‘2019 ne özgürlük yılı ne de reform’

0
343

Gazeteci kökenli CHP Milletvekili Utku Çakırözer, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın,  “Basın 16 yılda daha özgür hale geldi” sözlerine karşı basın özgürlüğü karnesini açıklayarak, “2019 ne özgürlük yılı ne de reform yılı oldu” dedi.

 

Meclis’te 2020 bütçe görüşmeleri devam ederken; basın özgürlüğü üzerine kürsüye çıkan CHP’nin gazeteci kökenli milletvekili Utku Çakırözer, Türkiye’nin basın özgürlüğü karnesinin zayıflığına dikkat çekti. Gazetecilerin 2019 yılına Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Basın 16 yılda daha özgür hale geldi” sözleri ile başladığını anımsatan Çakırözer, “Ama tutuklu gazeteci sayısı 16 yılda 10 kat arttı. Sadece 2019 yılında 59 gazeteci 200 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu yıla başlarken Cumhuriyet ve Sözcü gazeteleri hakim karşısındaydı, aynı gazeteciler 2020 yılına haberlerini savunarak giriyor. Birgün Gazetesi ve T24 haberleri için suçlanıyor. Artık savcılar akıl dışı suçlamalarına delil bile bulamadıklarını iddianamelerinde itiraf ediyor, iddianameler ‘delil yok itirafnamesi’ haline geldi. Her gün yeni bir susturma yöntemi geliştiriliyor. Gazeteler resmi ilan ambargosu altında. Basın kartı başvuruları tehdit eder gibi bekletiliyor. Havuz müteahhitlerinin milyarlık borçları tek kalemde silinirken Anadolu’da yüzlerce gazete 3 kuruş vergi borcu var diye kapanmaya zorlanıyor. Cumhurbaşkanının ağzından ‘basın özgürleşti’ diye başladığımız 2019, ne özgürlük yılı oldu ne de reform” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerine karşı, “Gerçekten öyle mi oldu?” diye soran Çakırözer,  2001 ile 2004 yılları arasında tutuklu gazeteci sayısı 10 iken, bugün 11 katına çıkarak 110 olduğını söyledi. 2019 yılında 59 gazeteciye toplam 200 yıl hapis cezası verildiğini, 11 gazetecinin gözaltına alındığını, 19 gazetecinin tutuklandığını, Türkiye’nin 180 ülke içinde basın özgürlüğünde 157’nci sırada olduğunu aktardı. “Hani daha fazla özgürlük, nerede?” diye de soran Çakırözer, tüm dünyada yazılan Paradise Papers dosyası haberleri için sadece Türkiye’de Pelin Ünker’in yargılanıp, cezalandırıldığını söyledi.

Çakırözer özetle şunları ifade etti:

‘YARGI REFORMUNU KONUŞTUK AMA…’
“Bu yılı yargı reformu konuşarak geçirdik, kanun yaptık; haber ve eleştiri artık suç olmayacaktı ama gerçek hiç de öyle değil. Bu yıla girerken Türkiye’nin saygın gazeteleri Cumhuriyet ve Sözcü akıl dışı iddialarla ‘FETÖ’ye destek’ suçlamasıyla mahkeme karşısındaydı. Yıl bitiyor, değişen bir şey yok. Aynı gazeteciler, aynı suçlamalarla, aynı mahkemelerde haberlerini savunarak 2020’ye giriyor.

Yazar Ahmet Altan 1138 gün tutukluluktan sonra hükümle birlikte tahliye edildi ama örneği görülmeyen bir uygulamayla başka mahkeme tarafından yine tutuklandı. Tabii, devletin başındakiler yargı kararlarına saygı duymadığını ve uymayacağını açıklarsa bu kararlar da kimseyi şaşırtmamalı.

‘HABERLERİ İÇİN SUÇLANIYORLAR’
Özgürlüklerimizin savunucularından Birgün ve Evrensel gazeteleri ile bağımsız gazeteciliğin en başarılı örneklerinden T24 haber sitesinin yöneticileri de haberleri için, başlıkları için suçlanıyorlar. İşin ilginci, savcılar bu akıl dışı suçlamalara delil bulamadan iddianame yazdıklarını da itiraf ediyorlar, iddianameler ‘delil yok itirafnamesi’ haline geldi.

Amerikalı Rahip Brunson Türkiye’de yargılanırken Trump’ın baskısıyla serbest bırakılıyor. Rahip serbest ama haberini yapan Duygu Güvenç ve Alican Uludağ iki yıl hapis istemiyle hâlâ yargılanıyor.

Türkiye’de bilgi sansürlü, Wikipedia üç yıldır yasaklı. 2006 yılında erişim engelli site sayısı 6 iken bugün toplam 288 bin 310 site erişime kapalı. 7 bin 334 haber linki engellenmiş durumda. Tek adam iktidarı, Twitter’a resmî olarak 5 bin 99 kez içerik kaldırma başvurusuyla dünya sansür rekortmeni.

İktidar gazetecileri susturmak için her geçen gün yeni yöntemler buluyor. Karar gazetesi ilan ambargosunda olduğunu kendisi açıklamıştı. Şimdi de Birgün Gazetesi üzerinde resmî ilan ambargosu var hem de resmi yazıyla. ‘Haberlere imza atmadın. Ajans haberlerini aynen yayımlamadın’ hepsi sudan gerekçeler. Asıl neden belli: Yoksulluğu, yolsuzluğu, kadın ve doğa katliamlarını manşet yapmak.

Havuz müteahhitlerinin milyarlık borçları tek kalemde silinirken Anadolu’da yüzlerce gazete 3 kuruş vergi borcu var diye kapanmaya zorlanıyor. Yine sudan gerekçelerle gazetecilerin ekmeğiyle oynanıyor. 685 gazetecinin basın kartı gerekçesiz iptal ediliyor. Sürekli basın kartı sahibi yılların gazetecilerinin başvuruları tehdit gibi bekletiliyor.

‘GAZETECİLER SOKAK ORTASINDA DÖVÜLÜYOR’
Tek adam yönetiminin basın özgürlüğünü korumak bir yana, kısıtlayan, hedef gösteren bu tutumu maalesef sokağa da yansıyor. Ahmet Takan, Yavuz Selim Demirağ, Sabahattin Önkibar, Hakkı Sağlam ve daha onlarca gazeteci bu yıl sokak ortasında dövüldü ve failleri en ufak bir ceza bile almadı. İşte daha yeni Konya’da DHA muhabiri Hasan Dönmez canlı yayın sırasında saldırıya uğradı. Gazeteciler hapislerde çürütülürken mahkemelerde haberlerini savunmak zorunda bırakılırken bütçeye ne hedef koyarsak koyalım tutmaz. Bütçede, ekonomide başarının şartı hukuk güvenliğidir, ifade özgürlüğüdür, demokrasidir.”