Türkiye’den Libya ile ilgili tartışılacak adım:  Muhalefete göre mutabakatla Libya’ya savaşçı gönderilebilecek

0
134

Meclis Dışişleri Komisyonu’nda görüşülen, Türkiye ile Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında anlaşma metni AKP ve MHP’nin oyları ile kabul edildi. CHP, HDP ve İYİ Parti’nin ret oyu kullandığı anlaşma metni, muhalefete göre Libya’ya savaşçı gönderilmesinin önünü açıyor

 

Türkiye ile Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında imzalanan Anlaşma, Parlamento’nun gündemine geldi. TBMM Dışişleri Komisyonunda kabul edilen mutabakat, Türkiye’yi Libya’daki savaşta müdahil konumuna getirirken; muhalefet partileri özellikle SADAT gibi özel güvenlik şirketleri eliyle Türkiye’nin Libya’ya savaşçı gönderebileceğini iddia ediyor.

Libya ile imzalanan deniz sınırlarına ilişkin mutabakat TBMM Dışişleri Komisyonunda kabul edildi.

Mutabakat, Türkiye’nin Libya’ya asker göndereceği tartışmalarını da beraberinde getirdi. Mutabakat ile Türkiye, Libya’ya doğrudan asker gönderemeyecek. Türkiye’nin başka bir ülkeye asker gönderebilmesi için ayrıca Parlamento’dan tezkere geçmesi gerekiyor. Türkiye, asker gönderemiyor ama muhalefet Türkiye’nin özel güvenlik şirketleri üzerinden savaşçı gönderebileceğine ilişkin mutabakat kurallarına dikkat çekiyor. Bu nedenle de Mutabakata muhalefet ediyorlar.

TBMM Dışişleri Komisyonunda AKP ve MHP oylarıyla kabul edilen Mutabakat metnine, CHP, HDP ve İyi Partili üyeler ret oyu kullandılar.

TBMM Dışişleri Komisyonu üyeleri CHP İstanbul Milletvekili Ahmet Ünal Çeviköz, CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, CHP Ankara Milletvekili Haluk Koç, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ve CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre, yazdıkları şerh yazısında önemli detaylara dikkat çekiyorlar.

SAVAŞÇI UYARISI!
Şerh yazısında, Mutabakat Metninin “istihbarat” başlıklı 8. Madde ile Türkiye’nin  UMH’ye operasyonel iş birliği taahhüdünde bulunduğuna dikkat çekiliyor. Bu taahhüt kapsamı “Tarafları hedef alan ulusal güvenliğe yönelik tehditler” ve “Tarafları karşılıklı ilgilendiren bölgelerdeki güvenlik gelişmeleri” ifadeleriyle hayli geniş tutuluyor. Şerh yazısında, bu madde Libya’daki savaşa Türkiye’nin doğudan müdahil olmasına yol açıyor ve Doğu Akdeniz’de bir çatışmanın kapısını aralayabilecek unsurlara yeni bir boyut ekliyor.

Aynı maddenin 4. Fıkrası şu hükmü düzenliyor:

“Çalışma ilkeleri alanında danışmanlık hizmeti vermek ve istihbari ve operasyonel faaliyetlerin koordinesini sağlamak için yeterli sayıda personel Türkiye ve Libya’daki Savunma ve Güvenlik İş Birliği Ofisi bünyesindeki ilgili kurumlar tarafından atanır. Görev tanımı ve personel sayısı gibi diğer hususlar düzenlenecek protokol ile belirlenir.”

Mutabakat Metninde kurulması planlanan Savunma ve Güvenlik İş Birliği Ofisi’nin bünyesindeki “ilgili kurumlar”ın hangileri olacağı belirtilmiyor, ofislere atanacak personelin görev dağılımı da sonradan belirlenecek. CHP’li üyeler, şu kaygılarını dile getiriyorlar:

‘BÖLGENİN GÜVENLİĞİ İÇİN TEHDİT’
“‘Danışmanlık hizmeti’ ve ‘istihbari ve operasyonel faaliyetlerin koordinesi’ kisvesi altında Türkiye’den Libya’ya bir takım paramiliter güçlerin, hatta Suriye’nin İdlib vilayetindeki yabancı savaşçıların sevk edilmesine neden olabilecek bu düzenleme bölgenin güvenliği için büyük bir tehdit arz etmektedir. Zira, Rus basınında Türkiye’nin Libya’ya, iktidara yakınlığı bilinen SADAT isimli özel güvenlik şirketi kanalıyla savaşçı gönderebileceğine ve İdlib’deki savaşçıların Libya’da görüldüklerine ilişkin haberler yayımlanmıştır.”

HDP’DEN İTİRAZ
Mutabakat metnine HDP de şerh koydu. HDP’li milletvekilleri mutabakatla Türkiye’nin Libya’daki iç savaşa dahil edildiğine dikkat çekiyor. HDP’liler, “bir savaş tezkeresi” olarak değerlendirdiği mutabakat metni ile “danışman statüsünde bu ülkeye asker gönderileceğine” dikkat çekiyorlar:

“AKP İktidarı, 18 Mayıs 2019’da Trablus Hükümeti’ne doğrudan destek mahiyetinde TSK envanterinde bulunan Kirpi tipi zırhlı araçlar başta olmak üzere ağır silahlar ve büyük miktarda cephane göndermişti. 18 Mayıs 2019’da yapılan bu askeri sevkiyatın hangi anlaşmaya veya hangi idari usule göre yapıldığına dair şimdiye kadar resmi makamlardan bir açıklamada bulunulmamıştır. Şimdi ise Trablus Hükümeti ile yapılan güvenlik ve askeri iş birliği anlaşması temelinde AKP İktidarının danışman statüsüyle Trablus Cephesi’ne göndermeyi öngördüğü askeri personelin kaçınılmaz biçimde savaşa dâhil olacağı aşikârdır.”