‘AYM kendisini inkâr etmiş, kendi kararını çiğnemiştir!’

0
90

Anayasa Mahkemesi’nin gazetecilerin ödenmeyen fazla mesailerine uygulanan yüzde 5 faizin iptaline ilişkin kararına bir tepki de gazeteci örgütlerinden geldi. G9 Gazetecilik Örgütleri Platformu’nu oluşturan gazeteci örgütleri, AYM’nin kendi kararı çiğnediğine dikkat çektiler.

 

G9 Gazetecilik Örgütleri Platformu’nu oluşturan gazeteci örgütleri,  Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ) Türkiye Temsilciliği, Basın-Yayın, İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası (HABER-SEN), Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD), Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK Basın-İş) ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Anayas Mahkemesi’nin gazetecilerin ödenmeyen fazla mesai haklarının gaspına ilişkin kararı kınadılar.  Demokratik toplumun oluşumunda vazgeçilmez bir misyon ve işlevi olan gazetecilik mesleğinin uzun bir süredir çok yönlü saldırılarla karşı karşıya kaldığına dikkat çeken G9 Gazeticilik Örgütleri Platformu; gazetecilere yönelik baskılar ve basın kuruluşlarının kontrolü ile toplumun gerçekleri öğrenmesinin engellendiğini dile getirdi. “Susan, sorgulamayan, denileni kabul eden, şeffaf olmayan ve karanlıklara mahkûm edilmek istenen bir toplum için gazeteciliğin hedefe konulmasının nedensiz olmadığına” dikkat çeken  G9 Gazeticilik Örgütleri Platformu’nun açıklaması şöyle: “Anayasa Mahkemesi 19 Eylül 2019’da, basın emekçilerinin fazla çalışma ücretinin geciktirilmesi halinde, günlük yüzde 5 fazlasıyla ödenmesine ilişkin yasa hükmünü iptal etmiştir. Kararın gerekçesi, karardan iki ay sonra 19 Kasım 2019’da yayımlanmıştır. Bu kararla yüksek mahkeme, Anayasayı ihlal etmiştir. Çünkü, Anayasa’nın ‘eşitlik’ ve ‘ölçülülük’ ilkesine, dolayısıyla da ‘hukuk devleti’ ve ‘çalışma ve sözleşme hürriyeti’ne aykırı olduğu gerekçesiyle ‘yüzde 5’ hükmünü iptal etmiştir. 16 üyeden oluşan Anayasa Mahkemesi, kararını 4 üyenin muhalefetine karşı 12 üyenin oyuyla aldı. Anayasa Mahkemesi kararları 10 yıl içinde yeni başvuruya konu olamaz. Bunun nedeni 10 yıllık süre içinde Anayasa’da meydana gelecek olası değişikliklerin gözetilmesidir.  Bu alana bir değişiklik olmadığı halde Anayasa Mahkemesi, 10 yıl önce kendi kurduğu kararı çiğnemiştir. Anayasa Mahkemesi’ne, 2008’deki aynı konulu davada yine kendisinin aldığı kararı, yani ‘yüzde 5 uygulaması gazetecinin-basın özgürlüğünün korunması içindir’  denilen kararı hatırlatmak gerekmektedir.”

ANAYASA MAHKEMESİ’NİN ÖNCEKİ KARARI

G9 Gazeteci Örgütleri Platformu Anayasa Mahkemesi’nin şu kararını da hatırlattı:

“…İptali istenen kurallarla gazetecilere, zamanında ödenmeyen ücret ve fazla çalışma ücreti açısından diğer çalışanlara tanınmayan lehe düzenlemeler getirilmiştir. Buna ilişkin olarak yasama belgelerinde, basında mevcut bir huzursuzluğun çözümüyle işçi ve memur statüsünden farklı çalışma koşullarına tâbi gazetecileri korumanın amaçlandığı ifade edilmiştir. Basın İş Kanunu kapsamında çalışanların, yaptıkları iş gözetilerek İş Kanunu’na tâbi olanlardan farklı yasal düzenlemelere konu edilmeleri mümkündür. Bu iki grup, aynı hukuki statüde bulunmadıklarından, itiraz gerekçelerinde öne sürülen karşılaştırmaya elverişli değillerdir. Bu nedenle düzenlemelerin Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı bir yönü görülmemiştir… İptali istenen kurallarda yer alan ‘günlük yüzde beş fazlası’ ibaresi nedeniyle, ücret veya fazla çalışma olarak zamanında ödenmeyen meblağın kısa zamanda yüksek miktarlara ulaşabildiği anlaşılmaktadır. Çalışma koşulları bakımından işçilerden farklı bir konumda olan ve kamuoyunu doğru bilgilendirme görevleri bulunan gazetecileri işveren karşısında korumak amacıyla getirildiği anlaşılan itiraz konusu bu kurallarla, gazetecilerin bazı alacaklarının zamanında ödenmesine, gecikme halinde ise belli miktarda ilave yapılarak tahsiline imkân sağlanmıştır. Fazla çalışma ücretiyle normal ücretin yüzde beş fazlasıyla ödenmesine ilişkin bu kuralların, ‘zamanında’ ödenmeme koşuluna bağlı olarak uygulanabilir oldukları açıktır.

AYM’NİN ‘BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ’ HATIRLATMASI

Ayrıca, bu düzenlemelerin basın özgürlüğü yönünden önemli bir işlev gördüğü de yadsınamaz. Gazetecinin görevinin haber alma, verme, basma ve yayma gibi kamu düzenini yakından ilgilendiren niteliği de göz önüne alındığında, kuralların başlı başına çalışma barışını bozacak nitelikte oldukları söylenemez… Yaptıkları işin özelliği nedeniyle basın çalışanlarının ödenmeyen ücretleri konusunda korumaya yönelik düzenlemelerin Anayasa’nın bu (55nci) maddesine aykırı bir yönü de bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle kuralların Anayasa’nın 2., 5., 10., 11., 49. ve 55. maddelerine aykırı olmadıkları sonucuna varılmakla itirazın REDDİ gerekir…”

Bu konuda bir değişiklik olmadığı halde, Anayasa Mahkemesi’nin 10 yıllık süre biter bitmez aynı konuda kendisiyle çelişir bir karar vermesini de sorgulayan platform, “Türkiye’de medya sermayesinin ciddi değişiklikler geçirdiği, iktidara yakın iş insanlarının medyaya giderek daha fazla hakim olduğu bir dönem yaşanırken ve birçok basın kuruluşu ciddi ekonomik zorluklarla karşı karşıyayken, söz konusu karar hukuki olmadığı gibi basın emekçilerinin yaşadığı hak mahrumiyetlerine yenilerinin eklenmesine sebep olacaktır” değerlendirmesi yaptı.

AYM ÜYESİNİN MUHALEFET ŞERHİ

G9 Gazeteci Örgütleri Platformu açıklamasında şu görüşler dile getirildi: “Bir diğer gerçek de gazetecilerin fazla çalışma ücretinin gecikme halinde günlük yüzde 5 fazlasıyla ödenmesi, savunulduğu gibi büyük meblağlara ulaşmamaktadır. Hesaplamalar yüksek miktarlara ulaşsa da ilk derece mahkemesinde hükmedilen rakam Yargıtay aşamasında yüzde 98 oranında kesilmekte ve gazetecinin eline geçen miktar ifade edildiği üzere büyük meblağlar olmamaktadır. Bu durum karara muhalif kalan bir üyenin de şerhinde ‘… Yargıtay’ın uygulamada Borçlar Kanununun ilgili hükümlerinden yararlanarak, yüksek tazminat tutarlarından hakkaniyet indirimi yapması ve bunu bir İçtihadı Birleştirme Kararıyla ortaya koyması, uygulama yönünden de herhangi bir sorun çıkarmadığını ortaya koyucu mahiyettedir.’ şeklinde yer almıştır.

Anayasa Mahkemesi’nin söz konusu kararının, gazetecilik iş kolunda işten çıkarmaların yoğun yaşandığı bir sürece denk gelmesi ve Mahkeme’nin, iptal kararının uygulanması için yasa koyucuya belirli bir süre tanımaması, akıllarda ciddi soru işaretlerine yol açmıştır. Acaba toplu işten çıkarmalar planlayan işverenlere dikensiz gül bahçesi yaratılmak mı istenmektedir?!

TBMM GÖREVE ÇAĞRILDI

Tüm bu gerçekler ne yazık ki Anayasa Mahkemesi’nin dayanağı olan Anayasa’yı ihlal ettiğinin açık göstergesidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasa Mahkemesi’nin bu yanlış kararından kaynaklı oluşan boşluğu bir an önce telafi etmek yolunda yeni bir yasal düzenlemeyi gündemine almalıdır. Aksi halde, gazetecileri koruyan uygulamanın iptal edilmesinden güç alacak işverenler, gün gün sayıları artan işsiz gazetecilere yenilerini eklemekten bir dakika tereddüt etmeyecektir.”