‘Hayata Dönüş’ 32 yaşama mal oldu, sorumlular yargılanmadı

0
148

19 Aralık 2000 yılında, Bülent Ecevit Başbakanlığı’ndaki hükümet tarafından cezaevlerine yönelik “Hayata Dönüş” adı altında uygulanan ve 30’u mahpus 32 kişinin yaşamına mal olan operasonun üzerinden 19 yıl geçti. Ancak sorumlular hala yargılanmadı. İHD ise sorumluların yargılanmasının, yeni operasyonların, ölümlerin engellenmesi açısından önemine dikkat çekti.

 

19 Aralık 2000 yılında, sabahın 04.00’ünde, F tipi cezaevlerini kabul etmedikleri için açlık grevleri yapılan cezaevlerine yönelik, ağır silahların, kimyasal yakıcı madde, gaz bombaları ve ağır iş makinalarının kullanıldığı bir operasyon düzenlendi. Adına da “Hayata Dönüş” denildi. 2’si güvenlik görevlisi 30 mahpus, 32 kişinin yaşamına mal olan bir “Hayata Dönüş” oldu bu operasyon. Bülent Ecevit Başbakanlığında Dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün, “toplumsal mutabakat sağlanmadan F Tipi Cezaevleri kullanıma açılmayacak” sözüne rağmen F tipi cezaevleri uygulamaya konuldu.

‘İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE SÜRÜYOR’
“Hayata Dönüş” adı altında bu operasyonun 19’uncu yılı nedeniyle açıklama yapan, HDP MYK Üyesi ve Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, bu operasyonda kullanılan ağır silahlara, ne olduklarına dair bugün bile açıklama yapılmayan  kimyasal yakıcı maddelere, iş makineleri, helikopterler ve gaz bombalarına dikkat çekti. “Cezaevlerinin çatıları delinip, duvarları yıkılarak tutsaklara vahşice saldırılmıştır. Yüzlerce asker, polis, gardiyan ve kontrgerilla birliği ile saldırı yapılmıştır” diyen Başaran, aradan geçen 19 yıla rağmen hala Türkiye cezaevlerinde ağır insan hakları ihlalleri yaşandığını hatırlattı. “İşkence ve insanlık dışı kötü muameleler giderek artmakta, cezaevlerinde ölümler yaşanmaktadır” diyen Başaran, yeni 19 Aralıkların yaşanmaması için siyasi iktidar ve tüm yetkilileri yaşananlardan ders çıkarmaya, cezaevlerinde insan onurunu zedeleyen yaklaşımlardan vazgeçmeye çağırdı.

‘CEZASIZLIK’ SÜRÜYOR
İnsan Hakları Derneği Merkezi Hapishane Komisyonu tarafından yapılan açıklamada da sorumluların yargılanması istendi.

“Türkiye’de 19 yıl önce bugün, bütün kamuoyunun gözlerinin önünde, neredeyse her aşaması canlı yayında verilerek kabulü mümkün olmayan bir insan hakları ihlali işlendi” denilen açıklamada,

“Bu hukuken kabulü mümkün olmayan insan hakları ihalinin üzerinden tam 19 yıl geçmesine ve ülkenin yönetim biçimi değişmesine rağmen, cezasızlık politikası ve insan hakları ihlallerine karşı hukuku işletmeme politikalarının aynı kaldığı” vurgulandı.

İnsan Hakları Derneği’nin, 2002 yılındaki Genel Kurulu’nda 19 Aralık gününü “Cezaevlerinde İnsan Hakları İçin Mücadele ve Dayanışma Günü” olarak ilan ettiği de hatırlatılan açıklamada, bundan hedeflerinin şu olduğu vurgulandı: “Adaletin tecellisi, demokrasinin kurulması ve güçlendirilmesi, insan hak ve özgürlüklerine dayalı, barışçıl bir toplum inşası ancak ve ancak hak ihlallerinin durdurulması, gerçekleşmiş ihlallerin de hesabının hukuken sorulmasıyla mümkündür. Ceza ve tutuk evleri, bir ülkedeki demokrasinin, hukukun düzeyini gösterir. Oralarda insan hak ve özgürlüklerine, insan haysiyetine uygun olmayan uygulamalar varsa, bütün toplumda haklardan, özgürlüklerden ve insan haysiyetinden bahsetmek imkansız hale gelir.”

‘AİLELERİ DE CEZALANDIRILIYOR’
O günden bugüne 19 Aralık operasyonunun faillerinin adil yargılama ilkeleri çerçevesinde yargılanmadıkları, bugün hala tutuklu ve hükümlülere yönelik kötü muamele ve işkencenin sistematik biçimde devam ettiği kaydedilen açıklamada, “Üstelik işkence ve kötü muamele sadece ceza ve tutuk evlerinde tutulan kişiler açısında yürürlükte değildir, yaşadıkları yerlerden yüzlerce kilometre öteye sürülen tutuklu ve hükümlülerin yakınları, dostları ve aile fertleri de cezalandırılmaktadır” denildi.

CEZAEVLERİNE İLİŞKİN TALEPLER
İHD;  operasyonun yıldönümü nedeniyle şu talepleri sıraladı;

  • Tüm mahpusların insan onuruna saygı gösterilmelidir.
  • Hiçbir mahpus tecrit ve izolasyon koşullarında tutulmamalıdır.
  • 19 Aralık katliamı davası sorumluları yargılanmalıdır. Zamanaşımı usulü ile uygulanan cezasızlık politikasına son verilmelidir.
  • Adalet Bakanlığı kendisinin hazırlayıp yayınladığı 45/1 nolu Genelge’yi, hiçbir mazeret ileri sürmeden derhal uygulamalıdır.
  • Tutuklu ve hükümlülerin haklarını ihlal eden, onlara işkence yapan, yaralayan ve öldüren kamu görevlileri hakkında davalar açılmalı, açılmış davalar bir an önce sonuca bağlanarak failler hak ettikleri cezalara çarptırılmalıdır.
  • Cezaevleri sivil izlemeye açık olmalıdır.
  • Cezaevlerindeki mahpusların savunma, şiddete maruz kalmama, sağlık, eğitim, beslenme, aileleriyle, avukatlarıyla ve genel olarak dış dünya ile iletişim haklarına saygı gösterilmelidir.
  • Yaklaşık 10 yıldır uygulanan tecrit koşulları insan haklarına aykırı olduğu için özel mevzuatla yönetilen tek kişilik İmralı Kapalı Cezaevi kapatılmalıdır.
  • Yeni İnfaz Yasası, ilgili uzmanlık örgütleri ve insan hakları örgütlerinin görüşleri alınarak insan hakları hukukuna uygun değişikliklere uğratılmalıdır.
  • Kadın Cezaevleri ve Çocuk Islahevleri, insan onurunun korunması bakış açısıyla yeniden düzenlenmelidir.
  • Hiçbir surette ceza ve tutukevlerinde çocuklar bulundurulmamalıdır.
  • Ceza ve tutukevlerinde kalanların sağlık durumu öncelikli olarak kabul edilmeli, tıbbi tedaviye erişim hakları hiçbir biçimde engellenmemeli, hasta tutuklu ve hükümlülerin tedavilerinin ceza ve tutukevleri dışında yapılması temin edilmelidir.