Sanata Diyarbakır’da kayyım, Ankara’da AKP baskısı!

0
734

Kayyımlar tarafından Diyarbakır’da işlerine son verilen tiyatro sanatçılarına karşılık Ankara’da devlet sanatçıları, AKP Genel Merkezinde konsere çıkarıldı. Duruma tepki gösteren Kültür Sanat Sen Başkanı Hülya Eryetli, “Sanat alanları adeta çökertildi” dedi. Kayyımlar sonrası Amed Şehir Tiyatrosu’nu kurarak yollarına devam eden tiyatrocular ise iktidarın sanattan korkan bir anlayış içerisinde olduğunu söyledi.

 

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne 2016 ve 2019 yıllarında atanan kayyımlarla birlikte çok sayıda kültür sanat çalışanı da işten çıkarıldı. Kayyımlar sadece belediye binalarıyla da sınırlı kalmadı. Kent genelinde ne kadar kültür odaklı kurum varsa onlara da el koydu. Durum böyle olunca işsiz kalan sanatçılara bir anlamda “sahne yasağı” getirildi.

‘SANATA UZAK KALMAYI HİÇ DÜŞÜNMEDİK’
Kürtçe tiyatronun merkezi olarak görülen Diyarbakır’da bugün durumlar nasıl, sanatçılardan dinledik.

Özcan Ateş, 31 Aralık 2016’ya kadar 16 yıl boyunca Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Şehir Tiyatrosu’nda sanatçı olarak görev yaptı. Kayyım yönetimiyle birlikte belediye yönetmeliği değiştirildi ve Özcan Ateş gibi çok sayıda sanatçının onca yıllık emeği görmezden gelindi. Şehir Tiyatrosu sanatçıları, konservatuar mezunu olmadıkları sebebiyle görevden uzaklaştırıldı.

Özcan Ateş, işsiz kaldıktan sonra özel tiyatro yapmaya başladığını belirterek, yaşananların ardından sanata uzak kalmayı hiç düşünmediğini söyledi.

Kayyımlar sonrası oyunlarını sergilemek için sahne bulmak konusunda zorluk yaşadıklarını da belirten Ateş, geçmişte Diyarbakır Sanat Merkezi olarak bilinen küçük bir sahneyi kiralayıp çalışmalarına devam ettiklerini aktardı. Ateş, tüm ekip olarak Şehir Tiyatrosu’ndan atıldıklarını hatırlatarak aynı çalışma arkadaşları ile Amed Şehir Tiyatrosu’nu kurup yollarına devam ettiğini söyledi.

‘SANAT ALANINI BOŞ BIRAKMADIK’
AKP iktidarının, kültür çalışmalarında tekçi bir dayatmaya gittiğini belirten Özcan Ateş, baskılar nedeniyle sanat alanında farklılıkların yok olmaya mahkûm edildiğini söyledi. “Kendinden olmayan her kişi veya kurum yok edilmeyle yüz yüze kalıyor” diyen Ateş, ‘Bunun karşısında asıl ne yapmak gerekir?’ sorusuyla yola çıkan bir tiyatro olduğumuzu düşünüyorum. Bahsedilen süreçte en büyük baskı sanat, çocuk ve kadın üzerinde oluştu ve biz de buna karşı bu alanları boş bırakmayıp yolumuza devam ettik” değerlendirmesini yaptı.

Ateş, iktidarın yanında yer alan, askeri operasyonları destekleyen sanatçıları da eleştirdi. “Albümüm satsın, filmim izlensin” diye bu şekilde hareket eden sanatçılara tepki gösteren  Ateş, “sanatçıların savaştan yana tutum almaması gerekir” diye konuştu.

‘KAYYIMIN ÖZEL İSTEĞİ İLE ATILDIM’
Şehir Tiyatrosu’nda oyuncu olarak görev yaparken, kayyım sonrası işinden olan bir diğer isim de Rêzan Kaya oldu. Yedi yıllık emeğine karşılık “İşten çıkarılma gerekçem yok” diyen Kaya, birçok arkadaşının diploma nedeniyle işine son verildiğini, fakat kendisinin oyunculuk bölümü mezunu olduğunu belirtti.

“Kayyımın özel isteğiyle atıldım” diyen Rêzan Kaya, iş feshine dair herhangi bir tebliğ de yapılmadığını söyledi. Tüm tiyatro ekibinin aynı süreçte işsiz kalıp hemen akabinde yeni bir arayışa girdiklerini anlatan Kaya, “Sanattan uzak kalma gibi bir düşünceye giremeyecek bir hızla yeni yerde devam ettik” dedi. Kayyımlarla birlikte yurttaşların da tümüyle sanat kurumlarına uzak tutulduğunu belirten Kaya şunları söyledi: “Halkı uzaklaştırıp kendi krallıklarını mekânlar üzerinden de bize hissettirdiler. 17 yıllık süreçte ‘Tek dil, tek bayrak, tek din’ lafı bence süreci özetliyor. Toplumu yok etme, herkesi bireycileştirme süreci yaşandı. Zaten var ola gelen asimilasyon politikalarını artık daha açık gözümüze sokarak yapmaktalar. AKP, geride renksizleşen bir toplum bıraktı.”

‘KADINLAR DİZİLER SEBEBİYLE TECAVÜZE UĞRAYIP ÖLDÜRÜLÜYOR’
Rêzan Kaya, gelinen sürece dair, “Daha ne kadar maruz kalacağız, beni en çok korkutan ve cevabından çekindiğim soru bu” sözleriyle tedirginliğini de dile getirdi. İktidarın, sanatçılardan korkan bir anlayış içerisinde olduğunu da ifade eden Kaya, “Tarihin her aşamasında biliriz ki bir şeyleri değiştirecek olanlar o halkın sanatçılarıdır” dedi.

Rêzan Kaya, AKP’nin medya aracılığı ile toplumu şekillendirme amacı taşıdığının da altını çizdi. Özellikle dizi sektöründe kadın rolünün aşağılandığını anlatan Kaya, eleştirisini şu sözlerle dile getirdi:

“Dövülen kadın, öldürülen kadın, tecavüz edilen kadın, bekâreti sorgulanan kadın. Bütün kötü şeyler biz kadınlar için yaratılmış, iyilerse erkeklere. Öyle bir algı oluşturuyor ki bu dizilerde sanki olması gereken  o.  Ve erkekler de bu durum işlerine geldiği için kabul edip böyle yaşamaya başlıyorlar. Bir dönem nasıl ki bir dizi karakteri yüzünden herkes uzun mont giyiyordu, şimdi de bu diziler sebebiyle kadın dayak yiyor, tecavüze uğruyor, öldürülüyor. AKP’nin toplumu nasıl şekillendirdiğini gazetelerin üçüncü sayfasından takip edebiliriz. Ya da hemen yanı başımızdaki bir kadına yüzümüzü dönüp hikâyesini sorarak da…”

‘SANAT ALANLARI ÇÖKERTİLDİ’
Diyarbakır’da kayyımlara rağmen kültür faaliyetlerine devam eden tiyatro sanatçıları bir yana Ankara’da ise devlet sanatçıları, AKP Genel Merkezi’nde verilen bir akşam yemeği programında görevlendirildi. Memura siyaset yapma hakkı tanınmazken, devlet sanatçılarının irade dışı AKP programına götürülmelerine tepki geldi.

Kendisi de 30 yıllık devlet sanatçısı olan Kültür Sanat Sen Genel Başkanı Hülya Eryetli,“Günümüze kadar hiçbir siyasi parti merkezinde herhangi bir etkinliğe resmi görev ile giden sanatçı ne gördüm ne de duydum” dedi. Bir tür kültür erozyonu yaşandığını ifade eden Eryetli, sanat alanlarının adeta çökertildiğini söyledi.

Sanatçıların AKP programına götürülmesinde hiç bir hukuki dayanağın olmadığını vurgulayan Eryetli’nin, yapılan görevlendirmede hangi yetkililerin imzası bulunduğunun bilinmesi gerektiğini söyledi. “Bizler herhangi bir zümrenin değil, halkın gerçek sanatçılarıyız” diyen Eryetli hiçbir sanatçının propaganda aracı olmaması gerektiğini de ifade etti.

Günümüz sanatçılarının çalışma koşulları nedeniyle memnun olmadıklarını da belirten Eryetli, iktidarın, sanat kurumlarını kapatma niyetinde olup, kültür alanında bir tür kıyım yaptığını söyledi. Eryetli, Samsun Atatürk Kültür Merkezi’nin yıkılıp yerine fuar alanının yapılacağı duyumunu da paylaşırken, “Birileri kültür ve sanata, dolayısıyla topluma yön vermekte; toplum algıları ile toplum mühendisliğini bu yolda inşa etmektedir” eleştirisini yöneltti.

İŞTEN ÇIKARTILAN SANATÇILARA ÇAĞRI
“Sarayın sanatçıları” tartışmasıyla eleştirilerin odağında olan kimi isimlere de gönderme yapan Eryetli, “Kültür Sanat alanı yangın yeri iken popüler kültür temsilcileri olan bu sanatçıları, halkımız kendisi değerlendirecektir. Sanat ve sanatçı, siyasi iradelerin boyunduruğu altına girmez, tam tersi siyasiler üstü bir konumda olmalıdır” yorumunu yaptı.

AKP’nin kayyımlar sonrası kültür kurumlarına yönelimini de eleştiren Hülya Eryetli, “Kültür çalışmaları boyunduruk altında olmaz. Maalesef her gelen giden yönetimle kültür sanat yapısı da savruluyor. Bu durum sanatçılar için acı bir tablodur. Kayyum atamalarının da artık kaide noktasına gelmiş olması bir yaradır”  dedi.

Kayyımlarla birlikte işten çıkarılan sanatçılara dayanışma çağrısı da yapan Hülya Eryetli, kültür sanat alanında her zaman destek sunabileceklerini ifade ederek; “Fakat bu zamana dek bu yönlü bir başvuru almadık. Keşke bizlerle iletişim kurabilseler” diye konuştu.