana kadar maalesef yakalayamadık.