Ulucanlar katliamında faillere değil aileye ceza

1
603

Ulucanlar Cezaevi’nde 26 Eylül 1999’da 10 tutuklunun yaşamını yitirdiği müdahaleye ilişkin, AYM’den aileye para cezası geldi. Ulucanlar Cezaevi’nde yaşamını yitiren Halil Türker’in ailesinin, “yaşam hakkı ihlali” iddiasıyla AYM’ye yaptığı başvuruya AYM, “başvuru hakkının kötüye kullanılması” iddiasıyla 2 bin TL para cezası verilmesine hükmetti.

 

Ulucanlar Cezaevi’nde 26 Eylül 1999’da yaşanan ölümlerle ilgili Anayasa Mahkemesi’ne “yaşam hakkı ihlali” gerekçesiyle yapılan başvuruda,  faillerin cezalandırılması beklenirken, başvuruyu yapan aileye para cezası verildi.

Ulucanlar Cezaevi’nde, 26 Eylül 1999’da koğuşların yetersizliği gerekçesiyle protestoya girişen siyasi tutuklu ve hükümlülere karşı jandarma tarafından düzenlenen operasyonda on kişi yaşamını yitirmişti. Yaşamını yitiren tutuklulardan biri de Halil Türker idi. Türker’in ailesi avukatları Kazım Bayraktar aracılığıyla 3 Şubat 2016  tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yaptı. Bayraktar, Türker’in yaşamını yitirmesiyle ilgili olarak, “yürütülen ceza soruşturması ile tam yargı davasının makul sürede tamamlanmaması, ayrıca tam yargı davasının haksız olarak reddedilmesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği” gerekçesiyle başvuruda bulundu.

Anayasa Mahkemesi, üç yıla yakın süre sonunda başvuruyu karara bağladı. Ancak ailenin “ihlal” gerekçesiyle yaptığı başvuru, “başvuru hakkının kötüye kullanılması” gerekçesiyle reddedildiği gibi, aileye de 2 bin TL para cezası verilmesine hükmedildi.

Kararda, başvurucuların aynı olayla ilgili benzer iddialarını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıdığı ve AİHM tarafından başvuruculara manevi tazminat ödenmesine karar verildiği anımsatıldı.

Mahkeme kararında AİHM kararından kısa bir süre sonra başvuruda bulunulduğu belirtilerek, “Başvuru formu ve eklerinde başvurucular tarafından AİHM’e yapılmış bahse konu başvuru ve ödenmesine karar verilen tazminat ile ilgili başvurucular tarafından Anayasa Mahkemesi’ne herhangi bir bilgi ve belge sunulmayıp, bu açıdan başvurucularca ileri sürülen iddiaların yanıltıcı beyan niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle başvurunun tümünün başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır” ifadelerine yer verildi. Mahkeme bu nedenle “başvurucular aleyhine başvuru hakkının kötüye kullanılması” gerekçesiyle 2 bin TL disiplin para cezası verilmesine hükmetti.

NE OLMUŞTU?
Ulucanlar Cezaevi’nde koğuşların yetersizliği gerekçesiyle protesto yapan siyasi tutuklu ve hükümlülere Jandarma Alay Komutanlığı’na bağlı özel tim ve Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı ekipler tarafından operasyon düzenlendi. Operasyonda, Ümit Altıntaş, Abuzer Çat, Önder Gençarslan, Nevzat Çiftçi, Mahir Emsalsiz, Halil Türker, Ahmet Savran, Aziz Dönmez, İsmet Kavaklıoğlu ve Zafer Kırbıyık, ateşli silahlarla öldürülmüş, onlarca tutuklu ve hükümlü ise ağır yaralanmıştı.

Öldürülen tutukluların tümünün ateşli silahlarla vurulduğu, olayda pompalı av tüfekleri kullanıldığı, atışların çok yakın mesafeden yapıldığı, cesetlerden bazılarının ağır darp nedeniyle tanınmayacak halde olduğu Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporlar da tespit edildi.

SANIKLAR BERAAT ETTİ
Operasyonda görevli 161 jandarmanın Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 49/1. maddesine göre “kasten öldürme ve yaralama” suçunu işledikleri iddiasıyla açılan davanın 18 Aralık 2008’deki duruşmasında tüm sanıklar hakkında beraat kararı verildi. Karar sonrası aileler Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu, mahkeme 9 Ağustos 2015’teki kararıyla yaşam hakkının usul yönünden ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Başvuruculara 20-25 bin liralık manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Aile aynı zamanda AİHM’e de başvuruda bulunmuştu. AİHM, aralarında Türker’in de bulunduğu yaşamını yitiren 8 kişi ile ağır yaralanan 9 kişi yönünden yaşam hakkının maddi ve usul boyutunun ihlal edildiğine hükmetmişti. AİHM, operasyonu gerçekleştiren jandarma görevlileri hakkında açılan kamu davasının 15 yılı aşkın süre geçmesine rağmen Yargıtay incelemesinin devam etmesi nedeniyle derdest olduğunu belirterek bu bakımdan söz konusu yargılamada olaydaki sorumluları tespit etmeyi sağlayacak somut bir ilerleme kaydedilmediği tespitinde bulunmuştu.

1 Yorum

Comments are closed.