‘Çocuk tacizi’ni haberleştirdi, hapis cezası aldı

0
222

Kadın ve çocuklara yönelik taciz, tecavüz ve saldırıların arttığı bir dönemde, tacizciler değil haber yapan gazeteciler cezalandırılıyor. Bitlis’in Tatvan İlçesinde “çocuk tacizi”ni ortaya çıkaran gazeteci Sinan Aygül de ceza aldı. “Soruşturmanın Gizliliğini İhlal” iddiasıyla 10 ay hapis cezası alan Aygül, cezası onanırsa cezaevine girecek.

 

Bitlis’in Tatvan ilçesinde yaşanan bir ‘çocuk tacizi’ olayını ortaya çıkartarak haberleştiren gazeteci Sinan Aygül’e 10 ay hapis cezası verildi. Cezanın onaylanması durumunda Aygül cezaevine girecek.

Bitlis’in Tatvan ilçesinde 10 Temmuz 2019 günü yaşanan ve yaşlı bir adamın bir kız çocuğunu zorla öperek taciz ettiği olayı haberleştiren Bitlis News Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sinan Aygül hakkında açılan “Soruşturmanın Gizliliğini İhlal” davasında 10 ay hapis cezası çıktı.

Tatvan 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında gazeteci Aygül’e 10 ay hapis cezası verilirken, daha önceki haberlerinden dolayı hakkında çok sayıda dava bulunması gerekçesiyle “Sanığın suçlu kişilik özellikleri, suç işleme konusundaki ısrarı göz önüne alınarak yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığından…” denilerek, ceza ertelenmedi.

‘HABER YAPMAZSAM BELKİ ÜSTÜ ÖRTÜLECEKTİ!’
Sosyal medyada ulaştığı görüntüleri teyit ettikten sonra yaptığı haberin yerel ve ulusal medyada geniş yer bulması üzerine soruşturmaya ciddiyetle yaklaşıldığını ve zanlının yakalandığını ifade eden Aygül, aksi durumda olayın üstünün örtülmesi riskinin olduğuna dikkat çekti.

Adli mercileri harekete geçirmek için olayı haberleştirdiğini söyleyen Aygül “Taciz, cinsel istismar, kadına ve çocuğa şiddet gibi olayların önüne geçebilmek için özellikle görünür kılmak gerekiyor. Zira üstü örtülen veya ihmalden dolayı sonu çok dramatik biten olaylara tanık oluyoruz her gün. Haber yapmaktaki kastım buydu. Sosyal medyada dolaşan görüntüyü önce ilçe emniyet müdürüne teyit ettirdikten sonra haber yaptım. Haberimde kullandığım dil ne özel hayatı ne de masumiyet karinesini ihlal eder nitelikteydi. Son derece mimiksiz ve isnatsız bir dille, isim vermeden ve görüntüleri buzlayarak hazırladığım haberi yayınladım. Haber yayınladıktan iki gün sonra yayın yasağı kararı alındı. Haberin akabinde zanlı tutuklandı. Haberi yapmaz, olayı kamuoyu nezdinde görünür kılmasam belki olayın üstü örtülecekti” dedi.

Soruşturma ve kovuşturma sürecinin çok hızlı tüketilip hemen karar verilmesini de eleştiren gazeteci Aygül, “Soruşturma, yargılama süreci ve verilen kararın adaleti geçtim meriyette olan mevzuata bile uyar yanı yok. İlk olarak soruşturma savcısının ifade alma talimatı polis tarafından yerine getirilirken sürecin anormal ilerleyeceğini tahmin etmiştim. Zira adresim belli iken, her davete icabet etmişken ve halihazırda karakolda haftada iki gün imza atıyorken savcı talimatının verildiği gün teamüllere aykırı bir şekilde akşam saat  21.00’da evimden gözaltına alındım. İfadeden hemen sonra hakkımda iddianame hazırlandı. İddianame eksikliklere rağmen mahkemece kabul edildi, henüz ilk duruşmada daha hiç ifadem bile alınmadan hakkımda hapis kararı verildi. Hantallığıyla bilinen yargının bu kadar hızlı hareket etmesi ve sürecin tamamının sayısız usul hatasıyla ilerlemesine ve bunların normal karşılanmasına bakınca neresinden tutacağımı şaşırıyorum; zira neresinden tutsam elimde kalıyor.” ifadelerini kullandı.

‘ADALETSİZ KARAR’
Soruşturma, kovuşturma ve karar aşamalarının olmazsa olmaz kurallarına vurgu yaparak, söz konusu davada bir dizi usulsüzlük olduğunu söyleyen Aygül, verilen kararın “adaletli” olmadığını vurguladı.

Aygül şöyle konuştu: “Soruşturmayı başlatan ve iddianameyi hazırlayan savcının her şeyden önce delil toplama görevinin kendisinde olduğunu bilmesi gerekir. Savcının toplaması gereken delil lehe ve aleyhe olan delildir. İddianamede niçin sadece aleyhe olan deliller var da lehe olan deliller yok, merak ediyorum. Savcı ya bu temel prensibi bilmiyor -ki bu vahim bir durum- ya da biliyor buna rağmen uygulamıyor – bu daha da vahim-.

Yine hakim de delil toplama görevinin kendisinde değil savcıda olması gerektiğini bilmesi ve eksik ise iddianameyi iade etmesi gerekirken, lehe toplanan delilin kararı tam tersine etkileyecek bir davada bu önemli adımı atlamasını, iddianameyi kabul etmesini, kovuşturma aşamasında hiçbir delil toplamadan ve sanıktan adeta savunma almadan karar vermesini bilgi eksikliğine mi art niyete mi yormak gerekir?

Söz konusu kararın gerekçesi görüntünün ilk olarak benim tarafımdan paylaşılmış olması iddiası ve bunun tek delili de polis fezlekesindeki sözde rapor. Muhtemelen internet ortamında basit bir tarama ile oluşturulmuş bu dijital raporun ne içeriğini görebildim, ne kapsamını biliyoruz ne de mahkeme huzurunda tartışabildik. Kaldı ki yargı camiasında neredeyse karine niteliğine varan yaygın kanaat ‘dijital delillerin’ tek başına yeterli olmayacağıdır. Ortada delil yokken ne yazık ki ceza aldım.”

‘AVUKAT DA BULAMADIM’
Bu davada kendisini savunacak avukat da bulamayan Aygül, hakimin daha önce kendisine bir kaç ceza vermesi nedeniyle avukatların davaya bakmak istemediklerini de iddia etti.

Aygül, “2. Asliye Ceza Mahkemesinin hakimi daha önce sanık olduğum iki dosyada zorlama bir şekilde hakkımda mahkumiyet kararı verdi. Yine müşteki olduğum bir dosyada da sanığa, dosyadaki delili Yargıtay Ceza Kurulu içtihatlarına aykırı bir şekilde kabul etmeyerek beraat vermişti. Vekalet vermek istediğim bir avukat bana ‘Hakime hanım senden nefret ediyor galiba, benim aram iyi ben dosyana bakarsam belki benim de aram bozulur’ diyerek dosyaya müdahil olmayı reddetti. Bunun akabinde sosyal medyada avukatlara ve baroya çağrıda bulundum ancak yine savunacak bir avukat bulamadım.” dedi.

Gazeteci Sinan Aygül, hakkında Tatvan 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen 10 aylık hapis cezası için istinaf mahkemesine itiraz etti. Cezanın onaylanması durumunda 6 ay önce cezaevinden çıkan Aygül tekrar cezaevine girecek.